Bavyera eyalet seçimleri – J.Adalar

13 Ekim Pazar günü, Almanya’nın en büyük eyaleti Bavyera’da eyalet parlamentosu seçimleri gerçekleştirildi. Bavyera’nın tarihsel özelliklerinden biri, onlarca senelerdir sağcı-muhafazakar bir Hıristiyan partinin iktidarda olması. Üstelik bu parti Bavyera dışında hiç bir yerde yok. Bavyera eyaletinin (erkek) başkanı da 60 yıldır bu partiden geliyor. Bahsettiğim parti Hristiyan-Sosyal Birlik (CSU).

CSU’nun gerici politikaları

Bu partinin mevcut başkanı, Horst Seehofer, aynı zamanda Federal Almanya’nın İçişleri Bakanı ve yabancı karşıtı ve aşırı gerici politikalar uygulamaktan hiç geri durmuyor. Güvenlik birimlerin güçlendirilmesi, polis ve yargı tarafından özellikle solculara ve göçmenlere karşı arttırılan baskılar, sınır korumasının sıkılaştırılması veya göçmenleri savaş bölgelerine geri göndermeler – bunların hepsi Seehofer’in ajandası içinde.

Siyasetteki otoriter eğilimler, söylemsel düzeyde de kendisini gösteriyor: Mesela Seehofer, bir basın toplantısı sırasında, 69. doğum gününde Afganistan’a 69 kişinin geri gönderilmesini güzel bir doğum günü hediyesi olarak görüp sevinmişti. Partisinin de bu tarz tavırlarla bir sıkıntısı yok. CSU, “bizim sağımızda duvar dışında bir şey yok” şiarıyla seçimlere girmişti.

CSU ve AfD rekabeti

İşte, eyalet başkanı Markus Söder öncülüğündeki CSU, 13 Ekim eyalet seçimlerinde 1952’den beri en kötü seçim sonuçlarını elde etti Bavyera’da: CSU oyların sadece % 37,2’sini elde edebildi. “Özgür Seçmenler” oyların % 11,6’sını kazanırken, aşırı sağcı “Almanya İçin Alternatif” (AfD) oyların % 10,2’sini kazandı.

Böylece AfD Bavyera eyalet meclisine ilk kez girmiş oldu, ama beklediği sonucu da elde edemedi. Parti, öbür eyaletlerdeki başarılarına bakarak Bavyera’da da oyların % 15 civarını almayı bekliyordu. Parti içi fraksiyon ve kanatların çatışması ve CSU ile girişilen rekabet bu beklentinin gerçekleşmemesinin en önemli nedenleri.

Sınır bölgelerinde AfD’nin ana teması olan federal hükümetin göçmen politikalarının eleştirisi, CSU tarafından bir haylice dile getirildi. Ama diğer yandan CSU AfD’yi “sağ”layarak yenme stratejisi konusunda yanlış hesap yapmış oldu. Çünkü AfD “politikaları benimseniyorsa “kopya”sına değil direkt AfD’ye oy verin” ekseninde seçim kampanyası yürütmüştü.

Yeşiller sürprizi, Sosyal demokrat inhizamı

Yeşiller oyların % 17,5’iyle seçimin ana kazananı oldular. Ekolojik ve sosyal konular ekseninde hareket ettikleri için Yeşiller böyle bir başarıya ulaşabildiler. Normalde bu konulara değinen sosyal demokratlar ise çok daha düşük bir profil sergilediler. Bavyera sonuçları da gösterdi ki, Sosyal demokratların sağı içerme politikaları sertleşen sosyal çelişkiler karşısında artık pek de işe yaramıyor.

Sosyal demokratların en büyük partisi Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD), % 9,7 oy alarak resmen gömüldü ve 2013 seçimlerine göre oylarının yarısından çoğunu kaybetmiş oldu. Diğer yandan Bavyera’da marjinal olan Sol Parti, son eyalet seçimlerine göre yüzde birden fazla oy kazanmasına rağmen % 3,2 oy alarak eyalet parlamentosuna giremedi. Solcu günlük gazetesi junge Welt’de yayınlanan bir söyleşide, Sol Parti’nin Bavyera eyaleti yöneticisi Max Steiniger, sendikacılar gibi “yakın müttefiklerine” çok kısa vadede başka partilere oy vermeleri çağrısı yaptıklarını anlattı: “Yeter ki AfD ve CSU olmasın”.

İşte bu ehvenişer taktiğidir ki, daha radikal ve sosyalist politikaların önünü tıkıyor ve seçimler öncesinde gelişen ilerici kitlesel protestoların sonuç almasını zayıflatıyor.

Mücadeleci Bavyera’yı kim sahiplenecek?

Seçim öncesinde Bavyeralılar hiç de Seehofer ve tayfasının dilediği gibi “uslu” değillerdi.

Mayıs ayından bu yana Münih’de birkaç haftada bir on binlerin katılımıyla gerçekleşen büyük yürüyüşler oldu. Yürüyüşler, CSU’nun uygulamaya soktuğu yeni polis yasalarına, ırkçılığa ve büyük şehirlerde uygulanan barınma politikalarına karşıydı. Bu yürüyüşlerde Yeşiller en önde yer aldılar ve yarattıkları havayla CSU, AfD ve muhafazakar Özgür Seçmenler’den oluşan sağ cepheye karşı durabildiler. Şu an CSU ve Özgür Seçmenlerin bir koalisyonu mümkün gözüküyor ama Yeşiller de bir işbirliğine kapılarını kapatmış değiller.

Sonuç olarak eyalet parlamentosundaki hiç bir parti, egemen toplumsal ilişkilere karşı politikaları ana eksen olarak görmüyor. Sağlık sistemlerindeki kriz, kiracıların mücadelesi, yapısal ırkçılık ve cinsiyetçiliğe karşı mücadelelere Bavyera’da yer yok deniliyor resmen. Bu durum sosyal sorunların çözülmesini değil tersine çelişkileri şiddetlenmesine yol açacaktır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir