AKP içi hiziplerin durumu – H. DURKAL

Share on Facebook10Tweet about this on Twitter

15 Temmuz Allah’ın lütfu mu bilinmez, ancak sonrasında Erdoğan, tutturduğu tempo ile hedeflerine ulaşma çabasında. Kitle seferberliği şimdilik yakıt tankını doldurmuş, yaratılan baskı ortamı şimdilik yolu açmış gibi görünebilir. Çok sayıda gücün çarpıştığı bir güçler alanında cereyan ediyor her şey. Dolayısıyla yolun sonunu kestirmek çok güç.

Erdoğan hedeflediği anayasal güvence ve başkanlık için geri dönülmez adımlar attıkça, Türkiye siyasetinin alışılagelen yapısı daha serinden sarsılıyor. Yıllar içerisinde oluşan siyasal dengelere dayatmalar yapılıyor. Burjuva güçlere dayatılan şey şu: Ya Erdoğan hareketi içerisinde eriyip tarihsel köklerinizi unutacaksınız, ya da her türlü terör destekçiliği ile suçlanıp hedef gösterileceksiniz.

Bu politika biçiminin yarattığı yüksek basınç, gerek AKP içerisinde, gerekse AKP dışında birçok siyasal figürü yuttu. Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu bunun en bariz örnekleri.

Muhalefetin hassas dili

Erdoğan’ın sert siyaset tarzı, yalnızca parti dışı muhalefeti değil, parti içerisindeki muhalefeti ve fraksiyonlaşmayı da daha doğmadan eziyor. Türk devlet yapısını en net biçimde temsil eden ve her biri birer devlet partisi konumunda olan Türk burjuva partilerinde zaten parti içi fraksiyonların kaderi her zaman ihraç/itibarsızlaştırma olmuştur.

Erdoğan hareketi bunu yüksek perdeden yapıyor. Eline aldığı FETÖ sopasını, işine gelmeyen herkesin sırtına indiriyor.

Böyle bir durumda parti içi muhalefet bu damgayı yememek için oldukça hassas bir dil icat ederek Türk burjuva siyasetçilerinin hizmetine sunuyor.

Abdullah Gül sendromu

Örneğin Abdullah Gül. Dönem dönem ortaya çıkarak tutturabileceği en ince dili tutturarak “biri”lerine mesajlar veriyor. Meclis Darbe Girişimi Araştırma Komisyonunun sorularına verdiği cevaplarda “başka”ca düşüncelerini ifade ediyor. “Önemli olan husus, bir ülkede darbe düşüncesinin hiçbir zaman akla hayale gelmeyeceği bir iklimi oluşturabilmektir… Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel insan haklarını garanti altına alacak, kuvvetler ayrılığına dayalı yüksek standartlarda demokratik bir sistemi inşa etmek gerekmektedir.”

Verilen mesaj net: Başkanlığa karşıyım. Tüm partinin başkanlığı desteklediği düşüncesine kapılmayın. Ey burjuva güçler ben sizin sermaye dolaşımınızı riske edebilecek her türlü maceradan uzağım.

Farklı çizginin ilanı

Daha önce defalarca Abdullah Gül ya da bir başkası (Mehmet Şimşek, Ali Babacan, Bülent Arınç vs.) farklı çizgilerini çeşitli biçimlerde ortaya koydular. Bu ifade ediş tarzları çoğu zaman oldukça hassas bir şekildeydi. Ancak bunlar hiçbir zaman partiden kopuşmaya işaret etmedi. Bu söylemleri takip eden söylemler ilişkileri daha da kopuşturacak söylemler değil, daha çok yeniden denge kurmaya yönelik söylemler oldu.

Bu tarz Türkiye burjuva siyasetinin genetik kodlarını açığa döker. İtaatin ve devlete bağlılığın öğretildiği yer olan burjuva partileri bu ilkelerin dışına kolay kolay çıkmazlar. AKP içerisinde fraksiyonlar olduğu bir gerçeklik. Ancak bu fraksiyonların kendilerini rahatça ifade edebilecekleri tek ortam, artık AKP gibi bir gerçekliğin olmadığı bir ortamdır. Kılıçların dışarıdan bir destek olmadığı sürece çekilmesi oldukça zordur.

Share on Facebook10Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir