Asgari değil! İnsanca geçinecek ücret ve onurlu yaşam – Erkan Gökber

Sermaye krizi fırsata çevirmek amacıyla emeğin son kalelerine saldırıyor. Sermayenin ajandasında kölelik koşullarında bir çalışma rejimini hayata geçirme planı var. Saldırı mevzisi o kadar ileriye kurulu ki, işçilere adeta “maaşınızı alabildiğinize şükredin” demeye getiriyorlar.

Emekçiye karşı omuz omuza!

Hükümetin Yeni Ekonomik Programı (YEP) ve TİSK Başkanı aynı ağızdan konuşuyor, aynı noktalara vuruyor. Kıdem tazminatının gaspı, esnek istihdam, açlık sınırında ücret, patronları teşvik… Hedef belli sermayenin kârını ne pahasına olursa olsun korumak.

Krizin yükü açıkça emekçilere fatura edilirken, bir yandan seri intiharlar yaşanıyor, öte yandan işçiler yollara dökülüyor, öfke ve direniş yükseliyor.

Pahalılık ve işsizlik bu kadar göz önündeyken, “Ekonomi uçuşa geçti” diyerek davul zurna çalınıyor. Apaçık gerçeklerin, üzeri örtülüyor!

9 milyon işçinin kavgası

Hükümet ve sermaye, krizin sonuçlarını karartmaya çalışırken, aslında en kapsamlı toplu sözleşme görüşmesi için hazırlanıyor. Aralık ayında asgari ücret görüşmeleri başlıyor.

Türkiye’de 2 milyon 136 bin işçi asgari ücretin altında, 7 milyon 87 bin işçi ise asgari ücretle çalışıyor. Asgari ücret görüşmeleri, 9 milyon işçiyi doğrudan ilgilendiriyor.

Berat Albayrak, yaptığı açıklamalarda “Ücretlerde enflasyon yerine, YEP enflasyon hedefine göre ayarlama yapılacak” diyerek hükümetin teklifini göstermiş oldu.

Sermayenin “amiral gemisi” TİSK’in çiçeği burnunda başkanı, Koç Holding’in gözde prenslerinden Özgür Burak Akkol sermaye saldırısına komuta eden kişi konumunda. Akkol, patronlara ödenen asgari ücret teşvikinin devamını, kıdem tazminatının gaspı ve esnek çalışma konusundaki düzenlemelerin yapılmasını talep ediyor.

İşçiye asgari, temel ihtiyaçlara azami zam

YEP’in enflasyon hayalleri 2020’de yüzde 8,5 ve 2021’de yüzde 6 ve 2022’de de yüzde 4,9.

Yani 2020 yılı asgari ücreti 2.192 TL olarak belirlenmek isteniyor.

Elektriğe, doğalgaza, suya, ulaşıma, çaya ve şekere yüzde 15 ila yüzde 50 zamlar yaparken hayali enflasyon hedefi gözetilmiyor. Temel ihtiyaçlara fahiş zamlar yapılırken, halka yoksulluk dayatılıyor.

Ayrıca zamma zam yaparcasına, yeni vergilerin getirilmesi ve vergi oranlarının artırılması gündemde. Zenginden az, yoksuldan fazla vergi toplanan adaletsiz bir sistem işliyor.

Milyon dolarlık tekneye yüzde 1, 1,5 liralık, simide yüzde 8 KDV ödeniyor. Dolaysız vergiler zenginlerin tüketim sahasını teğet geçip, emekçileri ve yoksulları vuruyor.

Krizin yükünü çeşitli biçimlerde emekçinin sırtına yıkmak istiyorlar.

İnsanca çalışmak onurlu yaşamak

“Devlet katında itibardan tasarruf olmaz” diyen devletlûler ve her yıl sayıları artan “yerli ve milli dolar milyarderi” patronlar sınıfı, yoksulların ve emekçilerin ekmeğini kesmeyi hesap ederken işçiler kendi haklarını savunmak zorunda.

Asgari ücret görüşmelerinde masada oturacak Türk-İş Başkanı Ergün Atalay gibileri sınıfın haklarını koruyamaz! Atalay’ın masada yeni ihanete imza atmak için olduğunu görmeliyiz.

Asgari ücret görüşmelerini, işsizlik, pahalılık ve yoksulluk rejimine karşı bir hesaplaşmaya çevirebilirsek, ekmeğimizi ve geleceğimizi savunabiliriz.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*