CHP’nin sınavı esas şimdi başlıyor – Juliana Gözen

Şüphesiz ki, 31 Mart yerel seçim sonuçları inkar edilemeyecek yalınlıkta ortada duruyor; bunca seçimin ardından Tayyip Erdoğan ve AKP’si yenildi. Her sıkışmada gidilen sandık bu sefer başka sonuç verdi ve pusulalar şaştı.

7 Haziran’dan itibaren ara ara çalan tehlike çanları, şimdilerde daha sık ve daha güçlü geliyor kulaklara.

Yine şüphesiz ki hem iktidar açısından hem de muhalefet açısından ‘ama’ları ve olasılıkları fazla olan, referandum tadında bir seçim yaşadık, geride bıraktığımız da söylenemez.

CHP, pek de beklenmeyen bir biçimde öne çıkmış oldu. AKP’ye ve ekonomik krizin sonuçlarına yönelik halkın biriken öfkesi 3 büyük şehirde yerel iktidarı CHP’nin kucağına getirdi.

Erdoğan’ın geri adım atmaya niyeti yok!

‘Öyle 13-14 bin oy farkıyla seçimi kazandık demeye de kimsenin hakkı yok’ çıkışı ve seçim sonuçlarını iptal ettirme gayreti içerisinde olan Erdoğan/AKP, yaralı ama kılıcı elden bırakmaya da savaştan çekilmeye de niyeti yok.

Devletin tüm imkanlarının Cumhur İttifakı’nın seçim çalışmasında kullanıldığı koşullarda bir seçim mücadelesi vermesine karşın, CHP-İYİ Parti ittifakına dayanan Millet İttifakı; Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi önemli illerde seçimi alarak, AKP/Erdoğan’ı sersemletti.

Millet İttifakı’nın önemli büyükşehirleri almasında, iktidarın politikalarına ve söylemlerine karşı halkta biriken öfkenin yanı sıra, HDP’nin stratejisi (Batı’da Cumhur İttifakı’nı geriletme, Kürt illerinde ise kayyumları süpürme) esas belirleyen oldu.

Şimdiye kadar iktidarın tökezlediği anlarda ona yaslanarak güç alabileceği bir değnek ve iktidara yeniden meşruiyet tesis etmesi için destek olan CHP; seçim gecesinden itibaren beklenmedik bir performans sergiliyor.

İmamoğlu’nun dik ve kararlı duruşu, soğukkanlılıkla kamuoyunu bilgilendirişi ve sorumlu tavrı iktidarın hamlelerini zora sokarak, meşruiyetini sorgulatıyor. Fakat nasıl ki 7 Haziran seçimleri sonrasında iktidarın başlattığı saldırılara geri dönüp bakıyor ve ders çıkartıyor isek, CHP açısından da Adalet Yürüyüşü, Muharrem İnce çıkışı ve hemen sonrasında kaçışı gibi kritik anlardaki basiretsiz tutumlarını da hatırlamamız gerekir.

İmamoğlu kimin oğlu?

Esas meseleye gelecek olursak, İmamoğlu’nun net tavrını ve duruşunu salt kendi yeteneklerine ve hırsına bağlamak alenen siyasi miyopluk olur. Bunların etkileri olsa da, seçim sonrası hem CHP’nin duruşunu belirleyen hem de AKP/Erdoğan’ı afallatan sermaye güçlerinin İmamoğlu arkasındaki duruşudur.

Epeydir değerlendirmelere konu alan restorasyon olasılığı, 31 Mart seçim sonuçlarıyla beraber güç kazandı. Sermaye, kendi güdümünde inşa etmek istediği rejim için çok yönlü hamlelerini atıyor.

Erdoğan’ın seçim sonucunu manipüle etmeye çalışan açıklamalarına borsa ve piyasaların verdiği sert tepki, İmamoğlu’nun aldığı sonucun restorasyoncu ve Erdoğan’ın gücünü sınırlamaya yönelik bir hamlenin başlangıcı olabileceğini bize açık ediyor.

CHP’nin aşil topuğu

Karşılıklı olarak güçlerin birbirlerini yoklayacakları, yeni dengelerin, uzlaşıların ve çatışmaların konuşacağı bir süreçteyiz. Biten, sonuçlanan, nokta konulan bir duruma oldukça uzağız.

AKP/Erdoğan, seçimlerdeki yenilgisini savurmak için çeşitli stratejiler geliştirecektir. Ortadoğu’ya yeniden müdahale etme ve özellikle Kürt bölgelerinde savaş çıkarmayı dillendirmeye başladı bile.

Kurucu devlet geleneğinin taşıyıcısı olan CHP, Kürt sorunundaki geleneksel ulusalcı yaklaşımı ile kendini açmaza mı alacak yoksa tutarlı demokratik bir yaklaşım mı geliştirecek?

Emanet verilen oyların ve arkasında duran güçlerin iradesini nereye kadar taşıyabilecek? CHP bir kez daha sınava girmiş durumda…

Leave a comment

Your email address will not be published.


*