Çocuklar, insandır! – Rasim Kaygusuz

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Her yer çocuk, her yerde görüyoruz onları… Türkiye’de toplumunun dörtte 1’i çocuklardan oluşuyor. Nüfusun 19 milyonunu 0-14 yaş aralığındaki insanlar oluşturuyor.

Bu nüfusun ilkokul ve ortaokulda okula gitme oranı yüzde 94’lerde… fakat neye yarıyor?

Okulun, “Milli Eğitim” içinde geliştiren, aydınlatan ve özgürleştiren bir sistem olmadığı, kapatılmadan, disiplinden öte bir anlamı olmadığı sıklıkla gözümüze sokuluyor.

Teknik Meslek okulları çocukların işe koşulduğu köle pazarları haline getirilirken, imam hatip okulları çocukların enerjisi ve cüretinin şapa oturtulduğu, ideolojik aygıtlar olarak çalışıyor.

Erken büyüyen çocuklar ve küçülen insanlık

Günümüzün çetin dünyasında çocukluk ve yetişkinlik arasındaki ayrımın giderek silikleştiği, Neil Postman’ın deyimiyle “Çocukluğun yokedildiği günleri yaşıyoruz.”

İşçiliğe koşulan çocuklar, çaresizlik içinde yurtlara kapatılan ve yanan çocuklar, tacize, tecavüze uğrayan çocuklar, tüketim kültürü içinde film endüstrisi içinde pazarlara sürülen çocuklar yetişkinlerin kaldıramayacağı badirelerden geçiyor… Küçük yaşta zorluklara bata çıka büyüyor bu “küçük insanlar”…

İnsanlık, vicdansızlık ve zulüm dünyasında küçülürken, gövdesinden çok yer kaplayan bu küçük insanlar erken yaşta büyüyorlar.

Burjuva uygarlığın ikiyüzlülüğü

Çocuklara atfedilen masumiyet, kırılganlık, bilmezlik gibi özellikler, Onları iradesiz kılmak, eylemlilik sahibi olmaktan uzaklaştırmak amacıyla, ikiyüzlülüğün özel bir bileşimi olan burjuva uygarlığı ve ataerkinin atfettiği yargılardır. Karl Marks, bu ikiyüzlülüğünü şu sözlerle muştular:

“Aile ve eğitim üstüne, ana baba ile çocuklar arasındaki kutsal ilişkiler üstüne burjuva söylemleri, büyük sanayi yüzünden proleterlerin tüm aile bağları parçalandıkça ve çocuklar adi ticaret metaına ve çalışma araçlarına dönüştükçe bir o kadar iğrençleşiyor.”

Yaşar Kemal usta ise bu konuyu şöyle bağlar “Bir çocukla ilişkim, dostluğum, arkadaşlığım varsa, o benim arkadaşımdır, çocuk değildir. Çocuk gibi bakmam. Ayrı bir insan türü gibi bakmam. Niye bu böyle? İnanmadım hiçbir zaman çocukların, insanların çocuklara davrandığı gibi çocuk olduklarına. Basbayağı insandır onlar.”

Efendiler! Çocukların da hakları var…

Çocuk adıyla çağrılan “küçük insanlar” dünya nüfusunun 10’da 4’ünü oluşturuyor. Çocukların aklı ermez değildir. Eşit ilişki kurmak ve haklarını bilmek gerekir.

Çocuk hakları sözleşmesiyle güvence altına alınan çocuk haklarından bazıları şöyle:

– Büyüklerinin inançları ya da görüşleri nedeniyle hiçbir çocuğa ayrım yapılmaz.

– Çocuklarla ilgili bütün yasa ve uygulamaları oluşturanlar, önce çocukların yararını düşünmek zorundadır.

– Her çocuğun bir isme ve vatandaşlığa sahip olma hakkı vardır.

– Her çocuk, görüşlerini serbestçe ifade etme, kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerinin dikkate alınmasını isteme hakkına sahiptir.

– Çocukların dernek kurabilme ya da derneklere üye olma hakkı vardır.

– Hiç kimse çocukların onurunu kıramaz, onları küçük düşüremez, özel hayatına karışamaz.

– Yaşadığı ülkenin dışında bir başka ülkeye gitmek zorunda kalan her çocuğun, gittiği ülke tarafından korunma hakkı vardır.

– Engelli çocukların özel olarak korunma ve saygı görme hakkı vardır.

– Her çocuğun sağlık hizmetinden yararlanma hakkı vardır.

– Çocuk haklarına uygun olarak kreşler, çocuk yuvaları, yurtlar, okullar, çocuk hastaneleri oluşturulur, bunlar düzenli olarak kontrol edilir.

– Çocuklar için oyun bahçeleri, kütüphaneler, spor ve kültür merkezleri açılmalıdır.

– Çocukların okula gitme, oyun oynama hakkı vardır.

– Çocuklar hiçbir şekilde insanlık dışı yöntemlerle ya da aşağılanarak cezalandırılamaz.

 

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir