Devrimci dinamizmi kalıcılaştırma – Pelin KAHİLOĞULLARI

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

İktidar, çoklu bir kriz ortamında ve kırılgan bir zeminde faşizmi inşa etmeye çalışıyor. 16 Nisan’a giden süreçte saldırıları arttıran iktidar, referandum sonrasında da toplumun her kesimine dönük saldırılarına hız kesmeden devam ettiği halde diktatörlüğüne kalıcı bir statü kazandıramıyor.

Faşizmin inşasında önemli bir direnç noktası olan toplumsal güçlerin hareketliliği, farklı zeminlerden çıkışlarla kendini sürdürüyor. Bütün baskı ve saldırılara rağmen, kitleler politize oluyor ve kendi inisiyatifini ortaya koymaya çalışıyor.

İşte, bu toplumsal güçlerle -cam işçileri, metal işçileri, kadınlar, laikler, Aleviler, ekolojistler- somut olarak ilişkilenmenin ve iktidar perspektifini toplumsal gerçeklikten doğru fiilen hayata geçirmenin nesnel imkânları oluşmuş durumda.

Sistemin rutinine yenilme

Sistemin en büyük başarısı, bireyin yaşamının bütün hücrelerine ve her anına sızmasıdır. Sistem bireye, insanlarla ilişki kurma biçiminden tutalım da uyku düzenine, yemek yeme kültürüne, oturuşuna kalkışına, dinleyeceği müziğe, izleyeceği filme kadar müdahale eder, bireyi kendi akışı içinde sınırlar ve sıkıştırır. Birey, bu rutinin içine yerleşir ve onun parçası olur.

Devrimci olmanın ilk amacı ya da adımı bu rutine-sıradanlığa itiraz, buradan kopuştur. Fakat bu kopuş bir anda gerçekleşmez. Devrimci kadro, kendi devrimci dinamizmini inşa ettikçe özneleşir. Devrimci dinamizm, refleksleri açık ve canlı, sıçramalı bir çalışma tarzı, ilişki kurma biçimidir. Günlük yaşamın akışını belirleyebilmedir.

Kompakt kişilik

Kompakt, yoğunlaşmış-sıkılaştırılmış anlamına gelir. Devrimci kadro açısından bu yoğunlaşma-sıkılaşma, kendindeki gelişimi ve dönüşümü süreklileştirdiği oranda gerçekleşir. Kompakt bir kişilik, devrimci kadronun aynı anda farklı durumları organize edebilmesini, farklı biçimleri keşfetmesini sağlar.

Kompakt olmak, kendiliğinden gelişmiş sıradan kişiliğin sınırlarını delip geçmek, birbirinden farklı birçok yeteneği en gelişmiş halleriyle kendi kişiliğinde yoğunlaştırarak kendini zenginleştirip güçlendirmek, daha hassas, yaratıcı ve hamleci bir kimlik olarak kendini sürekli yeniden inşa etmektir.

Devrimci kadro, “Kompakt kişiliğini” ancak “zamanının efendisi” olarak neye-kime ne kadar vakit ayıracağı, günlük akışın eksenini nasıl belirleyeceğinin bilinci ve çabası sonucunda oluşturabilir. Yoksa devrimci faaliyetin öznesi olmaktan çok eklentisi haline gelir ve yapılan çalışmalar, kazanılan mevziler giderek anlamsızlaşmaya başlar. Çünkü içinde hareket edilen “an-zemin” kaygandır.

Yapıcı-yaratıcı gerilim

Devrimin güncelliğinin kendini ortaya koyduğu bu nesnel ortamda, kendini yenilemekten uzak, gerilimlerden kaçan ve sevdalanıp içine hapsolduğu kendi sıradan kişiliğini harekete dayatan kadrolar, faaliyete en büyük zararı verir.

Özgün ilişki kurma tarzlarını kavramak ve bunun uygulama araçlarını keşfetmek öncü-kadro açısından zaruridir. Devrimci mücadelede reçete yoktur, sürekli sınanan ve her an yeni zirvelere ulaşan, başarı kazanmayı süreklileştiren devrimci kimlik vardır.

Yaratıcı gerilim, kadrolar arasında kurulan yoldaşlık hukukunun da zeminini belirler. Devrimci asabiyet, birbirinin zaaflarını görmezden gelip okşayan bir tarz değil, toplumsal güçlerin sorumluluğunun hissedildiği ve buna uygun davranılmaya çalışıldığı bir örgütsel ruh halidir. Bu ruh hali, hedeflere ulaşabilmek için birbirinin yapabilme kabiliyetini geliştirme, böylesi bir zeminde konumlanma ve yürüme tarzını ortaklaştırmaktır. Özneleşmeye çalışan devrimci kadrolar açısından karşılıklı gerilimin kurulacağı ana eksen budur.

 

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir