Arap Alevileri ve HDP

AKP’nin iktidar yıllarının en hareketli kesimlerinden biri oldu Arap Alevleri. Suriye ile tarihsel bağları olan, ekonomik ve sosyal ilişkileri sınırlara rağmen yıllardır devam eden bu halk, son dört yıldır sarsıcı bir hareketlilik içerisinde.

Bölgede ABD’nin geri çekilmesiyle siyasal bir boşluk oluşması ve Türkiye sermayesinin yayılma eğiliminde olması üst üste düşünce, AKP dış politikada cüretkâr ve yayılmacı bir politika yürüttü. Suriye’ye yapılan emperyalist müdahaleye (ABD’ ye taşeronluk yapmanın yanı sıra) bölgede bir hegemonik güç olma iddiasıyla giren AKP-TC’nin hevesleri, Suriye’de rejimin inatla direnmesi ve düşmemesi ile duvara çarptı.

Rejimin direnişi, müdahalenin arkasındaki güçleri daha da hırslandırdı. Körfez ülkeleri ve AKP-TC ortaklığının silahlandırdığı çeşitli silahlı gruplar, bölgedeki mezhepsel ya da etnik çatışmaları kışkırtıyor. Bu çatışmalarla oluşacak kaotik ortamda, emperyalist işgal güçlerine tutunma alanları ve yol alma imkanı yaratılmak isteniyor.

Ancak, evdeki hesap çarşıya uymuyor.

 

Arap Alevi Kalkışması ve HDP

 

Bölgemize dayatılan savaşta halkların yaşamlarının hiç bir önemi yoktu.

Kışkırtılan nefret ortamından zarar gören halklardan biri de Arap Alevileri. Tarih boyunca katliamlardan ve dışlanmalardan nasibini alan bu halkın ıstırapları şimdi yeniden yaşanıyor.

Savaş ortamı, Arap Alevilerinin büyük bir hareketlilik ve kalkışma içerisinde olmasına neden oldu.

Arap halkının genlerine işleyen tarihsel acılar, şimdi yeniden canlanıyor. Sadece o değil ama, inkârla ve asimilasyonla yüzleşme eğilimi de, artık üstü kapatılamayacak bir şekilde açığa çıktı, çıkıyor.

Ortada sandıkla sınırlandırılamayacak kadar büyük bir enerji var. Bu enerji şimdi  akacağı bir mecra arıyor. Ve eğer doğru ve mücadeleci bir kanaldan akarsa, tarihsel önemi olan sonuçlar yaratabilir.

Açığa çıkan bu toplumsal enerjinin mecliste de temsil edilmesi gerekiyor. Bu temsiliyeti sağlayacak olan yegâne parti ise, şu anda HDP.

HDP, yok sayılan kimlik ve inançları görünür kılan bir parti ve bu tutumunu vurgulayan bir seçim programına sahip. Dolayısıyla, TC sınırları içerisinde yaşayan ve yok sayılan inançlar ve  halklar için önemli bir kürsü.

Ama, bu kürsü de tek başına bir anlam ifade etmez. Sonuç alabilmek için, o kürsünün üzerine yükseleceği zemin, halkın öz örgütlülüğü olmalı.

Halkın kendi gündem ve taleplerini üreteceği, kendi sözünü doğrudan söyleyebileceği zeminler yaratmak ve bu gündem ve talepleri HDP kürsüsüne taşımak, sosyalistlerin görevidir.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*