Devletin Cezaevi Katliamı Planı mı Var? – Av. Tamer DOĞAN

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

 

Tansu Çiller’in 1995-99 yılları arasındaki baş danışmanı Yeni Asır Gazetesi yazarı Hüseyin Kocabıyık idi. Bilmeyen yok 95-99 döneminde olan faili devlet cinayetleri, katliamları ve köy yakmaları… Bu not şimdilik bir kenarda dursun.

Kocabıyık, Twitter hesabından: “Devlet büyüklerine bir suikast halinde millet cezaevlerini basacak ve tüm Fetöcüleri ve PKK’lıları asacak. Halk Arasında konuşulan bu.” şeklinde bir açıklama yaptı. Halkın arasına asla karışmayan bu vekillerin halkın ne konuştuğunu bilme olasılığı yok.

Bu paylaşımı her yönden irdelemeliyiz. Çünkü devlet 15 Temmuz’dan bu yana kitaba göre hareket ediyor. Yani her hamlesi önceden harfiyen planlanmış ve benzeri deneyimlerden harmanlayarak hareket ediyor.

Yalnızca Eş Genel Başkanların, Milletvekillerin, Belediye Başkanlarının ve binlerce vatandaşın siyasi soykırımla tutuklanması değil; dernek, vakıf gibi STK’lerin faaliyetlerinin durdurulması, TV ve gazetelerin kapatılması ve daha nice saldırı bir plan dahilinde devlet aklıyla ilerliyor. Haliyle umutsuzluğa kapılmadan ve felaket tellallığı yapmadan önümüzü görmeye ihtiyacımız var.

AkSilahlanma, SADAT ve paramiliter çeteler

AkSilahlanma adı altında AK Gençliğin iç savaşa hazırlanmasından tutalım da, SADAT gibi ayyuka çıkan çetelere kadar ve daha bilmediğimiz onlarca yapılanma katliam yapmak üzere tetikte bekliyor. SADAT’çıların cezaevlerinde infaz koruma memuru olarak görevlendirildiği epey konuşulur oldu. Uyuşturucu bağımlısı, meczup veya psikopat diye tabir edilen şahıs veya gruplar silahlarıyla alenen fotoğraf paylaşır oldu.

Peki bütün hazırlık neye ve kime karşı? Daha doğrusu emri aldıklarında kimlere yönelecekler? Başta devrimcilerin, Alevilerin ve Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallelere olacağını öngörmek için dahi olmaya lüzum yok.

Endonezya örneğini hatırlarsınız; 1 milyonun üzerinde insanı (çoğunluğu komünistti) katletmişlerdi. Ancak AKP toplum olarak kendini örgütlediği ve kindarlık üzerinden var olduğu için düğmeye basıldığında AKP’li olmayan hiç kimsenin can güvenliği kalmayacak, tecavüze uğrama ihtimali kat be kat artacak. Örgütlü ve özsavunması olanlar en azından hazırlıksız yakalanmamış olacak. Nazi kampında gaz odasına gitmek için sırasını bekleyenler, özcesi bugün susup kenarda duranlar ise kusura bakmasın…

Peki Kocabıyık neden böyle bir paylaşım yapmış olabilir?

İlk akla gelenler:

  • Bunlar toplum mühendisliği yapıyor, alt yapı hazırlıyor ve cezaevinde isyan çıktı süsü verip katliam yapmayı düşünüyorlar.
  • Böylesi bir katliamı paramiliterlere yaptırabilmek için kendi bürokratlarından bir veya birkaçını gözden çıkarıp suikast yaparlar mı? Kesin yaparlar.
  • Halk arasında konuşulmadığı halde sürekli olarak buna benzer konuları yaygınlaştırmalarından anlaşılıyor ki, kendi kitlesine hazırlanın mesajı veriyor olabilirler.

Fethullah Hayranı Kocabıyık

Kocabıyık’ın Yeni Asır’da yazdığı “Büyük Türkün Başardıkları” yazısını mutlaka okuyun derim.* Birkaç alıntı yapalım provokasyon çağrısı yapan AKP İzmir Milletvekilinden:

Son Amerika seyahatimde bir kez daha Fethullah Gülen Hocaefendi ve öğrencilerinin, Türk milletinin şanı ve şerefi için neleri başardıklarını öz gözlerimle gördüm. Kimse bana bu ülkede milliyetçilik, vatanseverlik, Atatürkçülük mavalları okumasın. Gitsin ve çağımızın alperenleri olan Fethullah Gülen ve öğrencilerinin, dünyanın 115 ülkesinde Türk milleti için neler yaptıklarını, ne mucizeler gerçekleştirdiklerini bir görsün. Öyle bol keseden hamaset yapmak kolay.”

Vicdani sorumluluğumun gereği olarak belirtmem gerekir ki, Fethullah Gülen Hocaefendi belki de son 1000 yılın en büyük Türk büyüklerinden birisidir. Yeryüzünün her köşesinde Türklüğe yaptığı büyük hizmetleri kendi gözlerimle ve hayranlıkla gördüm. Onu ve arkadaşlarını tehdit gibi görenler, bu vatana hamasi laflardan başka hangi yeryüzü başarısını tattırdılar ki? Fethullah Gülen, Türklerin büyük işler başarabileceğini gösterdi herkese. Ona düşmanlık edenlerin utanması ve oturup bin kere düşünmesi gerekir.

