Doğu Guta’da sona doğru – Hasan FERAMUZ

Suriye’de Post-IŞİD süreci giderek hızlanıyor. Rusya’nın Soçi Konferansı ile yaptığı açılış hamlesine, İsveç ve Kuveyt’in tasarısını hazırladığı (ABD ile Batı’nın “önerisini” de unutmayalım) ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kabul ettiği ateşkes kararıyla karşılık verilmiş durumda.
24 Şubat’ta BMGK üyelerinin (Rusya ve Çin de dahil) oybirliğiyle alınan “insani ateşkes” kararı, bütün Suriye’de 30 gün boyunca çatışmaların durdurulmasını ve insani yardımların ulaştırılmasını öngörüyor. Diğer yandan bu ateşkes kararı, IŞİD, el-Nusra gibi BM’nin terör örgütü listesinde yer alan örgütlere karşı yapılan saldırıları kapsamıyor.
Bununla birlikte özellikle Doğu Guta’da devam eden çatışmalar ateşkesin gerçekleşebilirliğine ve niteliğine dair önemli emareler sunuyor.
Doğu Guta’da kimler var?
Ateşkes kararının hızlıca alınmasının nedenlerinden biri Suriye ordusunun Doğu Guta’ya yönelik kapsamlı operasyona başlaması.
Savaşın başlangıcından bu yana Esad yönetiminin kontrolü  dışında olan Doğu Guta, Şam’ın hemen yanı başında 100 kilometrekarelik bir alana sahip. Şam’ı besleyen önemli bir tarım bölgesi olan Doğu Guta, Beşar Esad’ın iktidara gelir gelmez uyguladığı neo-liberal politikalar sonucunda giderek yoksullaşmış, İslamcı grupların etkisi altına girmiş ve savaşın başlamasıyla birlikte bu grupların kalelerinden biri olmuştu.
Doğu Guta’daki İslamcı grupların en büyüğü Suudi Arabistan tarafından desteklenen İslam Ordusu (Ceyş el-İslam) iken, Müslüman Kardeşlerle bağlantılı Katar destekli Feylak er-Rahman, Türkiye ile yakın ilişkilere sahip Ahrar eş-Şam, el-Nusra’nın isim değiştirmiş hali Heyet Tahrir eş-Şam da bölge bulunmakta. Bu grupların bölgede 10 bine yakın militanı bulunuyor.
Bu grupların sicili ise oldukça kabarık. Kendilerine muhalif olan insanları kafese koyarak sokak sokak dolaştıran, Ortadoğu’dan Alevileri ve Şiileri temizlemeyi vaat eden, gelen insani yardımlara el koyarak bölge halkına yüksek fiyattan satan bu gruplar,  sivillerin çıkması için hazırlanan koridorlara saldırı yaparak onların bölgeden çıkmasını engellemekteler. BM’nin verdiği rakama göre 400 bin sivil Doğu Guta’da sıkışmış durumda. Dolayısıyla yapılan hava saldırılarında gerçekleşen sivil kayıplarının operasyonun ilerlemesiyle birlikte daha da artacağı gözüküyor.
Yolun sonu görünüyor
IŞİD’i etkisiz hale getirip İdlib’in yarısını ele geçirdikten sonra Suriye ordusu, Doğu Guta’yı tamamen kontrol altına almayı hedefliyor. Bu hedefle Esad yönetimi iktidarını sağlamlaştırmayı, gelecekteki operasyonlar için arkasını sağlama almayı, bölgeden Şam’a yönelik gerçekleştirilen saldırıları bitirerek Şam’ın üzerindeki Demokles’in kılıcını kaldırmayı ve bölge ülkelerinin vekalet güçlerine ağır darbe vurmayı istiyor.
Bu yüzden Suriye ordusu daha önceki “sınırlı” operasyonların aksine büyük çaplı operasyona yönelmiş halde. Ateşkes kararına rağmen operasyonun devam ediyor olması hem kararlılığı hem de sonuna kadar gidileceğini gösteriyor.
Rusya’nın da Doğu Guta’da ateşkes kararı kapsamı dışındaki örgütlerin olduğunu vurgulayarak operasyonun arkasında olduğunu göstermesi, ateşkes kararına ve yapılan baskılara rağmen İslamcı gruplar için yolun sonunun göründüğüne işaret ediyor.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir