CHP’de genel kurul ve kopuş dinamikleri – Perihan KOCA 

Ülke siyasetinde kaotik zemin hızla kaosa doğru evriliyor.
İktidarın istikrarla derinleştirdiği ve parlamenter ana muhalefetin de bir biçimde omuz verdiği şekliyle toplumsal kutuplaştırma hamleleri ve kontrollü kaos politikaları her an kontrolden çıkıp, toplumsal-siyasal alt üst oluşların yaşanabileceği kritik ve hassas bir düzleme sıçrayabilir.
Öyle ki, düğmesine basılan savaşın çanları herkes için çalmaya, ülkenin tüm kesimleri kırmızı alarm vermeye başladı bile.
Atılan her adımın, kısa ve orta vadede verilen her kararın, izlenecek tüm politikaların 2018-2019 olağanüstü takvimi başta olmak üzere, ülkenin geleceğini baştan aşağı etkileyeceği ve hatta Türkiye’nin kaderini tayin edeceği özel bir zaman dilimi içerisindeyiz.
CHP’de ana gündem
Her gücün tarih sahnesinde kendi gerçekliğini yaratmaya çalıştığı bir anda, parlamentonun ana muhalefet partisi, 2019’a işaret ederek, 3-4 Şubat’ta olağanüstü bir süpriz yaşanmaksızın, öngörülen tüm detaylarıyla CHP’nin 36. Olağan Parti Kurultayını gerçekleştirdi.
Genel Kurul tartışmaları, il, ilçe kongreleri ve tabanın taleplerine büyeteç tutarak bakacak olursak:
2018-2019 olağanüstü takviminin ihtiyaçları ve parti tabanı başta olmak üzere toplumun gereksinim ve özlemlerinden ziyade, Genel Kurula doğru giden süreçte ve genel kurulun bçtünlüklü ahvalinde, CHP’de hakim olan gündem, yine genel başkanlık, parti meclisi isimleri, liste ve delege hesapları oldu.
Sekiz yıldır partinin genel başkanlığını yürüten Kemal Kılıçdaroğlu resmi sonuçlara göre yeniden genel başkan.
Genel Merkez kontrolünde oluşturulan il kongreleri ve delege listelerinin yoğun iç hazırlıklarına rağmen, Muharrem İnce 447 oy aldı, 33 delege ise oy kullanmadı.
Yani, 480 delege Kılıçdaroğlu’nu tercih etmedi.
Üstelik Muharrem İnce’nin konuşması, trübünden yoğun destek ve coşku ile karşılandı.
İnce’ye göre hitabet yeteneği daha zayıf olan Kılıçdaroğlu’nun konuşması ise oldukça zayıf ve iktidar perspektifinden yoksun kaldı.
Parti Meclisi’nde de Kılıçdaroğlu’nun esas listesi yüzde 80/85 oranında seçildi. 
Kılıçdaroğlu’nun 52 kişilik listesi beklentilerin üzerine çıkarak parti meclisine seçilirken, bu listeden 10 kişi listeyi deldi.
Muharrem İnce’nin “Umut Listesi”nden Necati Yılmaz, Gökhan Günaydın ve Tuncay Özkan; “Gelecek için Biz” grubundan Ali Şeker, Gaye Usluer ve İlhan Cihaner; bağımsız Erdal Aksünger, Haluk Pekşen, Müslüm Sarı ve Eren Erdem listeyi delen isimlerden oldu.
Parti Meclisi seçiminde 692 delege oyu ile Haluk Koç en yüksek oyu  aldı. 682 oyla Selin Sayek Böke ve 625 oyla Yıldırım Kaya da en yükesk oy alan önemli isimlerdendi.
Genel başkan yardımcılarından Zeynep Altıok ve Yasemin Önet Cankurtaran ile CHP Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır Parti Meclisi’ne giremediler.
İstanbul kongresi önemli
Partisel bir bütünlükten yoksun olan CHP’nin belirleyici metropol ana illerdeki kongrelerinde de parti içi saflaşmalar ve magazinel kulis bilgilerinin etrafa saçılması il ve ilçe kongrelerinde bir kez daha ana yaklaşım olarak öne çıktı.
Özellikle sandık matematiğinde belirleyici öneme sahip olan İstanbul’un il kongresinde, CHP içerisindeki devrimci demokrat, sol kanadın desteklediği ve ilk kez İstanbul’da bir kadın il başkanı olarak seçilen Canan Kaftancıoğlu’nun başkanlığı iktidar odaklarının tüm oklarını üzerine çekti. Canan Kaftancıoğlu iktidarın tüm argümanları ile hedef tahtasına oturtulurken, parti içi kimi kesimler tarafından da rakip görülerek, aleyhte tutumlar ve homurdanışlarla karşılandı. Keza bu homurdanışlar genel kurulda da kimi söylem ve sloganlarla vücut buldu.
Genel Kurul öncesinde, CHP Milletvekilleri Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner yayınladıkları deklerasyon ile, genel merkez politikalarına ciddi eleştiriler yönelterek, CHP’yi mecliste boykota, kurultayı genel başkan değişikliği, kişisel dayanışma ve delege sayısı yarışına indirgenmeden, olağanüstü bir muhalefeti örgütleme ve net bir sol siyasete çağırmıştı. Bu çağrının alıcı nüfusunun oldukça kalabalık olduğu genel kurulda bir kez daha açığa çıktı ve özellikle CHP tabanında yankı buldu.
Genel kurul tartışmalarında toplumsal muhalefete dönük, toplumun özgürlük arayışını karşılayacak talepler ve politik manevralara enerji harcamaktansa, enerjisini parti içi saflaşma ve başkanlık, delegelik tartışmalarına sıkıştırdığı ve enerjisini bu tartışmalarda tüketen CHP’nin olağanüstü sürecin ihtiyaçlarına karşılık veremediği ve vermeyeceği aşikar.
Tabandaki kopuş hızlanıyor
CHP’yi analiz ederken; CHPnin sermaye ile organik bağ içerisinde olan kurucu bir devlet partisi olduğunu ve arkasındaki esas güçleri unutmamak elzem.
Olağanüstü momentlerde dümeni sürekli sağa kıran politik hamlelerle, AKP’nin içerme ve etkisizleştirme politilarına her daim teşne olan CHP varoluşu açısından önemli bir eşikte.
Gezi’deki duruşundan, Ekmeleddin hamlesine, dokunulmazlıkların kadırılmasını onaylama, Yenikapına ruhuna tabi olma, 16 Nisan gayrimeşru referandumundaki basiretsiz tutumuna ve şimdi “Afrin savaşına tam destek” açıklamalarıyla CHP, Erdoğan rejiminin inşasına yol vermeye, ön açmaya devam ediyor.
Adalet yürüyüşü ile tabandaki huzurluğa cevap olabilecek  ve daha da ötesinde toplumun özgürlük arayışını, hoşnutsuzlarını, taleplerini kucaklayabilecek önemli bir ivme yakalandı.
Lakin genel merkezin, 15 Temmuz sonrası toplumsal dinamikler için önemli bir kapı aralayabilecek 24 Temmuz mitingini es geçip Yenikapı ruhuna tabi olması gibi, maalesef ki adalet yürüşü ile yakalanan ivme de frenleyici hamlelerle bilinçlice sönümlendirildi.
Apaçık görülüyor ki, genel merkez ve taban arasındaki açı farkı giderek açılıyor ve derinleşiyor.
CHP içerisindeki samimi solcular, demokratlar ve halkçı odaklar tabanın hoşnutsuzluğunu ve taleplerini dile getirmeye çabalıyor, parti içi demokrasi ve net bir siyaset talebiyle merkezi organlara basınç uyguluyor. Giderek sola, devrimci kesime doğru yaklaşıyor.
CHP içerisinde ve tabanında, ortak bir perspektifin ve yeni bir toplumun inşasında yan yana olacağımız önemli bir kesimin kopuş dinamikleri hızlanıyor. Sosyalistler olarak, öne çıkarmamız ve önemsememiz gereken ana esas bu.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir