Çin’in temkinli ve istikrarlı yükselişi – Max ZİRNGAST

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

18 Ekim’de Çin Komünist Partisi (ÇKP) 19. parti kongresini gerçekleştirdi. Beş yılda bir gerçekleştirilen kongrelerde bir önceki dönemin parti faaliyeti raporu verilir, yeni dönemin planı ortaya koyulur ve yeni bir merkez komite seçilir.

Küresel sermaye düzeninde Çin önemini git gide arttıran bir ülke. Birçok alanda ABD ve diğer büyük güçlerle başa baş mücadele veriyor. Çin’de hâkim olan sistemin komünizm mi, devlet kapitalizmi mi ya da liberal kapitalizm mi olduğuna dair tartışmalar sıkça yapılıyor. Bu tartışmaların bu kadar genişçe yapılması gerekli elbette. Ancak yazının konusunun dışında bir tartışma olduğu için burada buna girmeyeceğiz.

Şi Cinping’in liderliği pekiştirildi

Kongrede beklenen oldu. Mevcut ÇKP MK genel sekreteri ve devlet başkanı Şi Cinping tekrar aynı makamlara seçildi. Üstelik kongrede, Cinping’in çizdiği siyasi hat parti tüzüğüne “Şi Cinping düşüncesi” olarak geçirildi. Böylece Mao ve Deng Xiaoping’ten sonra üçüncü kez bir liderin ismi parti tüzüğüne geçmiş oldu.

Şi Cinping, 2013’te iktidara geldikten sonra, birtakım hamleler yapmıştı. Parti ve devletin içyapılarında bir tasfiye süreci başlattı. Yolsuzlukla mücadele şiarıyla rakiplerini ve çeşitli eğilimleri tasfiye etti. Bu süreçte kendisini ve ekibinin hattını konsolide etti. Kongrenin sonucunu da bu faaliyetler belirledi.

“Çin tipi sosyalizm” yoluna devam edecek. Büyük ve stratejik sektörler üzerine devletin kontrolü sürdürülecek. Örneğin, bankacılık sektörünün mülkiyetinin yüzde 85’i devlet kontrolünde. Mevcut özel sektör devletle işbirliği içinde olmak zorunda ve sadece çizilen çerçevede hareket edebilir. Devletin ekonomi üzerinde yüksek derecede hâkimiyet kurmasından dolayı Çin hem iktisadi hem de siyasi anlamda planlı ve özgün bir şekilde ilerleyebilir.

Büyük planlar

Şi Cinping ilk döneminde çeşitli “büyük projeler” planlamaya başladı. Bu projeler önümüzdeki dönemde de sürdürülecek.

Bunlardan bir tanesi “Made in China 2025” projesi. 2015’te başlayan projenin hedefi içerisinde hava taşıtı, biyoteknoloji, “yeni enerji araçları” (elektrikli araba vb.) gibi sektörlerin bulunduğu 10 farklı sanayi sektöründe Çin’i dünya çapında rekabet edebilir hale getirmek.

Çin aynı zamanda yenilenebilir enerjiye büyük yatırımlar yapıp, ekolojik kriz konusunda dünyaya liderlik yapmaya başladı (özellikle ABD’nin son dönemde geri çekilmesinden sonra). Kısacası hedefleri yüksek teknoloji sanayilerinde yükselmek. Bunun için bütün dünyadan bilim insanları muazzam koşullarla Çin’e getirilmeye çalışılıyor. ABD’li siyasetçiler ve sermaye grupları bu projelerin farkındalar ve bunun önüne geçmek için çeşitli karşı hamleler yapıyorlar.

Diğer “meşhur” proje ise, “Bir Kuşak, Bir Yol” adıyla duyurulmuştu. 2013’te başlatılan proje bazen “yeni ipek yolu” projesi olarak da dillendiriliyor. Projenin amacı kara ve deniz ulaşım ağlarını genişletip, hem jeopolitik açıdan hem de ekonomik açıdan bölgesel hegemonya kurmak. Ticari ağların geliştirilmesi ile birlikte büyük bir adım atarak dünya çapında daha belirleyici bir duruma gelmek isteyen Çin bu hedefe ulaşmak için 60 farklı ülkede toplam 1,3 trilyon dolarlık yatırım yapmayı planladı.

Çin, planlı ve ölçülü bir şekilde gücünü arttırmaya devam etmektedir. Bununla birlikte Si Cinping’in kongredeki konuşmasında ABD”ye yönelik söylediği net sözler, Çin’in dünya genelinde daha büyük bir rol oynamaya hazırlandığını gösteren bir ipucudur.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir