Can çıkmayınca huy çıkmazmış – Meral Çınar

Seçimlerin hemen ardından iç tartışmaların yeniden alevlendiği CHP’de “Olağanüstü Genel Kurul” imzaları toplanmaya başlamıştı. Fakat Ağustos ayının başında CHP merkezi tarafından yapılan açıklamayla; 630’a yakın imzanın toplandığını, büyük bir kısmının belirli gerekçelerle kabul edilmediğini genel kurul talebinin hızla boşa düşürüldüğünü gördük.

Kılıçdaroğlu önderliğinde giderek sağa meyil eden CHP merkezinde hiç kimsenin, “CHP nereye gidiyor?” sorusuna cevap verecek, seçimleri, başarısızlıkları ve yeniden yapılanmayı konuşmak; bunu parti içinde demokrasi usulüne uygun ve parti tabanıyla birlikte organize etmek gibi bir derdi yok.

Fakat tabanda ciddi bir değişim talebi var. Bu değişim talebine cevap verip yönlendirmeye çalışan en güçlü konumlanmayı Muharrem İnce sağlamış gibi görünüyor.

Bu gidişle, partinin tek gündemi haline gelen ve ciddi bir hazırlık halinde oldukları yerel seçimlerin 24 Haziran’dan farklı olacağını gösteren bir gelişme yok.

Taht oyunları

Yeni rejimin formel kuruluşunun politik ortama ve toplumsal alanlara dayattığı dönüşümün sancılarını yaşıyoruz. Yakın zamanda büyük bir kaosun içerisinde debelenen devlet ve soğumaya başlasa da devam eden krizi, dünya çapında yaşanan ekonomik krizin ülke ölçeğinde geçirdiği ataklarla birlikte güncellenen bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Akıllı telefonlarda belirli konular üzerine yapılmış değişik binlerce uygulama benim hiçbir zaman anlam veremediğim bir hızla sürekli güncellenir. Bu güncellemelerden sonra, o uygulamayı eski alışkanlıklarınla kullanmaya devam edemezsin. Temel mantığı aynı kalsa da birçok yeni özelliği olur, ayarları değişir.

İşte değişen ve/veya yeni kurulan dengeler arasında, eski alışkanlıklarla devam edilebilecek, eski bedenin ve aklınla yeni ortama kendini dayatabileceğin bir Türkiye kalmadı. İşte CHP’de yaşanan iç tartışmaların birçoğu bu değişim sancılarına dayanıyor.

Bir yandan yenilenen ve giderek sertleşen politik ortamda yeni muhalefet biçimi olarak konumlanmaya çalışan CHP; öte yandan yeni rejim içerisinde eskinin inisiyatifini kazanmaya çalışan TC devlet geleneğinin mayaladığı CHP; diğer yandan Ecevit ile birlikte belirginleşen mevcut rejimde, mevcut iktidar politikalarıyla giderek sola kaymış olan ortanın solunun iki beden büyük bir kalıba sokmaya çalıştığı CHP… Ve onların taht oyunlarına sahne olan yeni rejim sahnesi.

Bu taş çatlayacak

Giderek köşeleri keskinleşen, kutuplaştırıcı bir politik ortamda, tüm bu güçler veya tüm bu CHP’ler parti içi sağlıklı bir denge kurup bir arada kalabilirler miydi? Bir fanusta yaşamıyorlarsa biraz zor tabi.

Bu durum değişmezse bu birden fazla veya birden fazla şekle bürünmeye çalışan CHP’nin parti içi dengesizlikleri devam edecektir. Kitleleri oylarına sahip çıkmak için sokağa çağırıp kazandık dedikten hemen sonra onlara kaybettik mesajları atacak. AKP/Erdoğan hükümetini diktatörlük yapmakla suçlayıp, iktidarın politikalarına koltuk değnekliğinden vazgeçmeyecek; başkanlığa “Hayır” dedikten hemen sonra başkanlık yarışına girecek.

Yine de dengelerin değiştiğini görebiliriz. Özü itibariyle “devlet aklından” beslenmiş ve büyümüş, bu yüzden “düzenin ve devletin bekası” derdinde olan CHP’nin partiyi kimselere bırakmayacağı belli ama kendilerinin de bu biçimde ne kadar ilerleyebileceği, yeni rejim ve yeni devlet içerisinde aldıkları konumların, yaptıkları hesapların tutup tutmayacağını bilemiyoruz.

CHP içerisinde, oy kitlesi olarak oldukça fazla ama parti içi yapılarda görevli az sayıdaki solcu, demokrat kesim ise, ya ibrenin ucunu başka yöne çevirmeyi başaracak veyahut parti içerisinde kalanlar giderek görünmez olacaktır. Fakat bildiğimiz tek şey bu taş çatlar.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir