Çocuk Hakları: Bir pasta dilimi meselesi – Sinem Atasoy

Dünya Çocuk Hakları Günü son yıllarda olduğu gibi bu yıl da büyük sıkıntılarla geldi. Toplumsal hafızada devlet dersinde öldürülmüş, çığlıkları susturulmuş, taşıyamadıkları yüklerin altında ezilen çocuklar sürekli yer ediyor, toplumu sürekli rahatsız ediyor.

Toplum olarak aldığımız her soluk en temel hak olan yaşama hakkı ellerinden alınmış çocukların soluğu oluyor ve yine nefes almak zorlaşıyor.

Eğitim ortamındaki ihmal ve istismar vakaları bir yana, eğitimin kendisi de bir ihmal ve istismar sistematiğine dönüşmüş durumda. Çocukların temel gereksinimlerini karşılamamak ihmalse, eğitim içeriğini çocukların gelişimsel ihtiyaçlarından soyutlamak da ihmal kapsamına girmeli. Ayrıca çocukların zihinsel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen her türlü eğitim içeriği de çocuk istismarı kapsamında değerlendirilmelidir.

Her sene yüzlerce çocuğun katledildiği, tecavüze, şiddete uğradığı bu dünyada yaşıyor olmanın mahcubiyetini hisseden bizler, her an çocuklarla bir araya gelmenin, bu gidişatı değiştirmenin yollarını ararken buluyoruz kendimizi. Her dost sohbeti, her ayaküstü konuşma en nihayetinde “bunu mutlaka çocuklarla yapalım” cümlesiyle bitiyor.

Her yer çocuk

Artık her sene yaz mevsiminde çocuklarla bir araya geliyoruz. Antakya’dan İzmir’e kadar girmediğimiz mahalle, kucaklaşmadığımız çocuk kalmasın diye çabalıyoruz. Yaz bitince kışın soğuk yüzüne rağmen sıcacık buluşmalar oluyor bu sefer.

Neler mi yapıyoruz?

Öncelikle çocuk haklarından başlıyoruz. Çocuklara haklarını anlatalım derken her seferinde, onlardan çok daha fazlasını öğrendiğimizi fark ediyoruz. Çocukların haklarını bildiklerini ve haklarını korumak için nasıl mücadele ettiklerini görünce içimizi sevinç kaplıyor. İçlerinden biri bile “tüm çocukların birbirleriyle eşit koşullarda yaşaması en temel haktır” dediğinde bir anda son ders zili çalmış okul bahçesi heyecanı kaplıyor bizi.

Sonra toplumsal cinsiyeti anlatıyoruz. Çocuklar cinsiyetleri ne olursa olsun birbirleriyle eşittir. Kız çocukları futbol, erkek çocukları evcilik oynayabilir. Renklerin de cinsiyeti yoktur. Defalarca farklı yöntemlerle anlatıyoruz bunları ama yine dersimizi alıyoruz. Çünkü çocuklar bunları zaten biliyorlar ve çocukluklarını yaşamalarına fırsat verilse “toplumsal cinsiyet rollerinden arındırılmış evcilik nasıl oynanır” bize gösterebilirler.

Bilim, sanat, felsefe, doğa

Bilimi, sanatı ve felsefeyi de öğretiyoruz. Aslında öğretmiyoruz onlarla birlikte yeniden öğreniyoruz. Çocuklarla geçirdiğiniz her an beyin kıvrımlarınızı zorluyor.

Yetişkin olmanızın verdiği güven bir anda yok oluyor sanki. Çocuklar sizi kendilerine hayran bırakıyorlar.
Sonra “dayanışmanın ne olduğunu anlatalım bari” derken, boyası olmayan arkadaşları için tüm boyalarını tek bir kutuya koyup hep beraber kullandıklarını görüyoruz. Ortaya dünyanın en güzel dayanışma resmi çıkıyor. Eşitliği anlatalım derken kendimiz pasta dilimlerini cetvelle ölçerken buluyoruz çünkü biliyoruz ki biraz kalın bir pasta dilimi eşitliği bozabilir. Kalın pasta dilimi sahibinin başlattığı bir pasta isyanına tanık olabilirsiniz. Çevre bilincini, ekolojiyi, geri dönüşümü anlatalım diyoruz bu seferde karşımıza “sana çiçek getirmek istedim ama koparmaya kıyamadım ben de domates tohumu ektim” diyen bir çift göz çıkıyor.
Tabloyu değiştirmek

Yani aslında çocuklar; 18 yaşına kadar çocuk olduklarını, dil, din, ırk, cinsiyet, ten rengi gibi ayrımlar gözetmeksizin dünyanın diğer tüm çocuklarıyla eşit olduklarını, eğitim, sağlık ve barınma haklarının olduğunu biliyorlar.

Peki biz, 18 ayda 21 bin 957 çocuğun hamilelik dolayısıyla hastanelere kaldırıldığı, çocuk işçiliğinin %20 arttığını ve çalıştırılan her 10 çocuktan 8’inin kayıt dışı olduğunu, 1 milyona yakın çocuğun çeşitli tarikatların elinde olduğunu, yılda sekiz bin çocuğun istismar edildiğini, Türkiye’nin çocuklara cinsel istismar, taciz ve tecavüzde dünya üçüncüsü olduğunu biliyor muyuz?
Tecavüzleri cezasız bırakmayı amaçlayan yasanın, toplumsal muhalefetin özellikle de kadınların direnişiyle geri çekildiğini hatırlayalım. Yukarıdaki tabloyu baştan yazmak da bizlerin elinde.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir