Eğitim yoluyla özgürleşmek – Arzu Tatlı

Irkçı, cinsiyetçi, mezhepçi, militarist politikaların hâkim olduğu günümüz hiyerarşik toplumsal yapılarında, egemenler bu dinamikleri besleyecek bir eğitim sistemine ihtiyaç duyarlar. Eğitim onlar için oldukça işe yarar bir politik araçtır.

Eğitimin hiyerarşi üreten bu niteliği insanlara olduğu gibi görünmez. İnsanlar eğitimin hayati bir öneme sahip olduğunu ve eğitimsiz kalmanın çoğu zaman dehşet verici boyutları olduğunu düşünürler.

Bütün cehaletlerin(!) temelinde eğitimsizliğin yattığını düşünen, kurtuluşu eğitimin ıslahında gören eğitim reformcuları, alternatif eğitim modellerine sırtlarını dönerek, mevcut hiyerarşik eğitim sisteminin kurtarıcılığını savunuyorlar.

Eğitimin reddiyesi mi?

Şunu en başından söylemek gerekir ki klasik sistem insanları yığınlar halinde yaratıcı doğasından uzaklaştırıyor. Böyle bir eğitim sisteminin, insanlığın bugünkü durumunu değiştirmesini beklemek söz konusu bile olamaz ve olmayacaktır.

Fakat bu durum eğitimin reddedilmesi anlamına gelmiyor, aksine bambaşka bir alternatifin yaratılması zorunluluğunu doğuruyor.

Klasik eğitim sisteminin bize dayattıklarını ve bizden aldıklarını teker teker sorgulayacağımız alternatif sistemin kuruculuğunu yapacağımız bir model geliştirmek yeni bir toplum arayışı içerisinde olanlara düşüyor.

Yeni pratiklerin peşinde

Klasik eğitim sistemi bireyleri doğasından uzaklaştırıyor, düşmanlaştırıcı, tek tipleştirici, kalıplaştırıcı, doğaya yabancılaşmış bireyler haline getiriyor. Konvansiyonel sistemi alaşağı edecek bir alternatif sistemde doğrudan ‘yapılanın tam tersi’ modeller geliştirmek bir yana -evet o kadar aşikâr bir yanlışlık söz konusu- yepyeni pratikler de oluşturmaktan geçecek alternatif eğitim.

Bu yepyeni pratiklerin ilham kaynağı da yine çocuklar olacak. Çocukların sahip oldukları doğal durum, toplumun ihtiyaç duyduğu özgürleşme özlemine ilham kaynağı olabilecek niteliktedir.

Çocuklardan öğrendiğimiz

Eğitime alternatif inşa ederken, bizleri özgürleştirecek iki kaynakla karşılaşırız. Birincisi içimizdeki çocuk doğamız, diğeri ise çocukların doğal durumlarıdır: Çocuklardan her gün yeniden öğreneceğimiz yaratıcı, sansürsüz, kendi olabilen, hiyerarşiyi sorgulayıcı nitelikler.

İktidar ilişkilerinin köklerini daha derinden sorgulayacağımız olanaklar sunar çocuklar bize. Çünkü onların dünyasında hiyerarşi yok, adaletsizliği kabul etmezler ve her şeyi sorgularlar.

Bu pratikler çocukları doğalarından uzaklaştıran, üzerinde baskı kurarak edilginleştiren hiyerarşik bir düzen yerine çocukların özneleştirildiği alternatiflerin oluşturulması tek sınıf-tek öğretmen sistemine karşı atölye sistemleri, tamamen yapılandırılmış, bireyi boğan mekânların yerine sınırsız alanlar, belki bir orman, bir göl, bir sokak gibi yaşam alanlarında hayat bulur.

Çocukların doğası ve eğitim

Çocukları kendi doğalarından uzaklaştıran süper kahramanların olmadığı, cinsiyetçiliği ve şiddeti besleyen güç klişelerinden etkilenmeyen, çocukların duygularını istismar etmeyen bir sistemden geçer.

Hiyerarşik ilişkilerin kurulmadığı, rekabetten uzak, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan, kendini doğanın sahibi olarak görmeyen, doğanın bir parçası olarak gören bir alternatife dayalı bir eğitim.

Her şeyin başı eğitimdir klişesini tersinden okuyarak başka bir dünyanın kapılarını aralayabiliriz.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*