Gençliğin özgürlük kavgası – Utku ŞAHİN

Share on Facebook19Tweet about this on Twitter

YÖK ile birlikte hız kazanan neoliberal süreç, bugün geldiğimiz noktada bir üst aşamasını yaşıyor. Sadece kapitalizmin kapasitesi arttırılmakla kalmıyor, inşa edilmek istenen diktatörlülüğün ideolojik alt yapısı oluşturuluyor.

Bir taşla iki kuş vurmak için yapılan bu hamleyle, hem patronlar ile ilişkiler güçlendirilip memnuniyet yaratılıyor hem de yaratılan neoliberal tahribat ile birbirleriyle sürekli rekabet halinde olan yalnızlaşan siyasallaşmayan gençlik kitleleri oluşturulmak isteniyor.

Gençliğin gelecek kaygısı

Rekabet faktörünün, bireycileşmenin bu kadar yoğun yaşanıyor olmasının bir nedeni de gelecek kaygısı. Rakamlar, 23-28 yaş arası gençlerin üçte birinin “hiçbir şey yapmadığını” gösteriyor. Giderek artan bu orandaki gençler ne okuyor ne çalışıyor. İşçileşmenin ve bununla birlikte kötü koşullarda çalışmaya başlamanın üniversite yıllarında gerçekleşiyor olması da henüz öğrenimine devam eden gençlik kitlelerinde kaygılara yol açıyor.

Erdoğan, toplumu açlıkla terbiye ederek kurmaya çalıştığı diktatörlük inşasında, üniversitelilere güvencesiz, geleceksiz bir yaşam vaat ediyor. Başta tıp öğrencilerinde görülen intihar vakaları olmak üzere, doğal olarak açığa çıkan gelecek kaygısı, üniversitelileri gündelik yaşamında bir sıkışmışlığa sürüklüyor.

Tüm saldırılara rağmen gençliğin özgürlük arayışı, kendisine akacak bir nehir arıyor.

16 Nisan referandumu sonuçlarında 18-27 yaş arasındaki kitlenin  en az %60’ının hayır oyu kullandığını hatırlayalım. İnşa edilmek istenen dikta rejiminin karşısında büyük bir gençlik kitlesi var. AKP iktidarıyla gençlik kitleleri arasında oluşmuş kalın bir çizgi var.

Bu çizginin kalınlığı devrimci bir enerji ile buluşacak mı? Bugün sormamız gereken en önemli sorulardan birisi bu.

Baskı duvarı

Üniversiteli öğrenci hareketine yönelik baskı duvarı, üzerine daha fazla tuğla eklenerek güçlendiriliyor. Duvar’ın yıkılabilirliği, fazlasıyla gerçekçi bir ihtimal.

Yönetenlerin artık eskisi gibi yönetemediği, ekonomik ve siyasi krizlerin her an güncel olduğu bir dönemdeyiz.  Eşitlik, özgürlük, adalet gibi en temel demokratik taleplerin gençlik kitlelerinde uyandırdığı heyecanı ve yönelimi görmeliyiz.

Üniversite gençliği pratik anlamda hareket etmediği sürece, bilince taşıdığı eleştirel düşüncenin, aydın kişiliğinin bir önemi olmayacaktır.

Oluşturulan bilgi ve enerji birikiminin pratikte sınanması gerekmektedir. Gençliğin özgürlük kavgasına olan inancı, ancak bu şekilde heyecanını ve dinamizmini kaybetmeden sürebilir.

Direnç noktaları

Dar bir alanda sıkışıp bekleyen siyaset yapma biçiminden, yayılmacı, her alana sıçrayan talepleri ve refleksleri görebilen buna uygun araç ve yöntemler geliştirebilen bir tarz oluşturulmalı. Her fakülte, sınıf, kantin, yurt ve yemekhane direnç noktaları olmalı.

Bu noktaları inşa edemediğimiz her alan fiilen dikta rejiminin ideolojik aygıtlarının saldırıları altında olacaktır.

Üniversite mücadelesinin tartıştığı üzere, gençliğin mücadelesinin kitlesel örgütlenmesini sağlayacak ortak siyasi hat ve programa ihtiyaç vardır. Kampüslerde, sokaklarda mücadele büyüdükçe ihtiyacımız olan yol, yöntem ve form kendisini oluşturacaktır.

Gençlik şimdi, 68’ den bu yana getirip Gezi ile taçlandırdığı direniş dinamiğini yeniden mayalamaktadır. İsyan dalgası yükseldiğinde, gençlik o dalganın en önünde yer alacaktır!

Share on Facebook19Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir