Burası AKP Burdan Çıkış Yok! – Haluk Koşar

Share on Facebook71Tweet about this on Twitter

Spor, iktidarın şu ana kadar fethedemediği nadir alanlardan bir tanesiydi. Esasında kale içten fethedilmişti fakat bu zafer bir türlü tribünlere kabul ettirilemiyordu. Uzun yıllar çeşitli sporcular arasında sürdürülen cemaatsel çalışmalar sonucunda AKP iktidarının sahalardaki ayakları da oluşmuştu. Ceza shasında top kovalamaktan milletvekilliğine uzanan yol hikayenin bir kısmıdır esasında. Biz şu an işin kitleler kısmına bakalım.

Bize her yer deplasman

Toplumun hemen hemen her alanında kendine has örgütlenmeler kuran AKP’nin giremediği nadir alanlardan bir tanesi spor alanlarıydı. Daha doğrusu girmeye çalıştığı bu alanlarda her hamlesi ters tepmişti. O zamanlar başbakan olan R. Tayyip Erdoğan her gittiği maçta adeta deplasman takımı seyircisi gibi karşılanıyordu.

2010 yılında İstanbul’da düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası finalinde ABD ile karşılaşan Türkiye ikinci olmuş ve kupa törenine katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile beraber Başbakan Recep Tayyip Erdoğan canlı yayında dünya televizyonları önünde binlerce seyirci tarafından ıslıklarla ve alkışlarla yoğun bir protestoya tabii tutulmuşlardı. Başbakanı hemen arayıp özür dileyen ise Hidayet Türkoğlu oldu.

2011 yılında Galatasaray’ın Seyrantepe’de TOKİ tarafından yapılan yeni stadının açılışına katılan Başbakan Erdoğan’ın stada girişi anons edilir edilmez protestolar başlamış ve Erdoğan konuşma yapmadan stadı terketmek zorunda kalmıştı. O zamanlar TOKİ başkanı olan Erdoğan Bayraktar ise konuşmasını yoğun protestolar altında tamamlamıştı.

2012 yılında bir futbol efsanesi olan Lefter Küçükandonyadis’in cenazesi için Kadıköy’de bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Şükrü Saraçoğlu Stadyumunda düzenlenen törene protestolar altında katılabilmişti.

Beni sevmeyeni ben de sevmem

Görüldüğü kadarıyla iktidar spor sahalarında pek sevilmiyordu. Sporun koç başı kulüpleri iktidarın pençesi altında çeşitli yaptırımlar ile diz çöktürülüyor ama tribünler bir türlü hizaya gelmiyordu. Özellikle Gezi ve ardından gelen Haziran süreci futbol taraftarlarının bu iktidar karşıtlığının ne kadar gerçek olduğunu ortaya koyması açısından oldukça önemlidir.

Gezi sonrasının tribünlere yansıyan sloganları ve protestoları Passolig uygulamasına kadar devam etmiş ve Passolig ile beraber tribünler boşalmış ve boşalan tribünler de haliyle sessizleşmişlerdi. Bu sessizlik iktidarın tam da istediği şeydi. Çünkü onlar Passolig sonrası süreci kendilerine göre organize etmişlerdi bile.

Yeni Türkiye’nin Statları

Yeni plan şuydu: Şehrin en güzel yerlerine konmuş statların hepsini yıkıp AVM yapın. Yeni statlar yapın ve içlerini de yandaş taraftarlar ile doldurun. Ve hepsi de iktidarı öven sloganlar atsınlar.

Bu furya Konya ile başladı. Konya’nın yeni stadı bir nevi yükselen yeni Türkiye’nin yeni statlarının prototipini oluşturdu. Burada toplanan güruh nasıl bir seyirci oluşturulmak istendiğini örneğiyle gösteriyordu: Konya stadında oynanan milli maç öncesi Ankara katliamında ölenler için yapılan saygı duruşu tekbir çekilerek ıslıklandı.

Konya’da gösterilen ‘hassasiyet’ AKP hormonlu statlara hemen yayılıverdi. Bu sefer Başakşehir Stadı’nda Yunanistan ile oynanan dostluk maçı öncesi Paris katliamında ölenler için yapılan saygı duruşu benzer bir davranışa maruz kaldı: Sloganlar, tekbirler ve ıslıklar.

Ardı ardına stat açılışları gerçekleşiyor. Ülke futbolu geriye giderken bu kadar stadın açılışı ve bomboş tribünler kafalarda soru işaretleri de oluştururken AKP cevapları çok gecikmeden geliyor. ‘Seyirci mi? Siz merak etmeyin, bizde çok var.’

En son Bursa’da yapılan yeni stat ve bu stadın açılışında ibretlik sahnelere şahit olduk. Bursaspor taraftarı yeni stat açılışında bulunmadılar. Bir kısmının protesto ettiği bu açılış daha çok Bursa ve civarında bulunan AKP teşkilatlarının dağıttığı davetiyeler ve kaldırdıkları otobüsler ile gerçekleşti. Stadyumun içi AKP ve iktidar övgüsü dolu pankartlar ile donatılırken içerde Bursaspor sevdalılarına dair pek bir ize rastlamak mümkün değildi. Stat açılışı tam anlamıyla bir AKP şovu olarak gerçekleşti. Aynı diğer yeni stat açılışları gibi.

Yeni Türkiye’de karşımıza statlar artık Arena olarak çıkıyor. Her bir arena geçmişe özlem duyarcasına iktidardakilerin İmparatorluk özlemlerini giderdikleri birer yapılar olarak şekilleniyor. Rüyaları da bu arenalarda muhaliflerini aslanlara yem etmek. Şimdilik bunu doldurdukları hormonlu seyircileriyle söylemde gerçekleştiriyorlar. Ankara’da, Paris’te katledilenler böylesi bir güruhun histerilerinde fütursuzca tekrar bu arenalarda katledildiler. Arenaların yarını bugünden üç aşağı beş yukarı belli gibi.

 

Share on Facebook71Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir