AKP’ye neler oluyor? – Kader Ortakaya

AKP çatlıyor mu?

“Ustalık” dönemi icraatları, akvaryuma sokmaya çalıştığı halk güçlerine çarptı. AKP Haziran’da duvara tosladı. Şimdi de çözülme sinyalleri geliyor.

Hala tek vücut bir AKP’den söz etmek, sizce doğru mu?

Arınç’ın açıklamaları, öncesinde yaşanan gelişmelerle, destekçi sağ ve sol liberallerin kopuşması ve Cemaat çatlağıyla birlikte değerlendirilmeli.

En geniş çeperden içe doğru kopan halkalar, iktidar alanını içe doğru büzüştürüyor.

Önce AKP, destekçilerini kaybederek yalnızlaştı, şimdi de kendi içinde çatlama başladı ve iktidar alanı, AKP içindeki Erdoğan fraksiyonuna doğru sıkışıp daraldı.

Hesaplar tutmuyor.

Esad’ın ve Hizbullah’ın kazandığı askeri zaferler, Rojava’da artık tartışılmaz bir güç haline gelen PYD… Bunların karşısında güç kaybedip istikrarsızlaşan ÖSO. Sahibini vuran silah misali, ABD için tehdit haline gelen El Kaide ve El Nusra gibi örgütler… Bu gelişmeler ABD’nin pozisyonunu gözden geçirmesine sebep oluyor.

AKP’ye de, ayakları yanmadan Ortadoğu’da yol yürüyemeceği öğretiliyor.

Tayyip, son ABD ziyaretinden “ikazlarla” döndü.

Kendisini iktidara taşıyan gücün rotasına göre yol gidebileceğini, kendi başına bir güç olarak, oyunun kurallarının dışına çıktığında, anında diskalifiye edileceği gerçeği yüzüne çarpıldı.

Yenilen tokat etkili olmuş ki, AKP savunduğu politikalardan çark etmeye çalışıyor.

Daha dün dost ilan edilen El Nusra, Tayyip tarafından “terör” örgütü ilan edidi.

Kürdistanda her gün “Gezi” var.

Kürdistan’da her gün binlerce insan AKP politikalarına karşı sokağa dökülüyor.

Rojava’ya kaydırılan PKK-TC silahlı savaşı, evine dönüyor.

Evet, henüz her iki taraf silah kullanmıyor.

AKP, seçimler öncesi PKK ile silahlı savaşın başlamasından korksa da, saldırgan politikasından geri adım atmıyor.

AKP’nin yeni “açılımı”: “içerden” saldırı. Hain arıyorlar!

Seçilen aktörler ise, Hizbullah ( HÜDA-PAR) ve yeni “Burkaylar” olarak Barzani ve Şivan.  Barzani, AKP’ nin Suriye politikasına yedeklendi ve şimdi de AKP-Barzani işbirliği “sınır”içine doğru sızıyor. Şivan da, ihaneti süsleyecekmiş! Yazıklar olsun!

Çember daralıyor

AKP- Cemaat çatlağı iyice yarıldı. Dershanelerini kapatarak, cemaate karşı hamle yapılınca, Gülen, apar topar kaset yayımlayıp, Erdoğan’a, “firavun” diyor.

Kürt Özgürlük Hareketi ve Gezi,  AKP’nin sahte “demokrat” maskesini düşürdü.  AKP ye “Yetmez ama evet” destekleriyle bilinen liberal kanattan H. Cemal, C. Çandar yaprak dökümünü başlattı.

Her şey “sandık” için!

Cengiz Çandar, Erdoğan’a, iktidarını borçlu olduğu, ABD ve sermaye güçlerini hatırlattı ve bu güçler adına Erdoğan’ı tehdit etti.

Erdoğan var gücüyle sandığa yükleniyor. En son “kızlı-erkekli ev” tartışmasının amacı muhafazakar oyları sağlama almak. Devamını beklemeliyiz.

Yıllarca AKP’yi destekleyen Nazlı Ilıcak “utanıyorum” derken, Mehmet Barlas “Bu kadar zırvaya ben bile bahane bulamam” diyor. Liberallerin bir halkası daha kopuşuyor.

Bülent Arınç “Ben sadece bakan değilim” derken doğru söylemiyor mu?

Peki halk güçleri ?

ABD ve yerel sermayenin güçleri, ülkenin geleceğinin rotasını çizmek, yeni bir“format atmak”  istiyorlar.

Erdoğan’ın tıkanışı, onları yeni arayışlara doğru itti. AKP içinden “liberal-islam” (Fethullah- Gül- Arınç) bir muhalefet çıkarmanın olanakları yoklanıyor. İktidar olamasa da muhalefet olarak, merkez-liberal bir konumu “sol” maskesiyle güçlendirme hamlesi de, Sarıgül- CHP ile deneniyor. Hangisini/hangilerini parlatacaklarını güç dengeleri belirleyecek.

AKP’yi alt-üst eden, O’nu adeta ateş çemberi ortasındaki akrep haline getiren, Gezi’ciler ve Kürt halkı.

Halk güçlerinin bir seçenek ve daha öteye, doğrudan belirleyici güç olması için gerekli koşullar, uzun süredir hiç bu kadar çok olgunlaşmamıştı.

14 Kasım 2013

Leave a comment

Your email address will not be published.


*