Demokratik anayasa mührünü vurmalı – Erkan Gökber

“Türkiye Devleti: İŞ ve ÜRETİM Cumhuriyetidir.
Karada, denizde, havada çalışmak, Sarayda oturmaktan şereflidir.”
Hikmet Kıvılcımlı, Anayasa Teklifi 1. Madde

Türkiye iyiden iyiye bir simülasyon laboratuvarı haline geldi. Öyle şeyler görüyor ve duyuyoruz ki akılımıza bir durgunluk geliyor. Yaşadıklarımız rüyada mıyız, kamera şakasında mıyız dedirtecek ölçüde gerçeklik duygumuzu sorgulamaya sebep oluyor. Hani “yok başka bir cehennem, yaşıyorsun işte*” dercesine, seyreltilen gerçeklik adeta damardan bize veriliyor.

“Kuantum Binali”

Geçenlerde, iktidarın küçük ortağı Bahçeli, seçim arifesinde devletin beka sorununu gündeme getirdi. “Belediye seçimleri ile devlet bekasının ne alakası var?” diye sorulmadı ve geçti. Fakat Binali Yıldırım’ın adaylığı çok tartışıldı.

Bildiğiniz gibi Meclis Başkanı olan Yıldırım AKP’nin İstanbul Belediye Başkan adayı oldu. Yıldırım, İstanbul’un sorunlarına çözüm vaatlerini sıralarken aynı zamanda TBMM Başkanlığını da yürütmesi sistem içinde bir “anomali” oluşturuyor.

İki koltukta birden adeta zuhur eden Binali beyin bu durumu üzerine süren tartışma Anayasa’dan fizik kitaplarına kadar uzar. Lakin Binali Yıldırım Schrödinger’in kedisi gibi aynı anda hem Meclis’te hem İstanbul’da görünüyor.

Yine de bu Yıldırım’ın istifası polemiği, bir Anayasa olduğunu bizlere hatırlattı.

16 Nisan Anayasası

Daha üç sene öncesinde Anayasa ülkede gündemin baş maddesi idi. Erdoğan, 16 Nisan 2016’daki Referandum hamlesiyle, tek Adam Rejimine kalıcı yasal bir çerçeve kazandırmış, yeni rejimin yeni Anayasası olmuştu.

16 Nisan, 12 Mart ve 12 Eylül’den bugüne Anayasa yazım pratiğinin yeni bir halkasıydı.

50 yıllık süreçte yazılan Anayasalar, halkın aşağıdan zorlamasına karşı sermaye sınıfının toplumsal dinamiklere uyguladığı kırımın bir mührü olma özelliğini taşıyor.

Toplum sistematik bir gericilik dalgası ile boğulmak istenirken, Halk örgütlülüklerine saldırılıyor, emekçilerin, gençlerin, kadınların örgütlenme hakkı engelleniyor, düşünce özgürlüğüne karşı cezalar yağdırılıyor, toplantı ve gösteriler, grevler yasaklanıyor.

16 Nisan Anayasasıyla başkanlık yetkisini alan Erdoğan, patronlar için neoliberal politikalardan sapmayan, grevleri yasaklayan, işçi ücretlerini açlık sınırına çeken, esnek çalışma yasaları çıkartan bir ortaktı.

Bu sistem, sermaye için güçlü bir yürütmeye olanak veriyordu ve sermaye birikim rejimi önündeki engelleri kaldırmakta işlevseldi. Desteklediler.

Anayasa = Başkanlık Sistemi

Şimdiki Anayasa’nın Erdoğan’a tanıdığı yetkiler o kadar çok ki… Bakanlar kurulunu belirleme, kanun yapma, hâkim ve savcıların atamasını kontrol etme, Anayasa Mahkemesini belirleme…

Peki bu yetti mi? Yetmedi! Neden?

Çünkü Erdoğan’ın uygulamada icra yetkisi dışındaki alanlarda işleyiş gereği belli dolayımlarla iş görmesi gerekiyor.

Yargıda, ekonomide, savunmada vd. birçok alanda ise Erdoğan “ben Başkanım, benim dediğim olur” diye kestirmeden gitmeye alışkın… Böylelikle kendi yaptığı kanunlara da uymamakta sorun görmüyor. Buyruklarını sorgulayanlara ise müsamahası yok!

Kader, kısmet, keyfiyet

Devletin bekası ve güç yetmezliği sorunları ortaya dökülürken, devlet işlerini kısa devre yaparak yürüten Erdoğan’ın yordamı önümüzdeki günlerde yeni yeni sorunları tetiklemesi olası…

Bu kuralsızlaşma ve kişicil güç dayatma tarzı, devletin içindeki asabiyenin zayıflaması ve dağılma dinamiklerini de tetikliyor. Aşağıya doğru indikçe, keyfiyet, görevi kötüye kullanma, kişisel hesaplaşma, mafyalaşma yaygınlaşıyor, sade vatandaşın devlete olan güven azalıyor.

Yurttaşların gündelik hayat içindeki can güvenliği tehlikeye düşüyor. “İş kazaları”, trenler kazaları art arda yaşanıyor kimse bundan dolayı suçlanmıyor ve ceza almıyor, her şey kader, kısmet, keyfiyete bağlanıyor.

Halk güçlerinin görevi

Bu girdap hızla dönüp dururken, içe doğru bir çöküş yaşamadan, demokratik-halkçı çözümü gerçekleştirmek sınıf mücadelesinin güçlendirmekle mümkün.

Halk güçlerinin, “bir olması, iri olması, diri olması”, Demokratik Cumhuriyetin kuruluşu ve Demokratik Anayasa mührünü sermayenin gözüne vurabilmek için gerekli.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*