Devrimci İradenin Diyalektiği – Haydar Arıkuşu

Share on Facebook49Tweet about this on Twitter

İRADE

“Ateş Altında Zerafet” adlı kısa denemesinde, Murathan MUNGAN: “Ham ile işlenmiş olanın arasında ‘İnsan olmanın’ olanakları saklıdır.” der.

Devrimci yaşam da böyledir. Özgürlük hayaliyle, özgürlüğü gerçekleştirmenin arasında “Devrimci Olmanın” olanakları saklıdır.

Devrimci kişiliklerimize, devrimci iradenin rengini katmalıyız. Çünkü irade, olanağı gerçeğe çevirme gücüdür.

İrade Ne Anlama Gelir?

Sözcük anlamıyla irade; istek, istenç olarak tanımlanır.

Arapça, “İrada” sözcüğünden kaynak alır. İrada (-rawd) kökünden türer ve av peşinde dolaşma, arama, peşinden gitti, aradı… Anlamlarını içerir.

Tam da tanımlandığı gibidir, İrade. Hedefin peşinden koşmaktır, amaç peşinde inatla dolaşmaktır.

Bir arayıştır. Yeniyi, özleneni, devrimciliği ve aşkı…

Özgür yaşamı istemektir. Zalimin zulmüne, sömürü düzenine karşı direnmek ve savaşmaktır.

İradeye Dair Özdeyişler

“Bedenimiz bahçemiz, irademiz onun bahçıvanıdır.” diyerek Shakspeare, iradenin emekçilik, biçimlendiricilik yönünü vurgular. İradeyi kişiliğin işçisi olarak görür.

Dante; “Hiçbir irade, kendinden daha güçlü bir iradeye karşı duramaz.” sözüyle savaşın, direnişin gerçek tayin edici gücünün irade olduğunu belirtir. Dante 1789 Fransız İhtilalinin kahraman devrimcilerindendir. İdama götürülürken davasındaki kararlılığı ve cüreti “Dante Edası” diye bir deyimi insanlık değerlerine miras bırakmıştır. İradeye dair söylediği sözü kendi devrimci pratiğinde hayata geçirmiştir.

“İnsanı büyük yapan da küçük yapanda, kendi iradesidir.” der, Schiller. İnsanın, kendi kaderinin kendisinin elinde olduğunu vurgular. Hayatın kritik dönemeçlerinde verilen kararların, tercih edilen yaşam biçimlerinin, bireysel kişiliği de belirlediğini ortaya koyar.

İrade Nedir?

İrade ahlaki bir tutum mudur? Yoksa insan bedeninde/ruhunda biyolojik (nörolojik) temeli var mıdır?

İnsanın nefsini, arzularını terbiye edip dizginlemek değildir irade. Sadece, bireyin, yöntemsel bir tutumu, kurgusal bir etik duruşu değildir. O aynı zamanda beyinde bir biyolojik/nörolojik gerçekliği olan bir olgudur. İnsanın öznel tutumundan bağımsız, nesnel/fiziksel bir gerçekliği vardır. Duygu, düşünce, algı gibi beynin ön lobunda kaynak bulan bir ruhsal biçimlenmedir.

O halde; İnsan bedeninde ruhsal bir biçimlenme olarak irade nedir?

Disiplin midir? Özgürlük cesareti mi?

Direnişçilik mi? Fetihçilik mi?

Zorunluluğa bağlılık mıdır? Yoksa olasılıklara, bilinmeze özgürce yapılan bir hamle midir?

Yapmak mı? Yıkmak mı? yaratıcılık mı? Yıkıcılık mı?

Gerçek şu ki bu sorular iradenin diyalektiğinin çelişen uçlarıdır. İrade, bu çelişen uçların karşılıklı etkileşiminde var olur.

İrade, bir uçta disiplinin, bağlılığın, zorunluluğa uyumun, direnişçiliğin dirayetinde; diğer uçta, özgürlüğün, fetihçiliğin serüvenciliğinde şekillenir.

Bilim İnsanlarının Açıklamaları

Psikolog Kelly Mc Gonical iradeyi üç biçime ayırır ve şöyle açıklar:

  1. Yapmayacağım iradesi; cazip olana, karşı güce dayanma, direnme.
  2. Yapacağım iradesi; yapılması gerekeni yapma, zorunluluğu yerine getirme, uyum.
  3. İstiyorum iradesi; uzun dönem arzularının ve hedeflerinin bilincinde olması, amaçlılık.

Devrimci birey de, kapitalist düzene “Hayır” diyerek ilk iradesini gösterir. Bu “Yapmayacağım” iradesidir. Ancak sadece böylesi bir iradeyle bağımsız özgür kişilikler oluşturulamaz. Salt karşı çıkma, “yapmayacağım” iradesi düşmanın belirlediği temelde bir savaş yürütmek olur.

“Karşı çıkma, yarı gelişmiş iradedir” der Rollo MAY, Aşk ve İrade kitabında ve şöyle devam eder;

‘Karşı çıkma insan iradesinin başlangıcı için çok önemlidir. Fakat irade ‘karşı olmayı sürdürürse, karşı çıktığı şeye ‘ Bağımlı’ olur.

‘Bağımlı birey bağımlı olduğundan gücünü düşmandan alır. (R.MAY/Aşk Ve İrade; s-238)’

Rollo May’ in bu sözleri devrimciliğimizin ilk oluşumunu çok güzel anlatıyor. Her şeye karşılık, eleştirellik, sekterlik düzeyinde itirazcılık, hepimizin devrimciliğinin ilk evrelerini oluşturur. Bu bireye düzenden kopuşma enerjisi verir.

Karşı çıkma (yapmayacağım) iradesi “yapacağım” iradesine dönüşmedikçe bağımsız, özgür devrimci kişiliğimizi oluşturamayız. Bu evrede devrimci birey örgütlülüğü, görevi, disiplini, zorunluluğu bilince çıkararak hareket eder.

Ancak bu da yetmez. Güçlü bir komünist kişilik oluşturmak, Bolşevik bir irade olmak, var olan düzeni yıkıp kendi iktidarını kurmak için; ‘istiyorum iradesini’ gösterebilmeliyiz.

Son söz:

İstiyorumun o müthiş fethediciliği,

İstiyorumun yaratıcı yıkıcılığı,

İstiyorumun o, örgütleyici,özgürleştirici iktidarı.

Lenin: “Yapamıyorum deme istemiyorum de” diyerek istemenin, yıkıcı, örgütleyici, kişiliklerimizi dönüştürücü gücünü vurgular.

* * *

Proleter Devrimci İrade

İrade, kişiliklerimizin goncasıdır. Devrimciler, kavgalarını, proleter devrimci iradenin yıldız tozuyla bezemelidirler.

Düşünce tarihinde her şey bir felsefi bakışın penceresinde görülür, yorumlanır ve eylemselleşir. İrade de, irade felsefesi, belirlenimcilik/gerekircilik, özgürlük ve zorunluluk bağlamında, yüzyıllar boyu tartışıla gelmiştir. İrade felsefesi, “Volontarizm” olarak tariflenir. Fransızca “Volonte” sözcüğünden kök alır ve “istemek, niyet, arzu” anlamlarını içerir.

İradecilere (Volontarist) göre varlık, varoluş bir iradedir. Her şey, bireyin iradesinde var-laşır. Felsefe tarihinde karşıtı olan felsefe; determinizm yani belirlenimciliktir. İradeciler belirlenimcilerin aksine doğanın, toplumun ve aklın nesnel, zorunlu yasalarından önce iradeyi, yapabilme isteğini alır.

Ona göre; “İnsan ne dilerse odur.”

Oysa bir determinist (belirlenimci), “insan yedisinde neyse, yetmişinde de odur.” diye düşünür.

Akıl ve İrade

Devrimciliğimiz, tuttuğumuz metod ile şekillenir. Metod, “yol”dur. Devrimci bireyin yürüdüğü yoldur. Hangi yolda yürürsen o yolda iz bırakırsın. Dolayısıyla devrimcilik yol ve yöntemimiz, devrimci kişiliğimizi “izleştirip” şekillendirir.

Mücadelenin her anında aklımız ve irademizin diyalektik gerçekliğiyle karşılaşırız.

Akıl, deterministin nesnel zorunlulukları tanıma erdemidir. Onda belirsizliğe yer yoktur. Her şey düzenli ve akıl dolu olmalıdır. Burjuva sosyalistleri de bu yolun yolcusudur. Onlar sistemin akıllı, uslu sosyalistleridir.

Küçük Burjuvalar ve Proleterler

Küçük burjuva sosyalistlerindeyse irade fetişizmi vardır.  Olanakları gerçekliğe çevirmek iradeli olmayı gerektirir. Ancak küçük burjuvalar, gerçekleri görmeden sadece olabilirlikleri görür. Belirsizlikler içinde yeni olanı yaratmak iradesiyle “Proleter Sosyalistler” e benzer. Fakat küçük burjuvalarda koşulların, politik gerçekliğin hiç mi hiç önemi yoktur. Kendi niyeti ve muradı önemlidir.

Proleter sosyalist kişilikler de iradecidir. Ancak o, “bir vurdum mu yıkarım” küçük burjuva kolaycılığına kapılmaz. Ne de “Hele bir koşullar olgunlaşsın.” şeklindeki burjuva sosyalistleri aymazlığındaki gibidirler. Onlar, gerçekliği aklıyla bilince çıkarır, bilinmezin içindeki olanağı iradesiyle gerçekliğe dönüştürür. Nesnel gerçekliği görür, eylemiyle de onu değiştirir.

Aklın Karamsarlığı, İradenin İyimserliği

İtalyalı Marksist devrimci Antonio Gramsci akıl ve irade ayrımına dair özdeyiş haline gelmiş çok güzel bir sözü vardır: “Aklın karamsarlığı, iradenin iyimserliği.”

Sınıflar savaşının içindeki bir devrimci bu sözü asla unutmamalıdır.

Akıl, doğa, toplum, birey gerçekliğini kavratıp yorumlatır. Ancak devrimci eyleminde sadece aklıyla hareket eden biri karamsarlığa kapılır. Çünkü akıl, net olanı ve bilinebilir olanla, nesnel gerçeklikle ilgilenir.

İradeyse, iyimserdir. Bilinmeze yürür. Hayal kurar, gerçekleşmesi için eyleme geçer. İradeli bir devrimci; amacının ve hayalinin kanatlarıyla uçar, örgütlenmenin, devrimin, proleter iktidarın gerçekliğine konar.

Proleter Devrimciler

Proleter devrimciler aklın ve iradenin diyalektiğinde yürütürler kavgalarını. Kişiliklerini, aklın örsünde, iradelerinin çekiciyle döve döve, nakış nakış işlerler.

Aklın soğuk, kasvetli alacasını; iradenin, özgürlükçü, fethedici neşesiyle aydınlatırlar.

Son sözü yakınlarda kaybettiğimiz şair, Gülten Akın’a bırakıyorum:

“Darıdan ufağımda, dünya sığar içime

Dünyalara sığamam; sığamam oğul.”

Aklımızın “dünya kadarlığı”, irademizin “dünyalara sığmazlığıyla” parçalayacağız bu düzeni.

Share on Facebook49Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir