AKP’nin çaresizliği: Kayyımlar – Hasan Feramuz

Darbe girişiminin hemen ardından Eylül 2016’da başlayan kayyım atamaları, 31 Mart seçimlerinin dumanı dağılmadan uygulanmaya devam ediliyor. AKP-MHP bloğunun çaresizce sarıldığı kayyım hamlesi, özellikle halkın direnişiyle giderek etkisini kaybetmekle birlikte ters tepmenin emarelerini taşıyor.

Alınmayan “ders”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yenikapı Mitingi’yle somutlaşan AKP-MHP bloğunun, faşizmi inşa etmek adına attıkları ilk adımlardan biri Kürt halkının iradesini ve direnişini sindirmeye, yok etmeye yönelikti. Bu nedenle artık klasikleşmiş olan baskılar, tutuklamalar, gözaltılar vb. yanı sıra belediyelere kayyımlar atanarak halkın iradesini yok etmek, halkçı bir yerel yönetimin nüvelerini tamamen ortadan kaldırmak hedeflenmişti.

OHAL’den kaynaklı olarak kayyımlara yönelik tepkiler o dönemde belli bir sınırlılık taşımış, fakat çeşitli biçimlerde kendini de göstermişti.

Nitekim biriken bu tepkiler ilk olarak 2017 referandumunda, ardından 2018 seçimlerinde kendini göstermiş ve nihai tokadını 2019 yerel seçimlerinde vurmuştu. Kayyım atanan belediyelerin büyük çoğunluğu halkın iradesiyle geri alınmış, üzerine büyükşehirlerde de AKP-MHP bloğuna dersi verilmişti.

Engelleme çabaları

Fakat AKP-MHP bloğunun, verilen bu dersi “yaşanmamış” saymak için tekrardan kayyım hamlesine başvurmaktan imtina etmemesinin altında yatan temel neden ise halkın iradesi. Faşizmin inşasının önündeki en önemli engellerden biri olan Kürt halkının iradesini yok etmek hem ülke içerisindeki siyasal durumdan hem de bölgedeki güç ilişkilerinden dolayı AKP-MHP bloğu için hayati bir nitelik taşıyor.

AKP-MHP bloğu, içerideki “hegemonyasını” sürdürmenin, özellikle İstanbul, Mersin ve Adana gibi büyükşehir belediyelerini kaybetmesine neden olan ve “Batı’daki” demokrasi güçleriyle birleşen Kürt halkının iradesinin daha fazla “ileri” gitmesini engellemekle birlikte “Batı’daki” demokrasi güçlerinin de bu iradeyle yakınlaşmasını önlemekten geçtiğinin farkında. Bunu da belediyeleri kriminalize ederek sağlamaya çalışıyor.

Fakat kayyımların kralları ve padişahları kıskandıran şatafatları ile Yenikapı ruhunun yeni temsilcileri “Cliolar”, demokrasi güçlerinin daha da yakınlaşmasını sağlıyor.

Ters etki

Diğer yandan Fırat’ın doğusuna girip “vatan, millet, Sakarya” düsturuyla ekonomik krizi, devlet krizini vb. unutturup herkesi kendi arkasına dizmeyi başaramayan AKP-MHP bloku, sınırın altındaki iradeyle üstündeki iradenin birleşerek neo-Osmanlıcı hayallerinin köküne kibrit suyu dökülmesine mani olmaya çabalıyor. Fakat sınırın altındaki iradenin BM nezdinde kabul görmesi, bu çabanın giderek boşa düştüğünü gösteriyor.

Hem içeride hem dışarıda AKP-MHP blokunun varlığını sürdürmesine yardımcı olması beklenen kayyım hamlesi, halk direnişi sayesinde istenilen sonucu vermemekle birlikte bloğa da ters etkisini göstermeye başladı. Bu etkinin niteliğini ise halkın direnişinin sürekliliği ve gücü belirleyecek.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*