Emeklilikte yaşa takılanlar seslerini yükseltiyor -Zeki Öztürk

EYT yaklaşık 6,3 milyon emekçiyi ilgilendiriyor. 1999’da, İstanbul depreminden sadece 1 ay sonra, halkın gündemini deprem işgal ederken sigorta kanununda değişikliğe gidilmişti.

Ecevit hükümeti daha önce kadınlar için 20 yıl ve 5000 gün, erkekler için 25 yıl ve 5000 gün prim yasasına bir şart daha getirdi: Yaş sınırı.

Kademeli olarak kadınlar için emekli olma yaşı 38’den 58’e; erkekler için 40’tan 60’a çıkarıldı. Burjuva hukuk içerisinde buraya kadar her şey “yasal”. Sorun bundan sonra başlıyor: değişiklik, yasanın geçtiği tarihten öncesinde de işe girenleri kapsıyor.

Kanunun geçmişe yönelik işletilememe ilkesi, burjuva hukuk sisteminin temel ayaklarından.

Emeklilikte yaşa takılanların ana talebi, 1999’da yapılan değişikliğin geçmişe dönük uygulanmasına son verilmesi. 1999’dan önce çalışmaya başlayanların prim gün sayılarını doldurduğunda emekli olabilmeleri.

Çarpıtıldığı gibi erken emeklilik değil. İktidar medyası özellikle bu konuyu bulandırıyor.

EYT mağdurları erken emeklilik değil gasp edilmiş emeklilik haklarının peşindeler.

Neoliberalizm ve emekçiler

1999-2001 zaman aralığı, Türkiye’nin neoliberal dünyayla bağlılığına atılan son düğüm yıllarıydı. IMF programları, emeğe topyekûn saldırı cephesi, inşaat balonun şişmeye başlaması, emekçilerin tekil tüketicilere döndürülmesi, krediler, “Hayata Dönüş” operasyonları…

AKP, tüm bu ön hazırlığın üstüne bina edilmiş bir parti olarak EYT mağdurlarına karşı bu geleneği sürdürüyor. Emekçilerin taleplerine karşı sözler vererek, oyalayarak her yıl milyarlarca lirayı emekçilere değil patronlara dağıttı. Erdoğan’a göre bu rakam yılda 26 milyar TL.

Hak verilmez alınır

EYT’liler 2009’dan beri direnişlerini sürdürüyorlar. Ve şu anda EYT tahmini rakamlara göre 2 milyon 300 bin emekçiden oluşan bir toplama sahip.

EYT hareketi, küçük toplantılarından 1 milyona yaklaşan mitinglere doğru çoğaldı. Gasp edilen hakkının devlet-i âli tarafından bahşedilmeyeceğini, örgütlü bir mücadeleyle alınacağını idrak eden emekçiler; hem internet medyasını hem sokağı kullanarak AKP’nin yerel seçim hezimetinde büyük bir rol oynadı.

Bu azgın saldırı yıllarında bile haklı mücadelenin örgütlenmesi, sonuna kadar gitmekte kararlılık, farklı görüşlerdeki emekçilerin omuz omuza mücadele vermesi somut umutlar büyütmekte.

Sosyalistlerin önündeki görev, EYT hareketine bir tür şımarıklık, küçük çıkarlar peşinde oyalanmak olarak bakmamak, tam aksine bu hareketin içinde olmak, bu kazanımların Demokratik Cumhuriyet hedefine doğru bir adım daha sıçratacağını bilmek.

AKP iktidarı hukuken ve fiili olarak bu geri adımı atmaya ve her yıl milyarlarca lirayı kendi şirketlerine değil de emekçilere ayırmak zorunda bırakıldığında, EYT’liler kazandığında, mücadele eden herkesin kazanacağı bir kez daha tescillenecektir.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*