Gezi direnişinin mor rengi – Kader Ortakaya

İsyan, Direniş, Özgürlük, Toplumsal Özgürlük Gezi Özel sayısı, Temmuz 2013

Erkek egemen sistemin politikalarının pervasızca savunuculuğunu yapan AKP iktidarı döneminde, patriarkal politikalar artarak ve çeşitlenerek devam etti. Kadınların karşılığı, sokaklara çıkmak oldu. Gezi Parkı direnişiyle başlayan onur ve özgürlük mücadelesinde erkek egemenliğine karşı biriktirdikleri mücadele deneyimleriyle alanları kadınlar doldurdu.

Biber gazına karşı yılmadan direnen Kırmızılı Kadın ve TOMA’ya karşı korkusuzca dimdik duran Siyahlı kadın, Gezi direnişinin en önemli sembolleri oldu.

Direnişin en ön saflarında mücadele eden kadınlar, bu direnişin en önemli dinamiğidir.

Gezi direnişinde kadınlar kendilerine özgü bir anlayışla mücadele ediyor. Kadınlar, erkekleşmeden, kadın kimliğiyle var oldular alanlarda.

Yirmi birinci yüzyılın anti-kapitalist ve anti-patriarkal bir toplumsal dinamiği olarak kadınlar, Gezi direnişinde tüm direnişin karakterine etki eden güçte bir pratikle alanlarda yer aldı, alıyor.

Direnişin ilk günlerinde alanda azımsanmayacak ölçüde olan cinsiyetçi sloganlar, küfürler ve kadınları direnişin bir parçası olarak görmeyen anlayış, ilerleyen günlerde kadınların kararlı duruşları ve mücadelesiyle değişmeye başladı. Kadınların “Küfürle değil inatla diren” sloganı alanda karşılık buldu.

Kadınlar ve bir diğer önemli etki gücü olan LGBTT bireyleri “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” gibi militarist söylemlere karşı “Öldürmeyeceğiz ölmeyeceğiz, kimsenin askeri olmayacağız” sloganlarıyla direnişi etkiledi.

AKP kadınları onursuzlaştırmak, hiçleştirmek, metalaştırmak istiyor. Kadın katillerine “tahrik” indirimleri yaparak kadın cinayetlerini meşrulaştırıyor. Tecavüzlerin sebebini kimi zaman kadının kıyafetine kimi zaman kadının dışarıda olduğu saate bağlıyor. Kadını tüm toplumsal alanlardan dışlayıp eve kapatmak istiyor.

Tabii evde de rahat bırakmıyor, yatak odasına kadar müdahale edip, kaç çocuk yapacağını söylüyor. Kadını sadece kuluçkaya yatıp çocuk doğuran bir konumda görmek istiyor. Ne giyeceğinden nereye gideceğine ne zaman, ne yapması gerektiğine kadar, tüm yaşam pratiklerine müdahale ediyor.

AKP’nin Kürtajı Uludere katliamıyla özdeşleştirip, katliamı değil kürtajı yasaklama çabaları sonunda on binlerce kadın tüm ülkede sokağa dökülmüştü. Bugün gezi direnişine katılan insanların yüzde ellisinin kadın olması tesadüf değil, kadın hareketinin biriktirdiği mücadelenin sonucudur.

Kadınlar açısından da artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. AKP’nin muhafazakar, totaliter yeni rejimine karşı, tüm engelleri aşarak doğan, yeni toplumun önemli bir dinamiği olan kadınlar, Tayyipsiz, tacizsiz dünyanın, erkek egemenliğine başkaldırının, özgürlüğün tadını aldılar. Ve bu tadı çok sevdiler!

Leave a comment

Your email address will not be published.


*