Antifaşist Tribün Hareketi – Haluk KOŞAR

Share on Facebook94Tweet about this on Twitter

Türkiye’de antifaşist tribün hareketinin geçmişi çok eski gibi gözükse de gerçekte son on yıla yayılmış bir harekettir. Ve şekli, şemali, sınırları tam belirlenmemiş ve daha çok da simgeler üzerinden yürüyen ve tabiri caiz ise hemen tüketilmeye açık bir harekettir. Önemlidir ve önemli olduğu kadar da önem gösterilmemektedir.

Ülkemizde antifaşist taraftar hareketleri kendilerini ifade eden bir sözleşmeden çoğunlukla yoksundur. Burada sözleşme olarak anlatılmak istenen hareketin kendini tanımladığı, sözünü söylediği bir metin, manifesto vb şeylerdir. Bu tip metinler önemlidir çünkü ne olduğunuz ve neyi yapmak için bir araya geldiğinizin açık ifadesidir. Yaptığınız ya da yapmadığınız bir hareket ancak böylesi bir sözleşmeye bakılarak yargılanabilinir. Aksi, kemiksiz ve biçimsiz bir bir araya geliştir. Kastedilen uzun, ağır, teorik metinler değildir. Bir kaç cümle bile bir çok şeyi anlatır. Bu bir kaç cümle kendi içinde oldukça derin ve neyin yapılması ve yapılmaması gerektiğini anlatan bir bütünü oluşturur. İş kendinizi nasıl ifade ettiğinizdir.

Che görse kovalar

Simge kullanımları ancak böylesi bir tanımlamanın ardından gelmelidir. Altı en basitinden kendinizi tanımlayan ilkeler ile doldurulmamış simge kullanımı temelsiz ve popülist bir yaklaşımdır. Oldukça fazla örneği var bu tip popülist kullanımların. Anarşist A’lar, Che bayrakları, antifaşist simgelerle donanmış nice tribün grubu rantın içinde, güvenlik güçleri ve yöneticilerle sarmaş dolaş olmuş haldedir. Kendini antifaşist olarak adlandırdığınız anda doğallığında bir sınır çizilmiş olur ve bu sınır da sizi her tür rant ilişkisinden, faşizmin simgesi olmuş her tür kurum ve kuruluştan bağımsızlaştırır. Böylesi durumların panzehri kendini tanımlamadır. Che resmi kullanılınca maalesef antifaşist olunmuyor.

Üzerinde Che resminin olduğu bir atkıyı takıp tribünde ırkçı sloganlara eşlik edildiğine çokça rastlıyoruz. Yapılan kimi hareketleri Che görse yattığı yerden kalkıp yapanları kovalar. Antifaşist taraftar grubu aynı zamanda antifaşist bir okuldur. Faşizmin insana ve yaşama dair her tür yıkıcı etkisine karşı tribünden yükselen sestir ve bu sesin yükselebilmesi için gırtlak kadar bilincin de sağlam olması gerekir. Bu bilincin sağlamlığını sağlayacak olan şey ise oluşmuş olan bu tip tribün gruplarının kendi içlerinde oluşturdukları disiplin ve işleyiştir. Antifaşizm net ve değiştirilmez bir ilkedir. Bu anlamıyla ilkeden taviz verilmez ve her tür ihlal son derece sert bir biçimde karşı durulması gereken bir durumdur.

Faşist karakterin (bu ister devlet olur isterse bir yönetici veya grup üyesi) yarattığı her tür etki antifaşist hareketin net tutumuyla karşılaşır. Bu noktada grup ya da hareket asla ve asla bu etkinin bir parçası olamaz. Parçası olması demek antifaşizmin sulandırılması ve harekete mikrop bulaştırılması demektir. Her tür kavramın ve anlayışın egemen güçler tarafından sulandırıldığı gerçeğini göz ardı etmeden net bir duruş ve tutum sergilemek antifaşist taraftar hareketin güçlenmesini sağlayacaktır. Kafaların karıştığı, her tür olumsuz hareketle kucak kucağa gelmiş bir antifaşist taraftar hareketi hiç bir derde derman olmaz.

Düşmanımın düşmanı dostum mudur?

Taraftar hareketi yapısı gereği oldukça kozmopolit bir alanda varolmaktadır. Özellikle ülkemiz gibi karmaşık yapılı tribünlerin olduğu yerlerde bu kozmopolit yapı ister istemez çok farklı kitlelerle yan yana gelmeyi de gerektirir. Yan yana gelişlerin ilkesiz bir biçimde olması daha doğrusu antifaşist taraftar topluluklarının kendi ilkeleriyle sınırlarını çizmemesi de yukarda bahsettiğimiz hastalıklı durumu farklı bir biçimde yaratır. Bu noktada ülke tribünlerinin gereksiz bir biçimde ortaya çıkarttığı çeşitli takımlar arası düşmanlıklar ve dostluklar da bu ilkesiz birlikler ile birlikte garip sulara yelken açmayı gerektirdiği de gözlemlenmektedir. Sırf yerel rakibine düşman diye ırkçı gruplarla anlamsız dostluklar kurulabilmektedir. Dost diye tanımlananların ne kadar anti faşist taraftar hareketinin sınırları içinde bulunduğu gözlemlenmeden yapılan hareketlerin dönüştürücü etkisi maalesef karşı taraf üzerinde olmamaktadır.

Tribün pek çok açıdan her tür iş birliği ve dayanışmanın olduğu bir yerdir. Bu inkar edilemez. O basamaklarda yapı omuz omuza olmayı gerektirir. Ama dediğimiz gibi bu omuz omuza olma durumu mutlaka ve mutlaka kendi ilkelerinle kendini tanımlamayla olmalıdır.

Siyaset-sizsiniz

Antifaşist taraftar hareketi özünde politiktir. Bu politiklik salt ülke politikasına bir duyarlılık göstermek şeklinde algılanmamalıdır. Bulunulan alanın kendi çıkarları ve bir politikası doğallığında vardır. Bu alana sırt çevirip salt ülke politikasına göz dikmek de farklı bir popülizmdir. Kendi sorunlarına karşı duyarlı olmak anti faşist taraftar hareketinin başlıca sorunlarından olmalıdır. Dağ gibi sorun genel taraftar hareketinin önünde yığılmışken bunlarla uğraşmamak bu hareketin muhalif yanının törpülenmesi, kendi bacağına sıkması demektir. Özünde kendi varlığını da etkileyecek bu tip girişimlere karşı çıkmak ve bütün taraftarları da bu karşı çıkışa davet etmek taraftar hareketinin, niteliği farketmeksizin, görevidir. Deplasman yasakları, pahalı bilet politikaları, Passolig, taraftarlara yönelik sebepsiz şiddet, tribün yasakları, vb. gibi tonla sorun ortada dururken bunlara kafa çevirmek hareketin özüne aykırıdır.

Her yerde omuz omuza

Dayanışma antifaşizmin en önemli özelliğidir. Faşizmin her tür ayrıştırıcı, yalnızlaştırıcı ve kendinden olmayanı ezici saldırılarına karşı birleştirici ve dayanışmacı bir nitelik beklenecek yegane hareket antifaşist taraftar hareketidir. Uluslararası olduğu kadar ulusal ölçüde de bu dayanışma bağlarının kurulması oldukça önemlidir. Dayanışma olmadan genel ortamda kazanım elde etmek oldukça güçtür. Birini diğerine yeğ tutmadan, yani salt popüler gözükmek adına uluslararası antifaşist tribün gruplarıyla dayanışma sergilemek işin özüne aykırıdır. Burada sınır tanımadan bir dayanışma ağı örmenin her tür koşulu sonuna kadar zorlanma içinde olmalıdır. En nihayetinde faşizme karşı omuz omuza.

Bu daha başlangıç

Şimdilik işin ilkelerine girmeden genel bir çerçeve çizmek açısından böylesi bir tartışma oluşturabilmek oldukça önemlidir. Geç kalmış veya zamanında yeterince yapılamamış bir tartışmayı bugün açmak geleceğe ışık tutar. Bunun için bugüne kadar yapılanları iyice bir gözlemleyip düşünmek ve hatalarıyla, sevaplarıyla genel hareketi bir gözden geçirmek faydalı olacaktır. Bu konunun üzerine yatalım ve bir miktar düşünelim şimdilik.

Share on Facebook94Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir