CHP: AKP’nin küçük ve korkak kardeşi! – Ronay GÜLTEKÇE

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

15 Temmuz’da yaşananlar, Erdoğan tarafından Allah’ın büyük bir lütfu olarak ifade edilmiş ve darbe girişiminin yarattığı infial ortamında, yeni rejime doğru atılacak adımların sinyali verilmişti. CHP üst yönetimi de, Yenikapı mutabakatına -hem de tabanı tam aksi istikameti işaret ederken- katılarak yeni rejimin inşasında bizzat görev almayı kabul etmişti.

Rejimin makul paydaşı

Ardından gelen süreçte CHP üst yönetimi; kritik toplumsal eşiklerde tabanının çok gerisinde reaksiyon veriyor ve göstermelik muhalefetinin ardına sakladığı sinsi bir onayla işi geçiştiriyordu. Küçük kardeş, en büyük rolünü ise HDP’lileri hapse göndererek oynayacaktı.

Referanduma gidilirken, kendi adında mühürlenmiş Cumhuriyet’in son kırıntılarını savunma konusunda da pek iştahlı görünmedi CHP. Yeni rejimin vaat ettiği karanlığın dehşet vericiliğini ortaya koymak yerine; gülen çocuk suratlarıyla bezenmiş reklamları seçtiler. Kampanya; manasız bir iyimserliğin çerçevelediği, içi boş “gelecek güzel olacak” edebiyatından ibaretti.

CHP’nin referandum hedefi neydi?

Erdoğan tarafından daha fazla muhatap alınmalarını sağlayacak oranda Hayır çıkması, Kılıçdaroğlu ve ekibi için yeterliydi. Böylece artık tüm teamülleri değişmiş bir garabet de olsa “düzenin” içinde kalma şansları artacaktı.

Mühürsüz oy meselesi de olmasa, yaklaşık yirmi dört milyon Hayır oyunun üzerine keyifle uzanıp; Erdoğan’la al gülüm ver gülüm ederek 2019’u bekleyeceklerdi. Ne gereği vardı şimdi referandumun meşruiyetine gölge düşürmenin, sokaklara dökülmenin?

Yerel teşkilatlar sokağa çıkılmaması yönünde uyarıldı. Resmi kurumlara yapılan göstermelik iptal başvurularıyla halkın haklı talebi sulandırıldı. Yetmedi, 2019 çatı aday tartışması ile gündem değiştirildi.

Ve CHP doksan yıldır kendine, ek olarak 15 Temmuz’dan bu yana da AKP’ye vermiş olduğu sözü tutmuş oldu. Halkın düzenden kopuşma riski bir kez daha bertaraf edilmek isteniyor.

Şimdi ne olacak?

Kılıçdaroğlu ve ekibi Erdoğan’ın henüz kat’i hüküm vermediği gri alanlarda muhalefet yaparak tabanı tutma niyetinde. 2019’da gerçek bir seçim yaşanacağı hezeyanına sarılarak; Hayır kitlesini A.Gül ya da muadili bir adayın arkasına yedekleyip Erdoğan’dan başkanlığı almayı umuyorlar.

Yaşananlar gösterdi ki; CHP içerisinde tabandaki dirence öncülük edecek ve Kılıçdaroğlu yönetimine kafa tutabilecek bir klik yok. Akla gelen isimler konforlarını kaybetmemek için sorumluluk almıyor ya

da Kılıçdaroğlu ile birlikte hareket ediyorlar. S. S. Böke’nin istifası ve Fikri Sağlar’ın Akşam gazetesi(!) aracılığıyla yaptığı çıkış ise daha büyük bir harekete evrilmekten uzak görünüyor.

Partinin maaşlı elemanlarının aksine kitlede, özellikle gençlikte belirginleşen ve tüm tabana yayılan umut verici bir direniş havası mevcut. Söz konusu eğilim parti içinde kendi bürokratik temsiliyetini bulamıyor ve Sol’a doğru yaşanacak kopuşun emarelerini gösteriyor. Bu kopuş, devrimci güçlerin etki alanına doğru çekilebilirse güçlü ve bilinçli bir toplumsal hareketin önü açılmış olur.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir