Bir ihtimal daha var; Rojava pratiği – Meral ÇINAR

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Dünyadaki hegemonya savaşlarının açık bir sahnesi haline gelen Suriye’de kartlar karıldı ve şimdi yavaş yavaş açılıyor, “oyunun” yeni bir aşamasına doğru ilerliyoruz.
Bütün güç odaklarının, kendi cephelerinden çözüm önerilerini masaya yatırdıkları bir tartışma sürecine girildi.
Trump başkanlığındaki ABD Suriye’deki çözüm sürecine dair önerisini, Türkiye, Rusya/Şam ve ABD hegemonyasında SDG güçleri arasında bölünmüş tampon/güvenli bölgeler halinde yaparken; Rusya, Astana görüşmelerinin ikinci turu için Suriye Cumhuriyeti anayasa teklifini masaya getirdi.
Kürtler ise, Rojava ismini Suriye’deki diğer etnik grupları da kapsayan Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu olarak genişletti. Suriye için federatif bir yapının ve bu bölgenin özerk yapısının anayasal güvenceye kavuşturulduğu bir çözümü savunuyor.
Rejim, Kürtlerin federalizm teklifine kesinlikle sıcak bakmıyor. Onun derdi, IŞİD ve Nusra gibi örgütleri Suriye’den temizledikten sonra Kürtlerle müzakere halinde, o bölgeleri geri almak.
Bu sürecin nereye evirileceği, sadece Suriye halkları açısından büyük bir önem arz etmiyor.
Ola ki Kürtlerin öncülüğünde Suriye’de demokratik özerk yapıların kurulduğu bir Demokratik Cumhuriyette ısrar edilir ve kazanılırsa, bu özgürlükçü seçenek tüm Ortadoğu’ya yayılabilir ve bütün dünya halklarının umudu haline gelebilir.
Dolayısıyla, emperyalist güçler ve onların maşaları, bu seçeneğin gerçekleşmemesi için ellerinden geleni yapacaktır.
Rusya’nın anayasa teklifi
Rusya, Astana görüşmelerinin ikinci turu ve Şubat sonuna ertelenen Cenevre görüşmeleri öncesinde, muhalifler ve PYD ile görüşerek Suriye Cumhuriyeti anayasa taslağını hazırladı.
Öncelikle belirtelim ki, bu anayasa taslağı kesinlikle Kürtlerin Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu gibi tarifledikleri bir özerkliği içermiyor.
Daha çok, Suriye devletinin üniter-merkezi despotik yapısını koruyan; bir sürü afili özgürlük ve eşitlik söyleminin yanında Araplar dışında kalan tüm halkların ötekileştirildiği bir taslak. Öte yandan bir lütuf gibi de sadece Kürtlere “kültürel özerklik” tanınmış olan, bunun sınırlarının da kanunlar tarafından belirlendiği ama kanunları da yine merkezi devletin belirlediği bir içeriğe sahip.
“Kültürel otonomi” kavramsallaştırmasıyla ne kastedildiği de çok açık değil.
Elbette bu anayasa Suriye’nin bir önceki anayasasına göre oldukça demokratik bir içeriğe sahip. Öneriyi, Rusya’nın Suriye halklarını önemsemesi nedeniyle, ya da adaletli ve özgürlükçü yaklaşımıyla ortaya çıkmış bir teklif olarak değil; halkların mücadeleleri sonucunda kazanılmış bir mevzi olarak görmek gerekiyor.
Rusya’da Lavrov ile görüşen PYD temsilcilerinin de açıklamaları; bu anayasa taslağının önemli olduğunu ama kesinlikle kendi önerilerini kapsamadığı, kendi anayasa önerilerini Rusya’ya sundukları yönündeydi.
SDG ve Kürt güçleri Suriye’nin kuzeyinde özgürleştirdikleri her şehirde, mahallede, köyde Suriye halklarını örgütleyerek; toplumsal sözleşmeleri, yerel komiteleri ve hükümeti, savunma ve güvenlik güçleri, eğitim ve kültürel kurumlarıyla tüm etnik kurumların eşit haklarla temsil edildiği bir demokratik özerk yapıyı inşa etti. Dolayısıyla bu teklif onlar için daha geri zeminde bir tekliftir.
Şimdi kurulan bu yapıdan bu kadar geriye gidip bu anayasa teklifini kabul etmek Rojava halkları için mümkün müdür? Ola ki kabul edildi, bunun sonrasında Rojava gerçekliği hangi zeminde var olmaya devam edecek?
Rakka operasyonunun üçüncü hamlesi başladı
Rakka operasyonun üçüncü hamlesi birkaç gün önce başlatıldı. ABD ve uluslararası koalisyon güçleri desteğiyle SDG güçleri Rakkayı çembere alacak şekilde iki koldan Rakka’ya saldırıları sürdürüyor. Büyük ihtimalle geliştirdikleri stratejik ve taktik yönelimlerle daha öncekiler gibi bu hamle de başarılı olacak.
Rakka operasyonuyla bir kez daha şunları anladık.
Birincisi, YPG/YPJ öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri Suriye’de savaşan en güçlü kara kuvveti.
İkincisi, Suriye’de boy gösteren en önemli iki emperyalist güç de (ABD-Rusya) bu kara gücünü kendi egemenliklerinin arkasına yedeklemek istiyor.
Elbette bu durumu, böylesi bir kara gücü haline gelmiş, Suriye’de ki büyük bir kara parçasını özgürleştirmiş ve bunu halkların kardeşliğini örgütleyerek yapmış olan Kürt hareketi de görüyordur.
Bakış açımızı genişletelim, büyük çoğunluğu Araplardan oluşan Rakka’ya IŞİD ile savaşta birçok militanını kaybetmek uğruna girmelerinin nedeni salt ABD’nin çıkarları olabilir mi?
Rakka operasyonuna katılan SDG komutanları açıklıyor; “Bu operasyonla birlikte binlerce Arap genci saflarımıza katıldı, onları eğittik ve şimdi de üçüncü hamleyi onlarla birlikte başlatıyoruz. Kurtarılan her bölgeden sonra Rakka’ya yaklaştıkça, halkın bize destek olduğunu, sahip çıktığını gördük ve kurtarılmamış diğer bölgelerden de sürekli yardım çağrıları alıyoruz. Kurtarılmış her bölgede demokratik özerk yapıları inşa etmeye ve oranın kendi savunma güçlerini oluşturmaya devam ediyoruz”
Bunun üzerine, Rakka operasyonun sadece ABD ile yapılan bir antlaşma, onun maşası olma ya da Kürtlerin özerklik çıkarları için pragmatist bir uzlaşma olduğunu söyleyebilir miyiz?
Elbette bu tehlikeli ittifakın nasıl sonuçlar yaratacağı, ne gibi süreçlere gebe olduğu soruları hala mevcut ve süreklileştirilemeyeceği çok açık.
Şimdilik görünen o ki; Kürtlerin öncülüğünde kurulan SDG, halkların alternatif özgürlük gücü olmaya devam ediyor ve giderek Suriye’nin kuzeyi ile yetinmeyip demokratik özerklik anlayışını özgürleştirdikleri her yere yaymayı hedefliyor ve bunu başarıyor.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir