Ekolojik krize karşı ortak mücadeleye – Mazlum ZAFER

Söylendiği gibi, kapitalist üretim “bütün zenginliğin iki kaynağını, toprağı ve işçiyi kurutarak ilerler.” Dönem dönem emeğe ya da doğaya yöneltilen saldırılar değişebilir; kimi zaman daha çok emek, kimi zaman doğa saldırı altındadır.

Kapitalist üretim tarzı ihtiyaçları ve ekolojik dengeleri değil, kârı temele alır. Ondan dolayı, ister istemez, bu üretim tarzıyla ekolojik bir toplum imkânsızdır. Gerçek anlamda ekolojik ve sürdürülebilir bir toplum için sosyalist bir üretim tarzı gerekli, fakat yeterli değildir.

Zaman akıyor, mevcut üretim ve tüketim tarzını hedef tahtasına koyan ve alternatif hamleler geliştiren bir strateji ve taktiğe acilen ihtiyaç duyuyoruz.

Karşı hegemonya gerekliliği

Mevcut iktidarın sağladığı birikim modeli büyük ölçüde inşaat sektörüne ve dolayısıyla doğa talanına dayanıyor. Bu durum Türkiye’ye de özgün değil, dünya çapında git gide daha derin ekolojik krize sürüklenen kapitalist sistemin işleyişiyle doğrudan bağlantılıdır.

Kendi sıkışmış halini kamusal mülkiyeti sürekli artan oranda pazarda pazarlayan ya da doğal yıkımın önemli bir faktörü olan savaşlara yönelen iktidar, kendi açısından günü kurtarmak adına geleceğimizi harcıyor.

Ekolojik krizin bu toplumsal yanını görmek, ortak bir mücadele zemini için oldukça önem taşıyor. Her toplumsal alanda olduğu gibi, doğanın üzerinde kurulan yıkıcı hegemonyaya karşı kendi değerlerimizi ortaya koyup, bir karşı hegemonyayı kurmamız gerekmektedir.

Yerel direnişleriyle güçlü harekete doğru

Türkiye’nin dört bir yanında yeşil direnişler filizleniyor. Nükleere karşı, madenlere, taş ocaklarına, HES’lere, RES’lere, ormansızlaştırmaya karşı yerel platformlar, dernekler, sıradan vatandaşlar, yaşam alanlarını kaybeden köylüler isyanda.

Bu direnişler somut ve önemlidir. Fakat, doğa küreseldir, doğa bizim çizdiğimiz sınırları tanımıyor. Bundan dolayı, güçlü, kapsayıcı ve geniş bir ekoloji hareketine ihtiyacımız vardır. Sistemin kendisini sorgulayan, üretim ve tüketim tarzını eleştiren ve bunu değiştirmeyi hedefleyen, sermaye hareketinin mantığını reddeden bu hareket, yerel özellikleri ve özgünlükleri yok saymaz. Tam aksine, o özgün dinamikleri kapsayıp bütünlüklü bir perspektif geliştirir.

Özgür bir yaşam, demokratik bir cumhuriyet için ekoloji mücadelesi en önemli toplumsal dinamiklerden bir tanesi. Yeni kurulan Ekoloji Birliği öyle bir ortak mücadeleye doğru önemli bir adımdır ve gelecek için zeminimiz olmalıdır.

Toprağımıza, suyumuza, ormanlarımıza sahip çıkmazsak, gelecek toplumu inşa edecek bir ülke, bir gezegen kalmayacak.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir