Cerattepe’den Kazdağları’na – Utku Şahin

Artvin/Cerattepe direnişi sırasında Karadeniz dağlarında uyanışa geçen direniş ruhu, yaklaşık 5 yıl sonra tekrardan Kazdağları’nda vücut buldu.

Kazdağları’nda süren hukuki ve siyasi mücadele elbette çadırlı direnişin başladığı tarihten öncesine dayanıyor. Ancak direnişin sıçrama yaptığı nokta, doğa katliamını en net haliyle gösteren görüntülerin sosyal medyada hızlıca yayılmasıyla gerçekleşti. Binlerce insanın akın ettiği Kirazlı/Balaban tepesi bir anda her yaştan insanın içerisinde bulunduğu heterojen bir kitle tarafından direniş alanına dönüştürüldü.

Direnişin karakteri

Çadırlı direnişin başlamasıyla Kazdağları mücadelesi kendine özgü bir karakter kazandı. Gezi direnişinden bugüne örnek bir biçim olan demokratik forum işleyişi ile en geniş kitleyle, herkesi ilgilendiren bu direniş hakkında ortak karar alma ve uygulama çabası sergileniyor. Alanı terk etmeyip 7/24 nöbet tutarak Kazdağları’nda doğa talanını durdurup, bunun tüm ülkeye rol model olması gerektiğini hissedenlerin sayısı hiçde az değil.

Kazdağları’nda açığa çıkan enerji, orasıyla sınırlı olmayıp, tüm dünyayı ilgilendiriyor.

Neden-sonuç ilişkisini yorumlayışta farklılık olsa dahi gezegendeki canlı yaşamının bir yok oluş sürecine girdiği noktasında, BM dâhil olmak üzere fikir birliği mevcut. Dolayısıyla bugün Kazdağları mücadelesini küresel bir iklim mücadelesinin bir parçası olarak görmek gerekir.

Küresel ısınma, ani sel baskınları, orman yangınları vb. gündemler ile tehlikeyi herkes görebiliyor. Lise ve Ortaokul öğrencileri kendi inisiyatifleriyle iklim krizine dikkat çekmek için eylemler düzenliyor.


Kanadalı şirketler

Alamos Gold başta olmak üzere, dünya üzerindeki çok sayıda ülkede altın madenciliği Kanadalı şirketlerin tekelinde bulunuyor. Dünya’nın bütün maden şirketlerin yüzde 60’ının merkezi Kanada’da. “3. Dünya” ülkeleri olarak tanımlanan ülkelerin madenleri bu şirketlerce talan edilip, çalınıyor.

Madencilik faaliyetlerinin ekolojik krizi büyütmesinin yanı sıra, ekonomi-politik kısmı da önemli.  Kanada gibi ülkelerin sermaye yapılarında biriken zenginliğin bedelini yoksulluk ve açlık içerisinde yaşamaya çalışan halklar ödüyor.

Kanadalı maden şirketlerinin sicili epey kabarık. Panama’dan Brezilya’ya, Filipinlerden Eritre’ye kadar insanları ve doğayı sömürüp, kâr için şiddet de, tecavüz de kullanıyor, bazen yerli halkların yaşam alanlarını zehirliyorlar. Dünya çapında hareket eden tekelci maden şirketleri sadece Türkiye için değil, herkes için bir tehlike oluşturuyor.

Bu doğrultuda yaklaştığımızda eylemlerde çokça söylendiği üzere Alamos Gold’a karşı verilen mücadele eş zamanlı olarak anti-emperyalist ve anti-kapitalist bir karakter taşıyor. Tehlikeyi her boyutuyla görmemiz gerekir. Örneğin Kanadalı maden şirketi kötüyken, Türkiye’de soluk almakta olan rantçı, asalak sermaye sınıfının yaptığı madencilik talanını “yerli” ve “milli” olduğu için görmezden mi geleceğiz?

Dünyanın hangi noktasında olursa olsun, Burjuvazinin tek amacı doğadan çekip alabileceği en fazla hammaddeyi almak ve işlemektir. Sermaye yapısının uluslararası niteliği bu kadar gelişmişken emperyalizmin yerli işbirlikçilerini ve yerli talancıları gözden kaçırmamak gerekir.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*