Bitmeyen sınavlar ve geleceksizlik – Hatice GÖZ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Son 10 yılda eğitim sisteminin geldiği yeri görmek istiyorsak 6 yaşını doldurduğu andan itibaren sınavlara girmeye başlayıp, 26 yaşında hala sınavlarla boğuşan gençliğe bakmamız yeterli olacaktır.

Neoliberal politikaları ile eğitimi de bir rant alanı haline getiren iktidar; açılışını yaptığı her üniversitede ‘eğitime milyarlarca lira harcadık’ naraları atsa da gerçekler açık. Bu politikalar ile beraber sayıları yüzleri aşan özel üniversiteler artık her yerde.

İktidar oy peşinde koşarken, parası olan herkesin küçük bir bina ve profesörlük unvanı taşıyan biri bulması kaydıyla üniversite açmasına izin veriyor. Bu yolla sayısız fakülte inşa ediliyor ve bu fakülteler binlerce lira para döken geleceğin potansiyel işsizlerle dolduruluyor.

Nitekim sonunda mezun olup iş isteyen gençlere bakandan cevap gecikmiyor: ‘Biz mi size üniversite okuyun dedik? Okumasaydınız!’.

Tek seçenek: Kapağı “Devlet”e atmak

Fakültelerde nitelik böyle iken üniversiteye binbir hayal ve istekle gelen öğrenciler, işsizlik oranının yüzde 20’lerde olmasından dolayı tek seçenek olarak KPSS’yi (Kamu Personeli Seçme ve Yerleştirme Sınavı) görmeye başlıyorlar. Kamuda iş bulma umuduyla tüm hayatını buraya endeksleyen gençlik, hayatının birkaç yılını bu ve benzeri sınavlarla yatıp kalkarak geçiriyor.

Onca yıl okuyup diploma almak yetmiyor. İşe girebilmek için seni tekrar sınava sokan iktidarın buna açıklaması ise: ‘Nitelikli elemanları yerleştirmek için sınava tabi tutuyoruz’ oluyor.

Niceliği şişirip bu yolla oy toplayıp, sonra da nitelikli olanı alacağız diyen iktidarın bunu burada sorgulaması ise elbette tesadüfi değil. Hızla büyüme hırsıyla ilerlerken geleceğini hiçe saydığı genç işsizler ordusuna çarpacağının farkında. Dünyanın neredeyse hiçbir yerinde olmayan bu tip bir sınavı ortaya atmaları da bu nedenle tesadüfi değil.

Paran varsa sınava girebilir, tanıdığın varsa mülakatı geçebilirsin

Zaten dört yıllık üniversite hayatını geri ödemeli kredilerle zar zor tamamlamış diplomalı gençler için KPSS’ye girmek de tabi ki ücretsiz değil. 2017 yılında 420 TL’ye ulaşan sınav ücretleri giderek de artıyor (Sınav ücretleri 2010 yılında 95 TL, 2013 yılında 160 TL, 2015 yılında ise 200 TL idi).

Öte yandan KPSS’ye girmek zorunda olan gence sahip, asgari ücretle geçinen bir aile için; bu ücretin üçte birine tekabül eden sınav ücretini vermek demek o ay aç kalmak demek oluyor. Halk bunları yaşarken, sadece KPSS, ALES ve diğer sınavlarla devletin kasasına her yıl milyarlarca lira para girmiş oluyor.

Sonuç olarak ucuz iş gücünü oluşturmak adına niteliksiz mezun edilen, dershanelere tonlarca para harcayan, girdiği sınavda alan dışı pek çok soruyu çözmeye mecbur bırakılan ve en nihayetinde iyi bir puan almayı başarıp ayriyeten herkesin bir “dayı”sının olduğu kurumlardaki mülakatı geçerek atanabilen genç; dershane ve kredi borçlarını ödemeye başlayabilir!

İşsizlerin öfkesini soğutmak için oluşturulan bu sınavlar aslında sistemin olan sorunu sanki sınava giren gencin zekasıymış gibi gösteriyor. Ancak bizler biliyoruz; işsiz olduğu, atanamadığı için intihar eden gençlerin de öfkesini taşıyoruz. Geleceğimizi sınavlara emanet etmeyeceğiz!

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir