En büyük medya patronu Erdoğan! – Ronay Gültekçe

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Medya, kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı olarak yürütülen toplumlarda dördüncü kuvvet olarak adlandırılır ve bağımsız bir güç olarak şekillenmesi beklenir. Bu temelde toplumu bilgilendirmekten başlayarak siyaset, ekonomi, güvenlik gibi alanlardaki işleyişi toplum adına denetlemeye varan bir yelpazede; medyaya birçok görev atfedilir.

Oysa bugün medya ne bağımsız bir güç ne de kamu denetçisi. Medyanın taraflılığı ya da özgür olamaması gibi durumlar her zaman tartışma konusu olmuştur. Ülkemizdeki özel durumu anlamak için ise AKP’nin medya alanında yaptığı iki büyük dönüşüme değinmek gerek.

Sahiplik yapısı

AKP iktidara geldiği 2002 yılı ile birlikte medyada var olan sahiplik ve örgütlenme yapısının iktidarı için elverişli olmadığını saptayarak büyük çaplı dönüşümler yaptı. O tarihlerde medya sektöründe hakim gruplardan olan Uzan sahadan çekildi öncelikle. 2007’de ATV-Sabah, Berat Albayrak’ın yönettiği Çalık Gruba şaibeli bir ihale ile devredildi.

Aynı dönemde AKP karşıtı kampanyaların sözcülüğünü üstlenen Doğan Grubu vergi cezaları ile küçülmeye zorlandı. Satmak zorunda kaldıkları Milliyet, Vatan gazeteleri ve Star TV de iktidara yakın grupların eline geçti.

2013’te AKP döneminin gözde müteahhitleri; Erdoğan’ın talimatı üzerine ortak havuzda topladıkları paralar ile ATV- Sabah yayın grubunu satın aldılar. Yakın zamanda  “havuz medyası” kavramını hayatımıza sokan  bu gelişme, artık pek tuhaf gelmese de; Hükümetin ülkedeki önemli yayın organlarının yarıdan fazlasına doğrudan/dolaylı sahip olması anlamına geliyor.

Bugün ana akım medyada sahiplik sadece birkaç farklı elde toplanmış durumda. Ve bunlar gelirlerini medya dışındaki sektörlerden sağlıyorlar. Büyük kısmı da iktidarla çeşitli düzeylerde rant ilişkisi içinde.

İdeolojik dönüşüm

Türkiye medyasında var olan; Kemalizm temelli ulusal yayıncılık ve 1980 sonrası neo-liberal dünya aklıyla yürütülen apolitik yayıncılık seçeneklerinin her ikisi de AKP’yi tam anlamıyla tatmin etmedi. Bu nedenle kitleleri apolitikleştirmek yerine muhafazakar söylemle kendi eksenlerinde radikalleştirme yoluna gittiler.

Toplumun genelinden onay almış güvenilir gazeteci-yazarların köşeleri ve TV program koltukları; pek tanınmamış fakat iktidara yakınlığı ile bilinen sivri dilli propagandistlere verildi. Bu insanların görevi her şartta iktidar lehine algı yönetimi yapmak ve toplumu manipüle etmek.

Temel doktrinlerine göre yeni ve güçlü bir Türkiye kuruluyor fakat her nasıl oluyorsa çoktan cehenneme gönderilen eski Türkiye’nin elitleri, kökü kazınan PKK, inine girilen Cemaat ve bunları yöneten global üst akıl bunu engelliyor. AKP medyası işte bu içeriği her gün sınırsız kaynak ve sayısız entrika ile doldurup satmakla görevli.

Geriye kalanların ise toplumu uyuşturmak, aptallaştırmak, vakit çalmak gibi işlevleri var. Bunu becerebilenler tıpkı Acun Medya gibi, aileden olmamalarına rağmen iktidarın övgüsünü kazanabiliyorlar. Yok ben politik olacağım hem de objektif olacağım diyorsanız orada durun. Yeni medya düzeninde size yer yok!

 

 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir