Doğan medyanın satışının ardından – Meral ÇINAR

Doğan Medya Grubu Demirören Holding’e 916 Milyon dolara resmen satıldı. Demirören’in iktidar ile yakınlığı nedeniyle de herkesi bir telaş sardı: Medyada artık iktidar politikalarına alternatif hiçbir ses çıkmayacak!

Çünkü Gezi direnişi sırasında Türkiye’nin dört bir yanı yangın yerine dönmüşken penguen belgeselleri yayınlayan Doğan Medya’ya bağlı CNN Türk değildi.

Çünkü 16 Nisan referandumunda “Hayır” dediği için hedef gösterilerek tazminatı verilmeden işten atılan İrfan Değirmenci Doğan Medya çalışanı değildi. Erdoğan’ı eleştirmekten, hatta sadece imalardan bile onlarca medya çalışanını işten atmadı “sevgili” Aydın Doğan…

Bize, Doğan Medyanın “alternatif haber kaynağı” olduğunu söyletecek kadar yakın tarihi bu kadar çabuk unutturan nedir? Belleklerimiz politik ortamın akış hızına ayak uyduramıyor belli ki…

Tarafsız değil yandaş

Doğan Medya ve patronu eski ordu merkezli statükonun en büyük yandaşı Aydın Doğan, belli ki yeni statükonun temsilcilerinin istediği yandaşlık düzeyine ne yaptıysa erişemedi.

Her zaman temkinli yaklaştığı, bazıları gibi yeni statüko kalıcılaşmadan eskisine yüzünü çevirmediği, medyanın “tarafsızlık” yalanını kullanarak iyi bir süre idare ettiği doğrudur. Ama alternatif bir haber kaynağı olduğu koca bir yalandır. En fazla; alternatif, doğru ve dürüst medya çalışanları barındırmıştır, bu da onun başarısı sayılmamalıdır.

Çubuğu doğru tarafa büktüğünde ise geç kalmıştı. Ne yaptıysa yaranamadı. Çünkü Erdoğan’ın medyada istediği “amasız fakatsız iktidar politikalarını destekleyen, tek bir itirazı ve farklı sesi kabul etmeyen” yeni asabiyet düzeyinin gerisinde kalıyordu. Üstelik seçimler yaklaşıyordu ve Doğan Medya “güvenilmezdi”.

Bu durumun karşılığı her zaman 916 Milyon dolar olmuyor tabi ki…

Gerçek muhalefete kayyum

AKP/Erdoğan iktidarının adım adım medyayı tekelleştirdiği bu süreçte herkese aynı cömertlikte davranmadığını şu trajik olayla çok net görebiliriz.

Doğan Medya satışının olduğu günlerde Özgürlükçü Demokrasi gazetesine daha önce yüzlerce kez gerçekleştirilmiş olan baskınlardan biri daha gerçekleşti ve yöneticileri tutuklandı, gazeteye el konuldu.

Herhalde, bu iki olayın aynı günlere tesadüf etmesi, medyanın kendisini ve devletle olan ilişkilerini sorgulatan önemli bir satır arası olarak tarihe geçecektir. Satır aralarını okumayı bilenler için elbette…

AKP iktidarının satın alamadığı medyayı nasıl tasfiye ettiğini, İMC TV’den, kapatılan onlarca gazete ve basın yayın organından, susturamadığı gazetecilerin hapishanelerde olmasından biliyoruz.

Alternatif medya direniyor

“Doğan Medya da elden gitti” diye ah vah etmeye gerek yok. Alternatif medya arayanlar varsa, tutuklu gazetecilere, kapatılan gazetelere ve televizyon kanallarına, internet haberciliği ile ayakta durmaya çalışan bağımsız gazetecilere baksınlar.

Sosyal medyada ve internet mecralarında onlarca alternatif haber sitesi ve bağımsız gazeteci var. Her gün bütün bu çirkinlikleri birileri okusun ve görsün diye yazıp duruyorlar.

Varlık fonu iş başında

Bu satışın belki en önemli ve bizi en çok ilgilendiren ayağı, tam olarak nasıl gerçekleştiği… Ziraat Bankası bu satış bedelini Demirören’e kredi olarak; 2 yıl geri ödemesiz, düşük faizli 10 yıllık geri ödeme planı hazırlayarak verdi.

Öğrencinin üç kuruşluk kredi borcunu iki yıl içinde ödemediği takdirde çalışır çalışmaz maşından kesen, olmadı haciz memurlarını kapıya dayandıran yine aynı Ziraat Bankası…

Peki, bir yıl önce hazine hisseleri Türkiye Varlık Fonuna devredilen Ziraat Bankası, kamu mallarının satışıyla kurulmuş bir fondan Demirören’e Doğan Medya’yı satın alması için neden bu kadar para verir?

Bizim geleceğimiz için mi? Yoksa başkanlık seçimlerinin geleceği için mi?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir