Bir yanda işçi sınıfı bir yanda sermaye – Emrah Arıkuşu

2019-2020 süreci işçi sınıfı açısından önemli bir dönemeci işaret ediyor. Bu yıl Koç Holding’le Tüpraş’ta, hükümetle kamu işçilerinde ve memurlarda, tekstil işverenleriyle tekstil iş kolunda işçi sınıfına kaybettiren sözleşmeler imzalandı.

Ayrıca 2020’ye devredecek olsa da özellikle metal iş kolunda önemli toplu sözleşme süreçlerinin yaşanacağı bir dönem bizleri bekliyor.

Kriz ve saldırılar

Bu dönemin belirleyen öğesinin ekonomik kriz olması da tüm bu yaşananları daha da önemli hale getiriyor. Ekonomik krizin Türkiye’ye ağır biçimde yansıdığı 2018 Ağustos’undan bu yana işçi sınıfına yönelik saldırılar da artıyor. Ayrıca ülkenin içinde bulunduğu çoklu kriz ortamında rejimin yeniden inşasında işçiler baskı altına alınarak zorlu bir sürece sokuluyor, rejime içerilmeye çalışılıyor.

Ancak bu dönem aynı zamanda direnildiğinde ve ayakta kalındığında kimi fırsatlar içeriyor. Sürekli hale gelen küçük-büyük eylemler işçilerin hiç de kolay lokma olmayacağını gösteriyor.

Süreç, tüm güçlerin net bir hesaplaşma içinde olacağı ve çetin bir sınıf mücadelesi dönemi olmaya doğru gidiyor. Salt ekonomik değil siyasal mücadele zeminine sıçrayan bir yeni dönemin kapıları aralanıyor.

Devletten patronlara dev hizmet

Yaşananlara toplu sözleşmeler bağlamında baktığımızda AKP iktidarının, sermayeye hizmet etme konusunda ne denli becerikli olduğunu yakından görebiliyoruz.

Bu sene içinde 4 bin 300 işçiyi ilgilendiren Tüpraş Toplu İş Sözleşmesini Yüksek Hakem Kurulu sonuçlandırdı. Aslında KOÇ holding istedi, hükümet halletti. Tüpraş toplu sözleşme deneyimi sermayeye atacağı her adımda arkasında güç olarak iktidarın olduğunu gösterdi, güven ilişkileri tazelendi. Diğer yandansa işçinin hak arama mücadelesi bir kez daha elinden alınmış oldu.

Bir diğer durum ise mikrofonun açık kalmasıyla açığa çıktı. TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay 500 bin işçiyi ilgilendiren sözleşmeyi enflasyonun altında zamla “kapatarak” “ortalığı karıştırmadan” imzaladı. İhanetçi sendika- hükümet ortaklığı ortalığa saçıldı.

Ağzı yanan patronlar

Tekstil iş kolunda TEKSİF ile Tekstil İşverenleri Sendikası arasında ikiyüzlüce oynanan “anlaşmazlık” ve “grev ilanı” oyunu sonrasında taraflar anlaşmaya vardı. 3 yıllık imzalanan sözleşmeye göre, ilk 6 ayda yüzde 8, ikinci 6 ayda yüzde 4 gibi enflasyonun çok altında rakamlarla belirlenen sefalet zammına imza atıldı.

Yine kamu emekçileri için 2020 ve 2021 yılında alacakları maaş zammı Kamu Görevlileri Hakem Heyeti tarafından açıklandı ve yüzde 4+4 gibi çok düşük bir rakam resmileşti.

Metal Fırtına’dan ağzı yananlar yine benzer bir biçimde süreci patronların lehine çevirebilmek için her türlü oyunu yapmaya hazırlar. İşçilere “eylem yapmayın, greve çıkmayın, zaten hükümet yasaklayacak, hakem kurulu devreye girecek” denilerek, işçiler çıkmaza sürüklenmek isteniyor.

Grev yasakları ve öfke

Mesele işçilerin karşısında birleşmek olduğunda, her şey çok kolay hallediliveriyor. Sendikacılar, sendika başkanları, patronlar, hükümet oturuyorlar al gülüm ver gülüm havasında geçen pazarlıklarda grevsiz, eylemsiz, işçilerin fikri dahi alınmadan rahatça sözleşmeleri imzalayabiliyorlar. Olmadı mı “milli güvenliği bozucu” nitelikte olduğu gerekçesiyle grev yasakları ya da hakem kuruluyla işler bağlanıyor.

İşçilerin hafızasına kazınan bu iş birlikleri, ihanetler öfke biriktirirken işçileri de patlamaya hazır hale getiriyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*