Doğa olağanüstü halde – Doğanın Çocukları

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

15 Temmuz darbe girişimi sonrası hükümetin başlattığı karşı darbe süreci en çok doğal alanları vurdu. İlan edilen OHAL ile birlikte zaten büyük oranda işlevsizleşen meclis tamamen devreden çıkarıldı. Hemen hemen tüm yasama faaliyetleri bir gecede çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) devredildi. Bu süreçte çıkarılan KHK’lar ve torba yasalarla doğa büyük darbeler aldı.

Meclis’te torba yasa kapsamında kabul edilen ve ‘stratejik proje bazlı yatırımların’ izin, tahsis ve ruhsat yetkisini Bakanlar Kurulu kararına bırakan 75. Madde bu darbelerden bir tanesi. Bu madde adeta doğayı şirketlere, dev projelere peşkeş çeken, kanunlar üstü bir yağma maddesi olarak işlev görecektir. Bu yasa ile doğayı talan eden, yaşam alanlarını yok eden, insan sağlığını tehdit eden projeleri yapacak firmalara

bedelsiz hazine arazisi tahsis edilebilecek. Bu projelerin firmalarının işçi ücretleri dâhil pek çok gideri devlet tarafından karşılanacak. Üstelik firmalar vergiden muaf tutulacak. Proje süreçlerinde idari izin, ruhsat ve ÇED raporu gerekliliği gibi tüm hukuki prosedürler kaldırılacak. Ruhsatsız maden, izinsiz HES, lisanssız kömür santrali olabilecek. Ve üstelik yağma ve talan projelerine itirazın hukuki yolları kapanacak.

Deprem toplanma alanları satılıyor

İnşaata dayalı ekonomik büyüme önüne gelen her türlü araziyi yutuyor. İstanbul için daha önce olası bir deprem sonrası toplanma alanları olarak belirlenen bölgeler daha sonra belirsiz sebeplerle imara açılarak yapılaşmaya başladı.

İnsanların depremlerden sonra toplanmaları, acil ihtiyaçların görülmesi, barınabilmeleri için oluşturulan 470 deprem toplanma alanının şu ana dek 300’ü AVM ve gökdelene dönüştürüldü. Ayrıca ilan edilen acil ulaşım yolları İSPARK aracılığıyla otopark haline getirildi.

ÇED’ler askıya alınıyor

Temmuz darbe girişimi sonrası “‘Yatırımcılar için en önemli unsurun zaman olduğunu biliyoruz. Bu anlamda yatırımların önünün açılması için ÇED sürecini hızlandıracağız.” ve “ÇED kuralları deyip, zulme dönüştürmüşler. Dünyanın her yerinde çevre korunarak yatırıma izin verilir. Biz put haline getirmişiz çevreyi” söylemleriyle OHAL dönemine dair ipuçları sunan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı OHAL dönemine hızlı girdi.

Şimdiye dek onlarca proje ÇED muafiyeti alırken, askeri alanlar imara açıldı, varlık fonu yasası ile kirli sanayiye dayalı ekonomiye kaynak oluşturuldu, birçok tarımsal kuruluş özelleştirildi, her türlü çevre eylemine müdahale edildi. Görüldüğü üzere OHAL döneminden en çok zarar gören yine doğa oldu.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir