Bu kuşatma gençliği zapt eder mi? – Ali Çadırcı

Otoriteleri, sürekli bir yenisi eklenen krizlerle, yoksulluk ve yoksunluk halinin yol açtığı tepkisel ve ani öfke patlamalarıyla sarsılan ve yetmezlikler yaşayan egemenler toplumsal rıza üretmede sıkıntı yaşıyorlar.

Bu sıkıntıyı, devlet şiddetiyle örülü bir abluka ile ve medya üzerinden gerçeği eğip bükerek ürettikleri yanılsamalarla bastırmaya çalışıyorlar. Bu bastırmanın arkasında, toplumsal dinamiklerin iktidarları söküp alabileceği korkusu yatıyor.

Özellikle de her tarihsel momentte inisiyatif alarak süreci sıçratan iradesi, cesareti ve enerjisiyle muktedirlere korku salan gençlik hareketi de bu korku imparatorluğundan payına düşeni alıyor.

Gençlik: Yakıcı, yıkıcı, yaratıcı

Gençliğin, içinden geldiği/geçtiği tarihi ve toplumu yakıcılığıyla, yıkıcılığıyla ve yaratıcılığıyla değiştirip dönüştürdüğünü, dönemsel hareketlerin başını çekip süreci göğüslediğini ve sıçrattığını tarihten biliyoruz.

68’den Gezi’ye bunun pek çok örneği gördük. Görüyoruz.

Gençliğin sorgulama ve isyan etme eğilimlerinin farkında olan dünün, bugünün ve yarının iktidarları gençlik hareketini sönümlendirmek için üniversitelere özel olarak yöneldiler. Bugün de durum böyle.

Üniversitelerdeki neo-liberal kuşatma

Dünya genelinde neo-liberal genişleme sürecinin eğitime etkisi, Bologna Süreci ile uluslararası karaktere sokulmak istenmiş ve birçok ülkede başarılı olunmuştur.

Türkiye’de ise 12 Mart askeri darbesiyle provası yapılan, 12 Eylül faşist askeri darbesiyle de YÖK adı altında merkezileştirilen, 1982 anayasasıyla muhafaza edilen ve sermayenin eğitimdeki beklentileri adına yeniden yapılandırılan üniversiteler neo-liberal kuşatmaya tabi tutulmuştur.

Böylece üniversiteler, sermayeye artı değer üretmenin yeni yollarının arandığı hatta teknoparklar, AR-GE çalışmaları ile bu yolların doğrudan yaratıldığı mekanlar haline getirilmiştir.

Sermayenin bizzat yerleştiği üniversitelerde gençliğin tüm vakti kapitalist üretim ve tüketim ilişkiler ağına kanalize edilmiştir.

Aynı zamanda sonsuz rekabet ortamı bireyler arasında güvensizlik iklimini yaratmış, kariyerizm bataklığı ise gençliğin dinamik duruşunu bireysel hırs ve öfke duygularıyla pasifize etmiştir.

Başka bir üniversite mümkün

Başka bir dünyanın ve geleceğin mümkünlüğüne inanan gençlik ancak kolektif dayanışma pratikleriyle, sonuç alıcı kazanımlar ve kendine yeni kapılar, yeni kazanımlar açacak ilkelerle hareket ederek kitlesel karşı koyuşları örebilecektir.

Çelişkileri ortaklaşıp derinleşen gençliğin çıkış işaretleri, farklı dinamiklerin getirdiği mücadele pratiklerini örgütlemesi, akademik demokratik mücadele içindeki tüm alanların ortak hatta buluşarak yürüteceği pratiklerde, deneyimlerde saklı olacaktır. Ortak hatta buluşulacak alan ise belli: Özgür demokratik halk üniversiteleri.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*