Arap Alevileri Ğid el Sabta3ş Bayramı’nda buluştu! – Serpil Kırdağ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Arap Alevilerinin yaşam alanları bir yandan siyasal iktidarın mezhepçi saldırılarıyla, bir yandan Suriye’de derinleşen savaş koşullarıyla daraltıyor.

Her türlü zafer ya da yenilgi durumunda yine tehdit altında olan Antakya halkının kendi öz örgütlülüğünü yaratmaktan başka seçeneği kalmıyor.

Ülkenin bütününde olduğu gibi Arap Alevi halkında da toplumsal bir panik hali mevcut. Ancak bu panik, ardında bir öfke çığı biriktiriyor. Böylesi süreçlerde halkın siyasal öz örgütlülüğünü temsil edecek bir alternatif odak zorunluluğu artıyor. Bu dinamiğin ilerici yanlarını parlatacak, gerici yanlarını törpüleyecek bir örgütlenme yaratmak artık bir ihtiyacı da aşıyor ve zorunluluğu dayatıyor.

Aksi takdirde komünün gericileşmesi/dağılması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkacaktır. Mevcut siyasal iktidar bu yöndeki hamlelerini derinleştirerek saldırıyor.  Arap Alevi toplumu türlü asimilasyon politikalarına ve savaş durumunun yarattığı tehditlere maruz bırakılarak yok edilmeye çalışılıyor.

Arap Alevi halkının içinde örgütlenmeye çalışan, mevcut tehditleri halı altı eden ve sürecin gereksinimlerini pragmatik bir zeminde ele alan tarikat tipi örgütlenmelerin de komün dinamizmini sömüren bir olgu olduğu tespiti yanlış olmayacaktır.

Kısacası Arap Alevi halkı kuşatılmaya çalışılıyor. Arap Alevi komününün devrimci potansiyelinin içi boşaltılıyor. Komünü ayakta ve diri tutabilmek sürecin en keskin devrimci görevlerinden biri.

 

Tarihselliği Sahiplenmek ve Komünü Korumak

Nisan ayının başı, Evvel Nisan bayramlarından Ğid el Sabta3ş bayramı (yumurta bayramı)  Halk Meclisleri öncülüğünde Antakya ve Mersin’de coşku ile kutlandı.

Arap Alevi halkı kültürel olarak diğer inançlarla kaynaşmaya oldukça açık. Ras is Seni (yılbaşı) gibi Ğid el Sabata3ş bayramı da Ermeni ve Hristiyanlarla ortak bir bayram olup, halklar arasında kaynaşma ve dayanışmanın müsebbibi oluyor.

Aynı zamanda böylesi dönemlerde halklara moral ve güven aşılayacak organizasyonların hayati önem taşıdığı da hem katılım hem de yankı boyutuyla kendini göstermiş oldu.

Diğer yandan unutulmaya yüz tutmuş Evvel Nisan bayramları yeniden anımsatılıyor ve değerleri sahiplenme yaygınlaştırılıp örgütleniyor.

Hem kültürün değerleri yaşatılıyor, hem de her defasında, kozmopolit yapısına namluların çevrilen Antakya’nın, ortak bir tarihsellik, kültürler arası duyarlılık ve dayanışma bağlarının güçlenmesini sağlıyor.

Halk Meclisleri bu değerleri yaşatma ve bir ortak sahiplenme kültürünü örgütleme anlamında adresleşiyor.

En karanlık dönemlerde, umutsuzluğun ve olumsuzluğun kendini çok çabuk örgütleyebildiği, toplumsal bir endişe halinin yaygınlaştığı,halkın günlük bir çok rutinden feragat ettiği böylesi koşullarda, gerçekliği görüp buradan imkân yaratmak devrimciliğin diğer bir tanımıdır. Bugün Halk Meclisleri öncülüğünde işleyen pratik halklar nezdinde ciddi karşılıklar buluyor.

Komüne ait ritüelleri ve tarihsellikleri yaşatmak komünü çelikleştiriyor, ilerici ve devrimci yönleri sivriltiyor.

Halk Meclisleri gelenekleri yaşatıyor. Alternatif bir odak iddiasıyla pratiğini sürdürüyor. Acil gereklilik; bu sürecin hızlanması ve ivme kazanmasıdır.Şimdi tumturaklı lafları tarihin çöplüğüne gömme vakti geldi çattı.Laf-ı güzaf, harc-ı âlem politika yapan arkadaşlar fare deliklerine çekilebilirler.

Vakit; Cemil Hayek gibi, Mehmet Latifeci gibi karanlıkta en güçlü devrimci çıkışı yapma, sürecin ihtiyaçlarını pratiğe geçirme vaktidir. Komünü korumak bir ihtiyacı da aşan, ölüm dirim meselesidir!

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir