Çürük tahta çivi tutmaz: Babacan feat Davutoğlu – Juliana Gözen

7 Haziran 2015 seçimleri ile ilk kez “kaybetmenin dayanılmaz gerçekliği” ile karşılaşan Erdoğan, 2017 referandumunun ardından “İstanbul’da teklersek Türkiye’de tökezleriz.

İstanbul’da metal yorgunluğu olursa Türkiye’de paslanırız” sözleriyle adeta iktidar partisinin su almaya başladığını ifade etmişti. Ve şimdi gelinen noktada, iktidar partisi kendi içindeki hiziplerle çatırdamaya başladı.

Eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan’ın verdiği ilk röportaj ile ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ihraç talebi sonrası sonucu beklemeden geken istifa süreciyle ile devam eden süreç AKP içerisindeki çözülmeyi daha da tetikliyor. Ve belli ki bu kırılma sadece AKP içiyle sınırlı kalmayacak…

Kendi tabiriyle iktidarın “denge ve denetleme” mekanizması işlevini gören Bahçeli her ne kadar, “Siyasette yeni arayış ve partileşme çabalarının ölü doğmaktan başka şansı olmayacak” dese de, Erdoğan’ın”ümmeti bölüyorlar” açıklamasından pek de öyle olmadığı anlaşılıyor.

Davutoğlu- Babacan ne yapmak istiyor?

İlk demeçlerinde “ekonomik ve finansal istikrar, katılımcılık, diyalog” gibi kavramları öne çıkaran Gül destekli Babacan ekibi, yerli ve yabancı sermayenin rahatsızlıklarına göz kırparken, “insan hakları, birlik-beraberlik, iklim krizi” gibi genel düzelemdeki sorun alanlarına sarılarak toplumsal muhalefetin hassasiyetlerini liberal programla buluşturma çabasında olduğunu gösteriyor.

Çeşitli sermaye gruplarının desteklediği Babacan, AKP içindeki rahatsızlıkları, toplumdaki genel rahatsızlıkla buluşturarak hem AKP tabanı içerisinden hem de daha geniş kesimlerden destek almayı hedefliyor. Yakın zamanda TOBB Başkanı’nın“Dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmeyi hedefliyoruz ve bunu da ancak kimseyi ötekileştirmeden, birlik ve beraberlik içinde sağlayabiliriz” cümleleri de Babacan’a gizliden göz kırpar nitelikte.

Davutoğlu’nun deklarasyonu ise, hedefin doğrudan AKP tabanındaki dindar-muhafazakar kesim olduğunu net ifade ediyor. “3 yıl sustum, artık konuşma vakti” diye sansasyonel açıklama yapıverince, AKP içerisinde yürüttüğü politikaların sonuçlarından muaf olacağını düşünüyor herhalde. Suriye’de gelinen nokta, Kürt illerinde yürütülen savaş politikalarının hepsinde imzası olan Davutoğlu, bıraktığı yerden yeniden başlayacağının hayallerini kuruyor olmalı.

Susamayanların safı belli…

“AKP fabrika ayarlarına dönmeli” söylemini dolaşıma sokan yeni partiler belli ki, AKP/Erdoğan’ı sağdan kuşatarak daha da zayıflatmayı hesap ediyorlar. Aynı zamanda İyi Parti-Saadet Partisi-Babacan-Gül’den oluşan bir sağ koalisyonun oluşması, CHP ile de temaslarda bulunarak erken seçimi zorlaması da olasılıklar dahilinde.

Gel gelelim ki, her iki partinin de ortaklaştıkları noktalar çok açık değil mi? İşçi, Kürt, kadın, Alevi, doğa düşmanlığı zemininde ortaklaşan bu yapılar, AKP/Erdoğan’ı bir nebze zayıflatabilir belki ama toplumsal dinamikler açısından renkleri bellidir.

Babacan “Biz de susmadık. Susamadık.” diyerek malum şarkıya atıfta bulunsa da gölge edecek cürümü de yok. Zira susamayanların safları tam olarak onların karşısında oldukça net.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*