Alıntıları Kocabıyık’ın yanar döner veya kandırılmış olduğunu ifşa etmek için yaptığımız düşünülebilir. Elbette ki onun için yaptık.  Bir de biraz mantık yürütelim dilerseniz. 17/25 Aralık operasyonundan sonra Fethullahçılarda ve ipin ucunda olduğunu anlayanlarda belirgin bir davranış biçimi var farkında mısınız? Çok abartılı tepkiler verenler, Hainler Mezarlığı açanlar, kamyonları sürekli askeriyenin önüne çekenler vb. Kocabıyık denilen zatı bu kategoriye almak lazım. Aksi halde halen Fethullah “hayran”ı ise aslında çaktırmadan devletin gizli planlarını ifşa etmiş oluyor ki bu da bildiğimiz Fethullahçı davranışlarından birisi. Herhalükarda Kocabıyık derin bir zat kenara not etmek lazım, unutmamak lazım, belli ki kendisi “devlet adamı”.

Halkı Avukatsız (Savunmasız) Bırakma

Dönelim konumuza. Cezaevinde imha etme şekli Türkiye Devletinin keşfi değil. Böyle bir şeyi yapabilecek zemini hazırladılar. Aslında “intihar” adı altında bir süredir tekil olarak başladılar da.

Konuyu hukuk ile ilişkilendirmek ise en zoru. Neden mi? “Hukuksuzluk”, “hukuk askıya alındı”, “hukuk kalmadı”, “hukuk tanımıyorlar” gibi yaklaşımlardan uzak olduğumuz, bizatihi olanların burjuva hukuk ve devletin “fıtratında var” olduğuna inandığımız için vakıayı irdelemek zorlaşıyor.

Şöyle ki; Kocabıyık TCK 216 maddede anılan “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçunu işliyor alenen desek ne olacak! Suç duyurusunda bulunsak iddianame yazacak savcı var mı?

Konunun bir boyutu da KHK’larla, OHAL bahanesiyle politik tutsakları avukatsız bırakmaları ve tecrit etmeleri. Yetinmediler; ÇHD, ÖHD, MHD, Adalet Okulu ve Hukukta Sol Tavır gibi hukuk örgütlerini mühürleyerek bu plan dahilinde bir hamle daha yapmış oldular. Muhtemel ki yakında biz avukatlara yönelik gözaltı ve tutuklama furyası, lağım medyada itibarsızlaştırma ve karalama kampanyaları veya ruhsat iptali ile avukatlıktan men etmeye kadar vardırabilirler işi. Böylece tutsaklar açısından hayati bir damar olan avukatlar devre dışı bırakılmış olacak. Sanmayın ki kamyonun freni patlamış, tersine planlı ilerliyor “Şok Doktrini” Devleti.

En iyisi “Ne Yapmalı”yı konuşmak

En önemlisi alışmamak, kanıksamamak ve normalleştirmemek gibi görünüyor. Baksanıza sanki Türkiye’nin 3. Partisi HDP’nin Eş Genel Başkanları ve milletvekilleri cezaevinde değil. Gültan Kışanak, Fırat Anlı, Sebahat Tuncel ve daha niceleri gündemde arkalara düştü. Cumhuriyet Gazetesi de şimdilik güncel ve sıcak ancak onu da kanıksamamamız için hiçbir neden görünmüyor. Biz neleri normalleştirmiş bir halkız Cumhuriyet Gazetesi de ne ki!

Elbette hepimizin sürekli dile getirdiği ancak gerçekliğimiz açısından da epey zorlandığımız “Sokakları terk etmeyelim” konusu da bir o kadar önemli ve hayati. Naçizane eleştirimiz olsun; sokakları terk etmeyelim konusunda hemfikir olup Galatasaray Lisesi önünde basın açıklaması ile yetinme konusunda ayrıştığımız bir kesim var. Örneğin İnşaat İşçilerinin Üsküdar’daki “İrademe Sahip Çıkıyorum” eylemi son dönemin en anlamlı ve ihtiyaç duyduğumuz bir şeydi. Yaratıcı eylemler bulmak ve hayata geçirmek zorundayız.

Sosyal medya ile yetinmek ise en büyük handikaplarımızdan biri. Doğru, bütün haber kanallarımız kapatıldı, sansür var, insanlara gerçekleri ulaştırmak ve örgütlenmek istiyoruz ancak sosyal medyanın da sıkıntılarını görmeden edemeyiz. Başka bir yazının konusu olsun, şimdilik kısaca değinelim:

  • TT olunca yetinebiliyoruz.
  • Muazzam bir bilgi kirliliği alanı, AKTroller artık eskisi kadar acemi değil.
  • Çoğunlukla umutsuzluk pompalayan bir alan.
  • Kapalı devre şeklinde, sen-ben-bizim oğlan birbirimizi likelıyoruz, takipleşiyoruz.
  • Sokağın önemini, teması unutturabiliyor.
  • Devlet istediğinde yavaşlatabiliyor, engelleyebiliyor.

Elbette ki böylesi bir dönemde yapılabilecek en önemli iş örgütlenmek. Mevcut örgüt formları üzerine eleştiriler, yataylık-dikeylik tartışmaları örgütsüzlüğe veya örgütsüzlüğün örgütlenmesine zemin olmamalı. Klasik olacak ama “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez!”

*http://www.yeniasir.com.tr/yazarlar/huseyin_kocabiyik/2009/12/20/buyuk_turkun_basardiklari

Not: FETÖ PDY kavramını kullanmıyorum, bu da başka bir yazının konusu olsun.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir