CHP: Dosta korku düşmana güven! – Ronay GÜLTEKÇE

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

CHP, 15 Temmuz’un ardından geçen kritik 45 günlük süreçte Erdoğan’ın “krizi fırsata çevirme paketine” uygun pozisyonlar almakla yetindi. Bu tercih nasıl açıklanabilir?

Sorudan da anlaşılacağı üzere CHP’nin içerisine girdiği bu yönelimi; siyasal bir zorunluluk olarak niteleyen anlayışı baştan reddetmek gerek. Siyaset, manevra alanıdır. Bu alanda içerisine girilen zorunlu haller varsa bile, bunlar önceki beceriksizliklerin ürünüdür. Kaldı ki burada zorunlu bir halden söz edemeyiz. CHP yönetimi bilinçli olarak, 24 Temmuz Mitinginde açığa çıkan gerçek ve laik demokrasi için mücadele çağrısına kulak tıkadı.

CHP’nin hesapları…

CHP yönetimi, 15 Temmuz’da içine girilen kaotik atmosferde, AKP’nin Cemaat ile kurduğu 15 Temmuz’a zemin hazırlayan geçmiş ilişkileri yüksek sesle ifşa etmeyi dahi göze alamadı. Bunun yerine yaratılan “milli mutabakat” havasına katılmayı ileriye dönük bir yatırım olarak hesapladı.

Bu yolla CHP adına; sağ-muhafazakâr kitlenin gözünde meşrulaşma, FETÖ’nün tasfiyesinin ardından sil-baştan kurulması gereken devlet kurumlarında söz sahibi olma zemini oluşacaktı. Ancak şu unutuldu; devletin sil-baştan kurulması işine Erdoğan çoktan girişmişti. Plan değişmedi. Hatta bu ortam, dönüşüm sürecini hızlandıran ve Erdoğan’ın başkanlığı ile taçlanacak olan yeni rejime geçişi toplumsal şartlar açısından daha da mümkün kılan bir fırsat olarak değerlendiriliyordu.

Kuşkusuz burada darbe gecesi ve sonrası medya aracılığıyla yaratılan sahte zafer havası etkili oldu. Muhtemelen içerden ya da dışarıdan gelecek yeni bir darbeyi korkuyla bekleyen rejim, yapılan manipülasyonlar ile “tüm tehditleri püskürtüp taarruza kalkan imparatorluk” gibi lanse ediliyordu. Bu algı yönetimi, kendi yolunu yürümekten sakınan CHP’yi de tabiat kanunları gereği kısa sürede etkisi altına aldı. Öyle ki; yıllarca AKP’nin Suriye politikasını hedef alan Kılıçdaroğlu, “ılımlı” cihatçı çetelerin Cerablus’a TSK eliyle sokulmasını destekledi.

Milli mutabakatta yol ayrımı mı?

CHP yönetimi yıllardır tekrarladığı; bütünsel gidişatı kavrayamama, küçük kazançlarla ihya olup köşesine çekilme ve sonuçta sürecin dışında kalma pratiğini yeniden sergilemiş oldu. Erdoğan rejimi bu süreçte iç ve dış siyasette yeniden özgüven kazanacağı hamleleri yapma konusunda yol kat etti.

Ne hikmettir ki CHP yönetimi de Eylül ayı itibari ile muhalefet partisi olduğunu hatırlayıverdi. Saraydaki Adli Yıl Açılışı ve Anıtkabir Zafer Bayramı Törenlerine katılmadılar. Çıkarılan KHK’ler ile ilgili sert eleştiriler getirildi. CHP acaba Milli Mutabakattan çekiliyor mu? Yoksa milli mutabakata kimsenin ihtiyacı kalmadı mı? İkinci ihtimalin daha olası olduğu açık.

Şimdi geride bıraktığımız sıcak sürecin sonuçlarının açığa çıkacağı, belki de yeni krizlerle belirlenecek bir zaman dilimine giriyoruz. Bunun gemideki herkes için belli sonuçları olacak. CHP için de elbette.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir