Alevi Bezirgânları – Rıza ÇELİK

Share on Facebook40Tweet about this on Twitter

“Nesini söyleyeyim canım efendim / Gayri düzen tutmaz telimiz bizim / Arzuhal eylesem deftere sığmaz / Omuzdan kırılmış kolumuz bizim”

Ozan Serdari’nin bu şiiri Osmanlı’nın zulmüne karşı bir serzeniş olarak yazmış olduğu düşünülmektedir. Omuzdan kırılan kol günümüzde Aleviliğin iç meselesi olarak kabul edilebilir.

Hâkim ideoloji yüzyıllarca Alevileri kendi sistemlerine dâhil etmek için katletti, zulmetti, sürgün etti, ideolojisini her alanda dayattı. Buna rağmen yakın geçmişe kadar Aleviler kadim inançlarından vazgeçmemek uğruna mücadele ettiler. Ancak “ağacın kurdu içindedir” misali kendi içimizdeki kurtlar yüzünden “omuzdan kırılmıştır kolumuz bizim”.

Pir Sultan Abdal, Osmanlı’ya eğitime gidecek olan Hızır Paşa’ya : ”Sen gider Osmanlı’ya paşa olursun, gelir de bizi asarsın.” demiş. Bu öngörüsü doğru çıkmış. Hızır Paşa, “devletin bekası” için pirinin katlinin fermanı olmuştur.

Yeni Dönem Hızır Paşalar

Hızır Paşalar hiç bitmedi, don değiştirip karşımıza farklı kişiliklerle (!) çıktılar. Bozuk düzenden nemalanmaya çalışan çıkarcı dernek yönetimleri, yobaz yol önderleri ve onları ilahlaştıranlar içimizi günbegün kemirip değerlerimizi tüketmeye başladılar.

Kadim inancı özü ile bilip taşımanın yolu; pirini, rehberini, ozanını tanıyıp onların izinden gitmekle olur. Yunus’u, Abdal Musa’yı, Kaygusuz’u, Mansur’u, Bektaş Veli’yi, Kadıncık Ana’yı Koca Haydar’ı, Şah Sultan’ı ve daha nice pir ve ozanları okumadan, bilmeden “yol” öğrenilemez de, anlatılamaz da. Aleviliğin üzerine kurulu olan sistem “rızalık toplumudur”; kâmil insanı hedefler. Bilgelikten, nitelikli toplumdan dem vurulur. Ortaklaşacı, komün geleneğini sürdürmek ister. Mevkii, makamı, statüyü reddeder. Tek eşlidir, eşitlikçidir, cinsiyetçi değildir, ırklar üstüdür, insanı ve doğayı merkeze alır.

Aleviliğin bu minvalde var olduğunu bilmeyen, bilmek istemeyen şahıslar Aleviliği hangi düzeyde var edebilir?

Alevilikteki Yabancılaşma

Aleviliğin içindeki tüm değerleri tüketip Kuran ile, ayet ile, İslami ritüellerle Aleviliği hızla yok oluşa sürükleten din bezirgânları, dernek ve vakıf yöneticileri, üyeleri dede ve hocaları özden o denli uzaklaştılar ki “öz” yabancı oldu güncel durumda. Alevi toplumunu nitelikli hale getiren cemlerdeki olgular; öz darı, lokma, rızalık gibi kültler kalkmış yerine ayetler ve hadisler getirtilmiş; cemler ezberle tekrarlanan sıkıcı bir ayin haline dönüştürülmüştür. Şüphesiz ki bu aklın ardında yine bu din bezirgânları yer almaktadır.

Alevi bezirgânları başta Alevi terimlerini değiştirip Alevi kurumlarını ticarethaneye çevirdiler. “Hakkullah” anlayışını kullanıp ceplerini doldurdular. Yolu dervişlikten geçen önderlik sistemini küçük burjuva din tüccarlığına götürdüler. Alevi toplumunu gericileştirmek için kurumları kemirdiler. “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde” diyen pirin çağrısına karşılık cemlerinde kadınları erkeklerden ayrı oturtmaya başladılar. Uzun kollu, uzun etekli, başörtülü kıyafetler giydirttiler. Cemlerde deyişler, Alevi felsefesi, insanlığa dair konular, evrensel sorunlar, ikramlar ve lokmalar yer alırken İslam siyasetinden;cennet cehennem, sevap günahtan bahseder oldular. El etek öptürme gericiliğine yer verilmezken el etek öptürür oldular.Üzerimize uymayan bir giysiyi üzerimize giydirmeye çalıştılar. Aleviler ritüellerinde ellerini kalplerinin üzerine koyup niyaz ederek Hakkı özünde ararlarken bu din bezirgânları, canları uzay boşluğundaki Tanrı’ya yöneltip öz kimliklerinden uzaklaştırdılar. Gençleri yok sayıp onlara söz hakkı vermeyip gençliğin gelişimine ve bilgilenmesine katkıda bulunmadılar. Gençleri okumaya, sorgulamaya, Alevi tarihsel kimliği ile buluşturmaya yöneltmek yerine “kul” kültürü ile kimliksizleştirmeye çalıştılar. Çok iyi biliyorlardı ki gençlik gelişirse kendileri için tehlike unsuru olurdu; yılan deliklerine çomak sokulurdu.

Bu siyasetin ardında iktidara yakın olma, yönelme eğilimlerini olduğu aşikâr. Keza seçim süreçlerinde düzen partilerini işaret edip Alevilerin o yapılarda yer alması için çabalayanlar da yine bu sahtekârlardan başkaları değillerdir.

Aleviliği bozguna uğratıp düzene altın tepside sunmak isteyen din bezirgânlarının karşısında hâkim sınıfa karşı durduğumuz gibi durup mücadele edeceğiz. Bu mücadele kadim Alevi kültünün sistem içine itilmesine engel olunması için gerek ve şarttır.

Aşk ile…

27.06.2016

Share on Facebook40Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir