Açılmamış Bir Dava, Kapanmamış Bir Yara “Kader Ortakaya” – Meral Çınar

Share on Facebook125Tweet about this on Twitter

6 kasım 2014 tarihinde Suruç sınırında katledilen Kader’in davası bir yıldır açılmayı bekliyor. Savcılık, “delil yetersizliği var, cinayet değil, şarapnel parçası” demeye devam ediyor; ama onun ailesi, yoldaşları arkadaşları olarak bizimde bir sözümüz var, ne olursa olsun o dava açılacak, o tetiği çekenler yargılanacak… 

 

Kader 6 Kasım 2014 günü IŞİD çetelerinin Kobane halkı üzerindeki katliamlarına göğüs germek ve bu eli kanlı, katliamcı, cihatçı çetelere karşı bir kadın olarak savaşmak için gittiği Suruç sınırından Kobane’ye geçerken, T.C askeri tarafından sırtından vurularak katledildi.

Kader katledilmeden önce yaklaşık bir ay sınırda nöbet tutmuştu. Orada aldığı tutumlar, yaptığı konuşmalar, yaratmaya çalıştığı işçi sınıfı ve Özgürlük Hareketi ittifakından dolayı, bir kadın olduğu için hedef alınarak öldürüldü.

Bir yıl önce bu günlerde;  cihatçı çeteleri savunan, onlara yardım ve yataklık eden AKP hükümeti Kader’i katlederek Türkiye halklarına, genç kadınlara ve Türkiye Sosyalist Hareketine bir mesaj veriyordu.

Bu mesajı, 2015 yılı boyunca Suruç’da, Cizre’de, Ankara’da gerçekleştirdikleri bombalı katliamlarla, Aziz!in cenazesinin sınırın bu tarafına geçişini engelleyerek vermeye devam ettiler.  Bugün Aziz’in cenazesini vermeyenler dün Kader yoldaşımızı katledenlerdir.

Biz bu mesajları aldık. Sırtımızda taşıdığımız tabut sayısı kadar ağır artık yükümüz. Mücadelemiz daha sert, daha inatçı; sesimiz daha gür çıkacak.

Kader Ortakaya kimdir? 

Kaderle ilk tanıştığımızda bundan 7 sene önce, 2008 yılının bu aylarıydı. Karşımda bedeniyle ufak tefek ama duruşuyla dev gibi bir kadın oturuyordu.

Aslında, Kader’i tanımak için uzun yıllar tanışıyor olmanız gerekmezdi. Onunla bir kahve veya sigara içmeniz, barikatta omuz omuza direnmeniz, yolda yürürken kısa bir sohbet etmeniz bile yeterdi. Kürt ve kadın kimliğini taşıyarak komünist olmak öylesine ince bir işçilikle kendisiyle bütünleşmişti ki, diline, duruşuna, gülümseyişine bile yansıyordu.

Ortaokulu bile bitirmeden tekstil işçiliğine başlaması, ortaokulu ve liseyi açık öğretimden -bir yandan da işçilik yaparak- bitirmesi ve sonra da insanların tonlarca para yatırıp gittiği dershaneler aracılığıyla bile kazanamadığı üniversiteyi kazanması…

Aynı zamanda bir kadın olarak verdiği bu zorlu yaşam mücadelesi onun erkek egemenliğine karşı mücadelesinin resmini oluşturuyordu. İşte biraz da bu yüzdendir ki, IŞİD’ in erkek egemenliğinin en vahşi yüzünü Ortadoğu’dan tüm dünyaya yayan eylemleri, Kader’in öfkesini biliyordu.

Kader’i Kobane sınırına kadar götüren serüvenin arkasında böylesine mücadele ile geçmiş kısacık bir ömür durmaktadır. Yaşamak için direnmekle geçmiş bir ömür.

Kader işçi sınıfı mücadelesi verirken öne çıkardığı komünist kimliğini, Kürt kimliğiyle ortaklaştırmış ve halkların özgürlük mücadelesine can suyu olmuştur.

Bu bir tesadüf ya da aniden değişen bir durum değildir. Kader, bir ulusal hareket olan Özgürlük Hareketi içinde işçi sınıfının ve yoksulların varlığını ve öncülüğünü biliyordu. Bu yüzden, o sınırı geçerken komünist kimliğini asla arkada bırakmadı.

Gezi isyanı sırasında Eskişehir barikatlarında “Bize de bir Ali İsmail olmak, bize de bir gerilla gibi ölmek nasip olsun” ve “Eğer öyle ölürsem, tabutumu al sırtına devrim şehitlerine yakışır şekilde göm beni” demişti. İstediği gibi öldü, istediği gibi gömüldü ve bu şekilde anılmaya devam edecek.

O şimdi bir Ali İsmail, Arin Mirkan; o şimdi Soma’da ölen bir işçi; Ankara’da ölen bir barış güvercini, ücra bir köşede katledilen bir kadın…

Elbette biliyoruz, Kader’i hedef alarak katleden T.C devleti ve onun iktidarı AKP hükümeti, Kader’in katillerini aklamaya çalışacaktır. Ölümü üzerinden bir yıl geçmesine rağmen savcılık, “delil yetersizliği var, cinayet değil, şarapnel parçası” demeye devam ediyor; ama onun ailesi, yoldaşları arkadaşları olarak bizimde bir sözümüz var, ne olursa olsun o dava açılacak, o tetiği çekenler yargılanacak…

Rahat uyu yoldaşım! Kurşun sıkarak yok etmeye çalıştıkları kafandaki düşünceleri şimdi eskisinden daha da güçlü savunuyor yoldaşların. Söz veriyoruz, dost düşman duysun, sana, senin tarihsel eylemine ve büyük kopuşuna  layık olmaya çalışacağız.

Share on Facebook125Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir