ABD “çekiliyor” – Hasan Feramuz

Geçtiğimiz yılın sonlarında Trump’ın açıkladığı ABD askerlerinin Suriye’den çekilmeleri kararının yarattığı etkisi, kararın gerçekleşmesinden daha hızlı “ilerliyor”. Bunda özellikle ABD’ye “yakın” aktörlerin oluşacak yeni sahnede rol kapma savaşının payı ile İran’ın hedef alınmasının önemi büyük.

Güvenli Bölge

Çekilme kararı sonrasında yapılan “uyarılar” sonuncunda Trump tarafından getirilen yeni önerilerden en önemlisi “güvenli bölge” önerisi oldu. SDG’nin Menbiç kırsalına Rusya ve  Suriye güçlerini davet ederek bir ihtimalin daha olduğunu göstermesi, güvenli bölge önerisinin sunulmasının önemli nedeni.

Bu öneriyle ABD ilk olarak SDG’yi ve Suriye’deki zeminini kaybetmeyi istememekte. Diğer yandan ise Türkiye’nin isteğini “kısmen” karşılayarak Astana sürecinden koparıp yanına çekmeyi diliyor. Esas olarak iki müttefiğinin güçlerini birbirlerine karşı zayi etmemelerini arzulamakta.

Ankara’nın isteğini kısmen karşılamanın altında ise esas olarak “İran” hedefi yatıyor. ABD, güvenli bölgeyle SDG’deki “devrimci” unsurları zamanla ehlileştirileceğini düşünerek Türkiye’nin sınırlı gücünü İran’a yöneltmesini amaçlıyor.

Arap “Birliği”

ABD’nin İran’a yönelik bir diğer hamlesi ise “Araplardan” geliyor. Soykırım suçlusu Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in Şam ziyareti, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in tekrardan Şam büyükelçiliklerini açmalarının ardından Esad’ın Arap Birliğindeki koltuğunu tekrardan alacağının açıklanması bu hamlenin boyutunun büyüklüğünü ve önemini gösteriyor.

ABD, İran’ın Fars yayılmacılığı karşıtlığı üzerinden Arap ülkelerini bir araya getirip onların üzerinden Suriye’deki etkisini sürdürmekle birlikte Esad’a da yanaşması için bir koltuk sunuyor. Öte yandan Arap ülkeleri de İran’ın yanısıra Türkiye’nin Suriye’deki etkisini kırmak için bu rolü oynamaya sabırsızlandıkları görülüyor.

ABD’nin planları

Kapitalizmin yapısal krizi ve hegemonya krizinin zorlaması sonucunda alınan “çekilme” kararı ile ABD, sınırlı gücünü efektif kullanmakla birlikte sert-yumuşak güçlerini de duruma gore uygulamaya çalışıyor. Bunun için “müttefikleriden” yararlanmayı ihmal etmemekte.

Fakat bu müttefiklerinin hem içlerinde hem de dışlarında çelişen çıkarlarının açacağı sıkıntılar, ABD’nin planlarını suya düşürebilir. Kapitalizmin derinleşen krizini ve daha da önemlisi mayalanan halk direnişlerini göz önüne aldığımızda ABD’nin işinin hiç de kolay olmadığı görülüyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*