Çocuklar, kadınlar, yerel yönetimler, kreşler – Hasan Durkal

Nisan 2019 verilerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 28’i çocuklardan oluşuyor.

Bu rakam yaklaşık 23 milyon kişiye tekabül ediyor. Çocuklar çok geniş bir nüfus kesimini oluşturuyorlar ve belki de ülkedeki gidişattan en çok onlar etkileniyorlar. Ama gelin görün ki olan bitenler hakkında hiç söz hakları yok. Yalnızca geniş ölçekte olanlarla ilgili değil, kendi yaşamlarını doğrudan ilgilendiren konularda da hemen hemen hiç söz hakları yok çocukların.

Maruz kalınan psikolojik, fiziksel ya da cinsel şiddetin yaygınlığı haklı olarak daha fazla konuşuluyor. Ancak çocuklar hiç şiddet ve istismara uğramasalar bile, yaşamlarını ilgilendiren konularda söz sahibi olamadıkları için aslında ihmal edilmiş oluyorlar.

Bu bakımdan onların hem fiziksel ve ruhsal sağlıklarının korunması hem de özneleşerek özgürleşmelerinin imkânları birlikte düşünülmeli.

Kazanımlara nasıl bakmalı?

Çocukların özgürleşmeleri toplumun özgürleşme pratikleriyle birlikte gider. Halk güçlerinin aldığı/alacağı inisiyatifin aile statükosuna çarpmadan orayı da özgürleştirici bir şekilde cereyan etmesi uzun ve meşakkatli bir yol. Ancak bunlar iç içe geçtikleri için bunları birlikte değerlendirmekte yarar var.

Örneğin yerel seçimler döneminde sıkça dile getirilen kreş ihtiyacının ne şekilde karşılanacağı önemli bir özgürleşme sorununu beraberinde getirir.

Evet, yerel seçim programlarında çocuklar ve ailelere yönelik en sık dile getirilen vaatlerden biri “her mahalleye bir kreş açılması” şeklinde oldu.

Görünen o ki belediyelerin bu kreşleri yaşama geçirebilecek kaynakları ve niyetleri var. Kreşler muhtemelen açılacak. Belki bir zaman dilimine yayılacak, ama görünen o ki toplumsal muhalefetin kazanımlarından birisi kreşler oldu. Bu elbette iyi bir kazanım. Özellikle yaygın cinsiyet rolleri açısından değerlendirilecek olursa kadınlar için bir kazanım olarak değerlendirilebilir.

Ancak bu noktada birkaç soru sormak gerekir. Birincisi bu kreşlerin işleyişleri nasıl düzenlenecek? Bu kreşlerin nasıl işleyeceğine kim karar verecek? Bu kreşlerin programlarına kim nasıl karar verecek?

Daha fazla özgürlük mümkün

Söz konusu işleyiş iki şekilde olabilir.

Birincisi kreşlerin nasıl işleyeceği tamamen bürokratik ve statükocu odağa, dar yönetim aygıtına kalabilir. Onlar da kreşleri, gelenekselleşmiş daraltıcı yönetim anlayışlarıyla, toplumsal hiyerarşik ilişkileri yeniden üretecekleri mekanizmaları güçlendirecek şekilde kullanırlar ve böylece yerleşik toplumsal ilişkileri yeniden üretirler.

İkincisi daha özgürlükçü bir şekilde olabilir. Seçim süreci boyunca inisiyatif alan ve iktidarı gerileten halk güçleri mahallelerinde, aldıkları bu inisiyatifi koruyabilir ve bunları kalıcı mekanizmalar haline getirebilirler. Görüldüğü gibi kreşlerin kazanılması tek başına değerlendirildiğinde kazanımın eksik olduğu görülüyor. Daha fazla özgürleştirici bir pratik mümkün.

Çocuk özneleşmesi ve çocuk meclisleri

Özgürleşme ve özneleşme yalnızca yetişkinleri içine alan bir sorun mu?

Aynı problem şüphesiz çocuklar için de var. Büyük toplumsal meselelerden bahsetmiyoruz. En azından çocukların kendilerini doğrudan ilgilendiren kimi konularda kendilerini ifade edebilecekleri, düşüncelerini yapılandırabilecekleri, karar alma mekanizmalarında belirleyici olabilecekleri mekanizmalar mümkün olabilir. Çocuk meclisleri çocukların daha özgür birer birey olarak yetişecekleri basit ama etkili yapılar olarak inşa edilebilir.

Bu mekanizmalar elbette kaçınılmaz olarak yetişkinler tarafından yapılandırılmış, yetişkinleri de içeren onların katılımını da gözeten, ancak çocukların özgürleşmesini de dert edinen bir şekilde tasarlanabilir. Belki de başarılı pratiklerden sonra yetişkinlerin müdahalesini çok az gerektirecek bir düzeye ulaşılacaktır.

Çocuk meclislerinin gündemi

Birçok gündem sıralanabilir elbette. Ancak önce temel çelişkilerden başlamakta fayda var. Çocukların oyun alanlarının, başta parkların güvenliği bunlardan bir tanesi. Çocukların özgürlüklerini kısıtlayan en önemli meselelerden biri bu. Dışarıda “tehlike” olduğu için çocuklar özgürce oyun oynayamıyor ve bu yüzden fiziksel ve zihinsel gelişimleri yetersiz kalıyor.

Kent planlamalarının çarpıklığı ayrıca bir başka sorun alanı. Kentler çarpık bir şekilde plansız ve rastgele inşa ediliyorlar. Bu da çocukların temel oyun alanlarının ya hesaba katılmaması ya da aşırı daraltılmış/yetişkinlerce baskılanmış şekilde yapılmasına neden oluyor.

Sokak aslında çocuklar için önemli bir yaşam alanı. Ancak sokakların çok büyük bir kısmı trafiğe açık ve bu yüzden güvensiz.

İçinde tiyatronun, kreşin, kütüphanenin olduğu birer mahalle çocuk merkezi mi dediniz? Bunu meclislerimizde talep etmememiz için hiçbir engelimiz yok doğrusu.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*