Başkanlık yolunda “dertler derya” – Meral ÇINAR

Share on Facebook19Tweet about this on Twitter

Referandumun sözde zaferi uzun sürmedi, süremez. Çünkü Erdoğan’ın referandum sonrası balkon konuşması sırasında gözlerindeki korkunun, konuşmasındaki tedirginliğin ve endişenin dayandığı bir gerçek var.

Bu korku esas itibariyle, referandum sonuçlarının hırsızlıkla ve baskıyla alınmış sahte bir zafere dayanmasının yanında; bundan sonrasında Erdoğan’ı bekleyen ve kendisinin de farkında olduğu “kaygıların-belirsizliklerin” yarattığı bir korkuydu.

Başkanlığın hangi koşullarda hayata geçeceği bu kaygıların en kritiğidir.

Erdoğan önünü bile göremediği bu sisin içerisinde başkanlık edebileceği bir Türkiye bulabilecek mi?

AKP içi hegemonya kavgasında; Erdoğan bugüne kadar etrafından uzaklaştırdığı yol arkadaşlarıyla bir denge kurup, yola AKP tabanını yeniden konsolide ederek devam edebilecek mi?

Reis sevicilerin kavgası

Referandum sonrası kazanılan o talihsiz zaferin yarattığı ilk sonuç, yıllardır devam eden AKP içi hegemonya savaşının pespaye bir şekilde ortalığa saçılması oldu.

Gül, Arınç, Davutoğlu gibi isimlerin kalemşörlüğünü yapan Hasan Albayrak, Yusuf Kaplan gibi İslam dünyasının “entelijansiyası” ile Erdoğan’ın yeni yetmeleri (Pelikancılar*) Cem Küçük, Yiğit Bulut gibi isimler karşılıklı kirli çamaşırları serme yarışına girdi.

Bunlar birbirlerini İsrail ajanlığı ve FETÖ üyesi olmakla suçlayarak bir tiyatro sergilerken; arka planda “Siyasal İslam” ideolojisinin içerisinde bulunduğu krizi görmemiz gerek.

Erdoğan’ın “Siyasal İslam” ideolojisi çizgisinden uzaklaşıyor olması bu krizin bir sebebi. Emperyalist devletlerle ve İsrail ile kurulan ilişkilerle birlikte değişen dış politikayı, anti-Siyonist “Siyasal İslam” ideolojisiyle uzlaştırma çabaları içinde olan Erdoğan; yıllardır bu ideoloji çevresinde örgütlediği tabanını yavaş yavaş kaybediyor. Referandum da yandaş medyanın üstüne basa basa tekrarladığı “AKP’nin hiç oy kaybetmediği” yalanına inanmadık değil mi?

Başkanlık sisteminin Erdoğan’ın çıkarlarını temsil etmekten öteye gidemeyişi ve rejimi “Siyasal İslam” ideolojisi etrafında tesis etmek konusunda yetersiz oluşu ise bir başka kriz noktası…

Erdoğan yürümüyor, sürükleniyor

İşte referandum sonrası zafer naraları atanların içerisinde bulunduğu gerçek durum… Erdoğan referandum öncesi özellikle 16 Temmuz sonrası; o kadar yükseklere çıktı ve darbeyi lehine çevirmek adına o kadar büyük oyunlar oynadı ki yavaşlarsa yere çakılmaktan korkuyor.

Gerçek problemleri çözmek yerine, hala 16 Temmuzdan beri içerisinde bulunduğu hatalı stratejiyi sürdürmeye devam ediyor. Siyasal İslam’dan Milliyetçiliğe doğru çubuğu büktüğü bu süreçte yaşanan krizlerin üstünden atlayıp hedefe doğru hızla yürümek derdinde…

Kendisine yönelik her türlü eleştiriyi de FETÖ üyeliğine indirgeyerek kendi ayağına çelme takıyor.

Çünkü on binlerce ihraç, binlerce tutuklama sonrası bile bitmeyen bir FETÖ gerçekliği yaratmış durumda. En yakınına kadar sızmış bir FETÖ… İlahi güçleri olan ve AKP’yi içten içe kemiren bir FETÖ… Fettulah Hoca Efendinin gazabı AKP’nin üzerinden eksilecek gibi durmuyor.

Erdoğan’ın parti başkanlığını hızlandırması; bu tartışmaların azalması, parti içerisinde yeni bir “temizliğin” başlaması ve bu krizin büyüyeceği sinyallerini veriyor. Başkanlığın içerisinde bulunduğu bu kriz sarmalı erken kararlar almayı dayattığı gibi, bir çıkmaza doğru sürüklenişin de işaretlerini içeriyor.

Share on Facebook19Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir