Arap Alevi halkının yeni mücadele eşiği – Mithatcan TÜRETKEN

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

16 Nisan başkanlık referandumu öncesi her biri bir sınıfsal eğilimin temsilcisi olan, sistem içi veya sistem dışı oluşumların kendi tercihlerini örgütleme biçimleri “şimdi” için hayati önem taşıyor. “Evet’in” veya “Hayır’ın” örgütlendiği günler, yeni toplumsal-siyasal yaşam için hızlı, etkili ve belirleyici hazırlık günleri idi.

Oylamanın sonucunda, tek adam rejiminin anayasal zeminini yaratmak için kısmi bir ilerleme kaydedilmiş gibi görünse de, açığa çıkan atmosfer Demokratik Cumhuriyetin tüm bileşenlerinin de önünü açacaktır.

Bu bileşenlerin önemli bir kesimini oluşturan Arap Alevilerinin tercihi çok önceden belliydi. Söz konusu oylamanın Arap Aleviler açısından asıl değeri; “Hayır” çalışmaları ile ivmelenecek örgütlülüğün nicel ve nitel boyutlarıydı.

Hayır’ın ötesi

Savaş, katliam, OHAL ve KHK mengenesinden sıyrılmak için önemli fırsatların açığa çıktığı böylesi bir süreçte, Arap Alevi halkını kendi seçim çıkarlarının bir aracı haline getirmek isteyenlerin başarısızlığını bir kenara yazalım.

Bununla birlikte kendi başarılarımız ve başarısızlıklarımızın da analizine çokça ihtiyacımız var.

Arap Alevi halkının “Hayır” oyu vereceğinden bir şekilde emin olan ve bu yüzden “Hayır’ı” örgütlemekten uzaklaşan bir tarza “Halk Meclislerinin” örgütlenme faaliyeti ile gerektiği gibi cevap verilemedi.

Mahalle inisiyatiflerinin ve meclislerinin kurulup genişletilmesi noktasında doğru bir hatta pozisyon almış ve harekete geçmiş olmamıza rağmen, güncel ihtiyacı karşılayacak bir başarı elde edemememiz unutulmamalı ve potansiyelin farkına varılmalıdır.

Arap Alevi halkının devrimci komün gücüne indirgemeci bir anlayışla yaklaşılmamalı ve böyle eğilimlerin farkında ve ayrımında olunmalı. Halk Meclisleri, Hayır Meclisleri çalışmalarını değerlendirirken mutlak bunun gibi bir çok özeleştirel tutumu kendi içimizde barındırmalıyız.

Yeni bir eşik

Türkiye’nin Suriye’de cihatçıları destekleyen savaş politikaları ve bölgede artan Alevi katliamları; bunun yanı sıra artan işsizlik, aşağılanma, hedef gösterilme ve provokasyonlara cevap, Defne ve

Samandağ ilçelerinden çıkan % 90 civarındaki “Hayır” oyu oldu. Bu Arap Alevi halkının biriken öfkesinin en güncel göstergesiydi.

Başkanlık sistemi ile Ortadoğu’da savaşın körükleneceği ve Güney illerinde cihatçı katillerin barındırılması politikalarının devam edeceği herkes tarafından bilinmektedir. Ancak tek adam rejiminin kurumsallaşması noktasında ağır bedeller ödeyecek bile olsa, Arap Alevi halkının bu öfkesinin dinmeyeceği de herkes tarafından bilinmelidir.

Yeni rejimin yarattığı atmosferden duyulan rahatsızlığın boyutları 2013 Haziran’ında sokağa yansımıştı. Aynı ruhun, yani Gezi Direnişi geleneğinin mayalandığı içinden geçtiğimiz bu günlerde, Arap Alevilerini potansiyel muhalefet çerçevesinde dizginleyen bir takım unsurlardan kopuşmak, Halk Meclisleri örgütlenme deneyimini yaygınlaştırıp, Arap Alevi halkının öz örgütlülüğü haline getirmek özgürlük serüvenimizin yeni eşiği olmalıdır.

Örgütsel muhalefetin örgütlü yıkıcı yaratıcılığa dönüşmesi Halk Meclislerinin başarısına bağlıdır.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir