Amed ve Taksim – Kader Ortakaya

Toplumsal Özgürlük Gazetesi-Şubat 2014 Sayısı

24.02.2014

Kürt Özgürlük Hareketi’nin, Demokratik Özerklik mücadelesi, Türkiye halklarının, Demokratik Cumhuriyet mücadelesinden bağımsız değildir.

AKP-Cemaat kliğinin, kurucu inşaat “işçiliğini” yaptığı sermayenin yeni rejiminin ana amaçlarından biri de, Kürt Özgürlük Hareketi’ni askeri darbelerle yenerek veya çürüterek ya da bölerek, yok etmek, tasfiye etmekti.

Şimdi, Cemaat’le kopuşma sonrasında, Erdoğan merkezli ve eskisinden daha yoğun bir totaliter-oligarşik yapıya doğru yol alan yeni rejim, eski rotasından sapmıyor. Amaç, Gezi’yi ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni sindirmek.

Elbette, sahnede sadece Erdoğan yok.

Erdoğan’ın boynundaki iplerden biri sermaye güçlerinin elindeyse, farklı karakterde başka bir ip, Gezi ve Kürt Hareketi’nin yaratacağı, 3. cephenin elinde.

Yeni rejim, Kürtlere karşı kılıç kuşanıyor.

Erdoğan’ın kendi yörüngesine yerleştirdiği HSYK, MİT, Emniyet, Ordu vd., rejimin her aygıtı, aynı zamanda tasfiye sürecine hizmet edecek şekilde re-organize ediliyor.
MİT, AKP’nin yeraltı örgütü gibi çalışıyor. Paris katliamından Suriye’de YPG’ye karşı savaşa, Öcalan’ı itibarsızlaştırmayı amaçlayan videolara uzanan bir hatta, tasfiye sürecinin her noktasında her alıyor. Bir dönemin JİTEM’i bugün MİT olmuş.
Polis ise gençlik kolları gibi… Tasfiye sürecinin imkanlarını kullanarak, Kürdistan’daki işgali derinleştiriyor.

Roboski’nin taşeronu Ordu, Erdoğan zırhı ile bir çeper daha güçlendiriliyor. Bu da Roboski’nin ilk olmadığı gibi son katliam da olmayacağını gösteriyor.

Kendisini HSYK’ya başkan olarak atayan Erdoğan’nın, hapishanelerin kapasitelerini arttıracağı malum.

İşte, Erdoğan, Kürtler için böylesi kumpaslar kurarken, aynı zamanda onlardan destek de bekliyor.

AKP ve Kürtler

Öcalan’ın, kendileri içincan suyu değerindeki, -ateşe benzin taşımayacağız- söylemini, “be serok jiyan nabe” sloganlarıyla karşılayan Erdoğan fraksiyonu, elini güçlendirmeye çalışıyor.

AKP, vebalı bedene merhem misali, yeni rejimi sürekli yeni paketlerle süsleyerek, demokrasi serapları yaratıyor. Böylece Kürtleri yedeğine almayı hesaplıyor.

BDP içinde konumlanan Kürt burjuvaları da, Barzani’nin el vermesiyle güçleniyor. Tıpkı AKP gibi, Kürt Hareketi’nin devrimci dinamiklerle ittifak yapmasının önüne geçmeye çalışıyorlar. Kürt Özgürlük Hareketi’nin, liberal güçlerle yan yana gelmesini ve yeni rejime bir biçimde uyum göstermesini istiyorlar. Onlar için önemli olan kendi sermaye birikim koşullarının oluşması.

On yıllar süren mücadele deneyimi, Kürt Özgürlük Hareketi’ne, muazzam bir taktik-manevra kabiliyeti kazandırmıştır. Şimdiye kadar sürdürdüğü politik hat, böylesi süreçlerden kazanımlarla çıktığına şahitlik ediyor. Lakin, hareketin sınıflar mücadelesi pratiği ve teorisiyle mesafeli duruşu, risk faktörünü yükseltiyor. 

Kazanımların artışı ve bölgede alınan inisiyatifin sürekli güçlenmesi, yarattığı olağanüstü gerilimlerin zorlaması ve sürekli yenileri gelen yol ayrımları/kavşaklarla, Kürt Özgürlük Hareketi’ne sınıfsal hesaplaşmayı dayatabilir.

Özerklik, neden olmasın?
AKP, yerel seçimler sürecinde daha çok güçlenerek çıkan Kürt Özgürlük Hareketi’ne, yeniden bir “dejavu” yaşatabilir. Çatışmalar, tutuklamalar yeniden başlayabilir.
AKP’nin hegemonyası, Kürdistan’da kırıldı. Kürt Özgürlük Hareketi’nin yerel seçimlerde AKP’yi hezimete uğratma olasılığı da çok güçlü. Bu durum, Kuzey Kürdistan’da fiili özerklik halinin yaratılmasının önünü açabilir.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin, Demokratik Özerklik mücadelesi, Türkiye halklarının, Demokratik Cumhuriyet mücadelesinden bağımsız değil. Halk güçlerinin mücadeleleri ortaklaştıkça, onlara iktidarın yolu açılacaktır.

Türkiye ve dünya konjonktürünün girdiği böylesi bir tarihsel moment, Gezi’yi kalıcılaştırırken, Kürt Özgürlük Hareketi’ne de sürekli olarak yeni “kararlar” vermeyi dayatıyor.

Gezi ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin oluşturacağı direniş ekseni, ancak böylesi bir politik ortaklaşma, yok etme-tasfiye politikalarını boşa düşürerek, özgürlük yolunu açabilir.

Egemenler, kendi aralarında en çok çatıştıkları günümüzde bile direniş eksenlerine topyekun saldırırken, ezilenlerin mücadeleleri neden birleşmesin?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir