Çürüyoruz – Juliana GÖZEN

Erdoğan’ın iktidarı tek başına ele alma mücadelesi ülkeyi krizler bataklığına doğru sürüklüyor. Her yeni doğan kriz kendisinden önceki krizi içine alarak daha da büyüyor, etki şiddetini arttırıyor.

Kriz üretmeden, uyguladığı şiddeti arttırmadan ayakta kalamayacak olan Erdoğan, koltuğa tek başına oturma mücadelesi verirken; toplumu adeta sağlı sollu tokatlıyor, sersemletiyor ve bu sersemlikten yararlanıp “kendi doğrularını” inşa ediyor.

Hali hazırda artık keyfiliğin yasallık kazandığı ülkede, iktidarın doğruları hukuki kılıflarla özenle paketlenip, topluma sunuluyor.

Paramiliterleşme

Afrin savaşı ile bir dönem epey yara almış olan dış politikayı canlandırmak isteyen Erdoğan; içerde de savaş seferberliğini toplumun tüm kesimlerine dayatıyor. Savaşı desteklemeyenler işaret ediliyor, hedef gösteriliyor, şiddete maruz kalıyor.

Şehitlik artık erişilmesi gereken bir mertebe; savaş ve katliam seviciliği ise iktidar katında yer bulma aracı. AKP çevresindeki çete ve milis örgütlenmeler hazır kışkırtılmak için hazır bekliyor.

Üstelik devlet katında bu örgütlenmelere yer açılıyor. Osmanlı Ocakları, SADAT, JÖH, PÖH gibi örgütlenmeler devletin şiddet kapasitesini toplumun en milliyetçi ve saldırgan taraflarından arttırma aracı. “Hukuk devleti” tanımı ayaklar altında eziliyor, paramiliter devlet adım adım bu şekilde inşa oluyor.

Bugün doğru, yarın suç

Muktedir olamayan iktidar, ülkeyi tek başına yönetme mücadelesi verirken, şimdiye kadar biriktirilen toplumsal değerlere dair ne varsa yıkıp yeniden kendi doğrusunu yaratıyor, bu doğruyu topluma empoze ediyor.

Belirli bir hâkimiyet kazanan Türkçü-İslamcı kimlik, medyayla, keyfi hukuksal müdahalelerle ve eğitim sistemiyle toplumun bütün kesimlerine dayatılıyor. Onun dışında bir kimliğin artık kendine var edebilmesi zorlu bir mücadeleyi ya da kısa yoldan iktidar kuyrukçuluğunu gerektiriyor. Onun da bir garantisi yok elbet.

İktidarın çıkarına ne uygunsa, o anda gerçeğin ve doğrunun o olduğu, topluma itirazsız kabul ettiriliyor. 7 Haziran öncesinde Kürtlerle çözüm masasına oturan devlet, şimdi barış diyenleri tek tek tutukluyor. Bir dönem iktidarın en yakın ortağı olan Fettullah Gülen’ken, şimdi Gülen’in müridi olmak en ağır suç.

Gündelik yaşamlarımız esir alınıyor

Ölüm artık yüce bir mertebe, şiddet günlük hayatın vazgeçilmezi, kadına ve çocuğa yönelik taciz ve tecavüz kabullenilmesi gereken kader, hayvanların katledilmesi gündemimize bile giremez…

Şarkı, türkü, dizi, tiyatro hepsi hedef halinde…

Gündelik yaşamlarımızın her anı iktidar tarafından hedef halinde…

Toplum tarafından şimdiye kadar biriktirilen ne varsa; gerçek, doğru, değer, her şey hedef halinde. Tüm bunları yıkıp yerine çürümüş; kokusundan kötülük, yalan, cinayet yayılan doğrular yaratılıyor. Görüyoruz değil mi?

Sadece muktedir olamayan iktidar değil bataklıktaki, biz de o bataklıktayız şu an. Her yanımıza pislik bulaşmış, her yanımız kokuyor. Tek çaresi kurtulmanın, bataklığı kurutmaktı değil mi?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir