Direnişlerin asi kadınları – Arzu Küçük

Marx’ın dediği gibi “Şimdiye kadarki tüm toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.” Bu sınıf savaşımlarına yakından baktığımız zaman, her dönem en önde mücadele eden kadınları görüyoruz.

Kapitalizmin ilksel birikim sürecinden Fransız İhtilali’ne Paris Komünü’ne, Latin Amerika halk isyanlarından günümüze kadar tüm halk direnişlerinde kadınlar hep en ön saflarda yer aldı.

Yakın zamanda Brezilya, Kolombiya, Arjantin, Ekvador, Şili, Venezuela, Bolivya, Uruguay, Haiti, Lübnan, Irak, Mısır gibi birçok ülkede halklar, kitleler halinde sokaklara çıktığında da aynı durumla karşılaştık.

Dünya genelini etkisi altına alan bu kitlesel protestoların arka planında: Sermayenin içine girdiği yapısal kriz ile birlikte halka dayatılan neoliberal politikalar, yolsuzluk, özelleştirmeler, zamlar, artan hayat pahalılığı var. Tüm bu protestoların en önünde de yine direngenlikleri ve mücadele azimleri ile dikkat çeken kadınlar yer aldı.

Kadınların mücadelesi tesadüfi değil

Kadınların, direnişlerin en önünde yer alması tesadüf değil elbette. Patriyarkal kapitalizmin, kadınlara uyguladığı özel sömürü biçimleri bu durumun önemlinedenlerinden biri. Bu kapsamda devlet, sermaye ve erkek işbirliğinin kadınları maruz bıraktığı emek ve beden sömürüsü, onları bedenlerini, emeklerini ve yaşamlarını korumak için sürekli mücadele içinde bulunmaya itiyor.

Dünyanın birçok yerinde neoliberal politikalarla kadınlara dayatılan esnek, güvencesiz, çalışma koşulları, parça başı işçilik, düşük ücretler ile kadınların geçinebilmek için erkeklere ve aile kurumuna bağımlılıkları arttırıldı.

Kriz dönemlerinde görünmeyen emeğin yükü de ağırlaşıyor elbette. Kadınlar, eve giren paranın tüm aieye, ay sonuna kadar yetebilmesi için sürekli hesap yapmak, birçok şeyi evde kendisi yapmak, kendi ihtiyaçlarından kısıp ev bütçesine harcamak zorunda kalıyorlar.

Bu durum yoksulluğun gittikçe daha çok kadınlaşması anlamına geliyor.

Kadınlar, ikili bir mücadele içinde

Tüm bu süreçler, kadınları ikili bir mücadelenin içinde ilerlemeye sevk ediyor.

Kadınlar bir yandan, sürekli olarak devletlerin, failleri doğrudan veya örtük biçimde koruyarak desteklediği taciz, tecavüz, şiddet sarmalında hayatlarını savunmak için dünya genelinde grevler, kitlesel protestolar düzenliyorlar.

Öte yandan erkeklere oranla daha fazla etkilendikleri; yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik ve açlığa karşı yükselen isyan ve mücadelelerin en ön safında yer alıyorlar.

Direnişlerin öğreticiliği içinde mayalanan, kadınların mücadelelerinden gelen yaptırım gücü ve direngenlikleri, dünya genelindeki halk hareketlerinin gücüne güç katmaya devam ediyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*