Aslı Erdoğan’ın Kadınları – Özgür UMUT

Share on Facebook32Tweet about this on Twitter

 

Modern Türk edebiyatının nitelik mücadelesinde belirgin biçimde öne çıkan isimlerden biri Aslı Erdoğan. Pek çok dile çevrilen eserlerinin Türk edebiyatının geleceğini derinden etkileyeceğini söylemek şimdiden mümkün. Türkiye ve Avrupa’da birçok ödüle layık görülen Erdoğan, edebiyatında kadınların, göçmenlerin, hastaların, mahpusların dili oluyor; arka sokakları, karanlık caddeleri ve soğuk duvarları konu ediyor.

Erdoğan’ın pek çok öyküsünde aynı ezgi çalınıyor kulağa, her birinde “kadınlığın” yeniden yaratımına tanık olunuyor. “Arzudan hor görüye binbir tınlamayla dile getirilen bu sözcük kendisine yüklenen bütün imgelerden sıyrıldığında, sanki yalnızca “sessizlikten” oluşmuş gibi duruyor. Kadın kavramıyla kadın olmanın gerçeği arasında derin bir boşluk var ve sanki öykümüz bu boşlukta biçimleniyor.”(1) sözleriyle, anlattığı kadınlığın bir manifestosunu yazıyor Erdoğan. Yalnızca toplumsal ilişkilerde şekillenen bir kadınlıktan değil, bireysel bir varoluş biçiminden, içselleştirilmesi gereken fakat kabul edilemeyen, yüzleşilemeyen bir kadınlıktan söz ediyor. Özüne sadık; kimliğiyle, bedeniyle, cinselliğiyle var olabilen bir kadın figürü çiziyor öykülerinde. “Kendine bir kadın gibi davranmamış oluyordu böylece.”(2) derken, kadınlığın yalnızca cinsiyetsel bir oluş değil, aslında bir öz-davranış biçimi olduğunu ve bireyin derinlerinde saklandığını ima ediyor.

Sözgelimi, Tahta Kuşlar adlı öyküsünde beş hasta kadının girdikleri bir yolculuğu anlatıyor Erdoğan. Bir dayanışma ağına mensup bu beş kadın, tüm sınıfsal ilişkilerinden, uluslarından, ırklarından sıyrılmış, “kadınlık” ve “hastalık” kavramları ortaklığında aynı düzleme getirilmişler. Yarını olmayan bir yolculuğa çıkarak ormanın derinliklerinde birer heykel olarak sonlandırıyorlar yolculuklarını. Kıpırdamadan, fısıldamadan; doğasıyla bakanları çılgına çeviren, istenmese de orada olan, kendini olarak var eden birer heykele dönüşüyorlar, Erdoğan’ın kadınlık tasavvurunun maddi bir tezahürüne.

Mahpus öyküsünde de sanki diğer kadınlarına dost bir kadını anlatıyor Erdoğan, aynı “kara kader”i paylaşan. “İşte o zaman beliriyordu Kadın. Bataklıklar Tanrıçası. Ölülerin arasından kalkıyor, karanlık sularda el yordamıyla ilerliyor. Kalçalarına dek gömülmüş çamura, daha derinlere, dünyanın belleğine salıyor köklerini, saçlarından yosunlar, ölü yapraklar, sülükler sarkıyor, gözleri bataklık hayvanlarına yem olmuş.” (3)

Toplumsal acılar son kertede ortaklaşıyor, Hüzünlü Kahveler öyküsünde tek gözüyle topluma korku salan bir kadının acısını bir Arap ve küçük bir zenci kız paylaşıyor. Cenevre’nin ötekileri, yani toplumun dışına atılanlar ile birlikte tanımlıyor kadınlığı, onlardan farksız. Aslı Erdoğan, bugün çekinceyle bakılan hayatları; Meksikalı bir eroinmanı, Ortadoğulu bir hayat kadınını, iki kültür arasında kültürsüzleşen ikinci nesil göçmen çocuklarını, işkencedeki bir tutukluyu tüm açıklığıyla, güzelliğiyle ve çirkinliğiyle anlatıyor. Dilini arayanların elinden tutuyor, ölü avuçları sıkmaktan korkmuyor.

Kapalı, kasvetli, soğuk, karanlık mekanlarda geçen öyküleri, şiirsel dili ve kendine özgü biçemiyle okuru bir hastane odasından alıp bir cezaevinin önüne bırakabiliyor. Sonları hep bir düğümün, sırrın çözümlenmesiyle biten öyküleri, farklı okumalarda farklı anlamlar kazanarak yeni renklere bürünüyor. Yoğun ve imgelerle dolu cümleleri, bilinçakışlarıyla örülü anlatımıyla Lire dergisinin “Geleceğe Kalacak 50 Yazar”ı arasında gösterilen Erdoğan’ı şu satırlarında bulmak olası:

“Zaten insanlar demir parmaklıkları içlerindeki karanlık dışarı sızmasın diye icat etmediler mi?”(4)

1- Bir Kez Daha – Kadınlık Durumu, Aslı Erdoğan, s.54, Everest, 2016

2- Taş Bina ve Diğerleri – Mahpus, Aslı Erdoğan, s.41, Everest, 2016

3- Taş Bina ve Diğerleri – Mahpus, Aslı Erdoğan, s.52, Everest, 2016

4- Taş Bina ve Diğerleri – Sabah Ziyaretçisi, Aslı Erdoğan, s.15, Everest, 2016

Mucizevi Mandarin – Hüzünlü Kahveler, s.53-55, Aslı Erdoğan, Everest, 2016

Taş Bina ve Diğerleri – Tahta Kuşlar, s.17-36, Aslı Erdoğan, Everest, 2016

Share on Facebook32Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir