Bilinen MHP’nin “beklenmeyen” oyu – Hasan Feramuz

24 Haziran seçimlerinin en büyük sürprizini gerçekleştiren MHP oldu. Kimsenin “beklemediği” bir şekilde MHP yüzde 11,1 oranında oy aldı. Devlet Bahçeli’nin büyük bir “çabayla” gerçekleştirdiği 4 salon toplantısı ve 1 mitinglik performans, MHP’nin 1 Kasım seçimlerindeki yüzde 11’lik oyunu korumayı başarmasını sağladı.

Oylar nereden geldi?

Anketlerde en iyi ihtimalle yüzde 7-8 oranında oy alması beklenen MHP, içinden yüzde 10 oranında oy alan İyi Parti’yi çıkarmasına rağmen, nasıl yüzde 11 oranında oy aldı?

Birinci etmen AKP’den MHP’ye geçen oylar (ki bu seçimin bir an için hilesiz, baskısız ve adil(!) bir ortamda gerçekleştiğini varsayalım). Şu iki ildeki değişim bunun göstergesi: Sivas’ta AKP yüzde 68,7’den 48,3’e düşerken MHP yüzde 11,8’den 19’a yükselmiş; Yozgat’ta AKP yüzde 64,8’den 52,3’e düşerken MHP yüzde 12,5’den 24,7’e yükselmiş. Bu veriler, AKP’nin yüzde 10 oranında oy kaybettiği İç Anadolu’daki oylarının MHP’ye geçtiğini gösteriyor.

İkinci etmen  ise MHP’nin 1 Kasım’a göre Doğu ve Güneydoğu’daki 18 ilde oylarını 159 bin arttırması. Bu artışta ise son dönemde bölgeye gönderilen yüksek sayıdaki asker ve polislerin ülkücü kökenli olmaları, yine AKP’den MHP’ye geçen oylar ile sosyal medyadaki videolarda görüldüğü gibi seri bir şekilde MHP’ye basılan oy pusulalarının etkisi büyük.

Bu iki etmen Adana, Mersin, Osmaniye gibi MHP’nin kalelerindeki oyların İyi Parti’ye geçişinin telafi edilmesinde büyük rol oynadı.

MHP’nin gücü ve işlevi

İç Anadolu ve Doğu-Güneydoğu Anadolu’da AKP’den MHP’ye dönen oylar, uzunca bir süredir iktidarın nimetlerinden faydalanan devletin fraksiyonlarından bir kesimin, devlet krizinde MHP’de özgün bir şekilde konumlanmayı tercih ettiklerini gösteriyor. Böylece AKP/Erdoğan’ın politikalarını dengelemeyi ve denetlemeyi, AKP/Erdoğan çizginin dışına çıktığında ABD/NATO’nun onlara vuracağı sopa olmayı, olası bir restorasyonun yürütücülüğünü üstlenmeyi ve halkçı güçlerin yükselişinde de bastırıcı güç olmayı görev edindikleri görülüyor.

Bununla birlikte sıcak para akışının güldür güldür aktığı dönemde kovasını doldurmak ve böylece tefeci-bezirganlıktan burjuvazinin şık dünyasına sıçramak için AKP’ye geçen Anadolu kaplanları, bağıra çağıra gelen ekonomik krizde bu devlet fraksiyonuyla birlikte MHP’de olmayı faydalı buldukları görülüyor. İşçi ve emekçilerin krizle birlikte giderek artan öfkelerinin yönlendirilmesi ve direnişlerinin bastırılmasında MHP’nin “gücüne” ve Kürt düşmanlığına yaslanmayı tercih ediyorlar.

Gücün sınırı

Nitekim Kürt illerinde asker ve polis sayısının arttırılmış olması, başta Afrin olmak üzere düzenlenen operasyonları bozkurt işaretini ellerinden düşürmeyen JÖH-PÖH’lerin gerçekleştirmesi, üniversitelerde ve direniş alanlarında ülkücü güruhun provokasyonları ve çeteler için af istemi MHP’nin “gücünün” ve önümüzdeki dönemde işlevinin ne olacağının öncü göstergeleri.

Öte yandan Erdoğan’ın esnek, pragmatik ve kullan-at ittifak politikaları ve devlet krizinin devam etmesi, MHP’nin gücünün sınırlılığını ve kaygan bir zeminde bulunduğunu gösteriyor. Bu durum MHP ile yapılmak istenenlerinde tereyağında kıl çekercesine gerçekleştirebileceğine dair soru işaretlerini bulunduruyor.

Fakat esas olarak MHP’nin gücünün ve işlevinin sınırlılığını gösterip, onu gerisin geriye püskürtecek olan ise devrimci-halkçı güçlerin göstereceği direniş olacaktır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir