Alevi Hareketi ve hakikatin inşası – Sema Doğan

Alevi inancında hakikat aslında hem yolun kendisi hem de yolda en çok ulaşmaya çalıştığınız durumdur. Hakikat hem bir arayış hem de bir kavrayıştır.

Dünyaya bugünden baktığımızda bir kaosun içinde şekillenen kimlikler, cinsiyetler, halklar, inançlar yani yok sayılan tüm ezilenler kendilerine yol açma istemiyle her zamankinden daha güçlü bir arayışın içinde.

İşsizlik ve pahalılık, yoksulluğu ve umutsuzluğu beraberinde getiriyorken, hayatlar siyanürün mü yoksa başka bir şeyin mi çözüm olduğunu tartışmaya kadar geldi.

Demokratikleşme ve laikliğin temel toplumsal güçlerinden biri olan Alevi kimliği de bu tartışmalardan nasibini alıyor. Alevilere yönelik saldırılar ve asimilasyon çalışmaları her geçen gün kapsam alanını genişletiyor.

Aleviliği yok sayanlar oy için Alevileri gündemleştiriyor, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın en üst yetkilileri Mersin Cemevi’ni ziyaret ediyor, Kars Sarıkamış’ta bir Alevi köyü olan Aşağısallıpınar’a cami yaptırılıyor, Adıyaman Belören Beldesi’nde bulunan çok programlı lise müdürü öğrencilere Menzil tarikatının yayını olan Semerkant dergisini dağıtıyor, Alevi öğrencilerine namaz kılmaları için baskı yapılıyor, İzmir’de Alevi yurttaşların evine çarpı atılıyor, AABK Onursal Başkanı Turgut Öker’e “Yurtdışı çıkış yasağı” veriliyor, Star yazarı Ahmet Kekeç CHP’deki Alevi kimlikli siyasetçileri sayarak “CHP’deki terör damarı mezhepçi bir gruptan besleniyor” diyerek hedef gösteriyor ve daha onlarca asimilasyon, baskı ve hak gaspı.

Tüm bunlar, Alevilere ve Alevi hareketine bir hakikati dayatıyor, Aleviler yeni dönemi nasıl tanımlayacak ve yeni bir ruhla tekrardan nasıl konumlanacak?

Alevi hareketinin sınırları

Aleviler uzun zamandır, 90’larla birlikte somutlaşan mücadele yönteminin o dönem için geçerli olduğu ama bu döneme yetmediğinin tahlilini yapıyor, bir kazanım olan dernekleşmenin aynı zamanda mücadeleyi sığlaştırdığını da konuşuyor.

Veyahut egemen sistemi değiştiremeyeceğine inanan yol düşkünlerinin olduğunu hatta bunların Aleviliği devlet güdümünde Sünniliğin gölgesinde bir sığıntı yaptığını, Aleviliğin birikmiş tepkilerini devlet karşısında pazarlık gücü yaptığını, egemen güçlere yedeklendiğini de tahlil ediyor.

Yeni bir yol nasıl inşa edilecek?

Alevi toplumu ve kurumları sıkıştığı-sıkıştırıldığı “Asıl Alevilik nedir, Alevi kimdir?” tartışmasının çok ötesinde bir hakikatten bahsetmeli.

Sorduğumuz sorular yeniyi keşfetmekte önemli.

Aleviler bugün Gezi ruhunu kendi mücadele hattında nasıl var edecek?

Demokrasinin esamesinin okunmadığı Türkiye’de kimle/lerle yan yana yürüyecek?

Kendi kurumlarında bile rızalığı inşa edemiyorken varolan bürokrasiyi nasıl ortadan kaldıracak?

En çok benim adım geçsin, en çok bana kültür merkezi görünümlü Cemevi devredilsin -yasal statüsü bile verilmeyen- tartışmasından çıkıp, Alevi toplumunun gerçek taleplerini nasıl gündemleştirecek? Tam da bu nedenle hakikat gizlenemeyecek kadar kutsalsa, onu ortaya çıkarmak için yeni bir yola ihtiyaç varsa, Aleviler gündelik yaşamın içinde inancını yaşarken temel düsturlarından biri olan “mazlumun yanında, zalimin karşısında olma” düsturunu sadece hatırlamamalı onu inşa etmeli.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*