Güvercin donunda şahin iradesi – Rıza ÇELİK

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

“Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.” Hrant Dink

 

Kültürel, inançsal, siyasal ve yaşamsal dinamikleri nedeniyle Aleviler, Anadolu ve çevresinde kurulmuş devletler için hep tehdit unsuru olmuş, mütemadiyen “öteki” olarak gösterilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde Osmanlıdan kurtulmuş olabilmenin sevinciyle nispeten rahat olacaklarını düşünen Aleviler, esasında gerçekte var olmayan “laiklik” söylemi ile mağdur edilmişlerdir. Cumhuriyetten sonra ritüelleri yasaklanan, laiklik kavramına rağmen filizlenen Sünni devletin tahakkümü altında kalan, yine Aleviler olmuştur. Cemleri engellenmiş, kimliklerine Hanefi-İslam yazılmış, dergâhları kapatılmıştır. Koçgiri, Dersim, Ortaca, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve Gezi’de toplu halde devletin gözü önünde, bizzat devletten güç alan yezitler tarafından katledilmişlerdir. Nefret söylemlerine maruz kalan Aleviler, hiçbir koruyucu yasa ile kendilerini güvence altında görememişlerdir.

Buraya kadar AKP öncesi Türkiye Cumhuriyeti Alevi tarihine kısaca değindik. Meramımız Alevilerin ve tüm devrimci, demokrat güçlerin bu konuya bugünkü iktidar üzerinden başlatarak değerlendirmelerinin noksan olacağını hissettirmekti. Keza üzerine kurulu temelleri faşizm olan tüm rejimlerde hükümetlerden evvel devleti ve kurulu düzeni sorgulamak esas olmalı.

AKP sonrası

Demokrasi zılgıtları ile iktidara gelen AKP, başlarda Alevilere “açılım” kavramı ile göz kırpsa da Emevi zihniyeti taşıyan ve “İmam Hüseyin karşısında Yezit’in yanındayız” diyen güruha karşı Alevi kitlesinin temkinli ve teyakkuzda olduğunu bilmeliyiz. Her ne kadar bazı yol düşkünleri Hızır Paşa sofralarına otursalar da onlar kararlı Alevi toplumunca karşılık bulamamış, temsiliyet hakkını kazanamamışlardır.

1994’te belediye başkanı iken Alevi dergahı Karacaahmet’i yıktırma girişiminde bulunan Tayyip Erdoğan başbakanlık sürecinde de “Beni Alevi savcılar yargıladı.”, “Cemevleri cümbüş evidir.” söylemleri ile Alevilere karşı kinini dile getirdiği gibi

“Alevilik Ali’yi sevmekse en büyük Alevi benim.” diyerek de hiçbir şekilde fikir sahibi olmadığı ulu bir felsefeyi, basite indirgeyecek bir dil kullanmıştır. AKP iktidarında uzmanlık, yöneticilik kadrolarından Alevi canların uzaklaştırılması da başka bir somut durumdur.

15 Temmuzun Alevilerin ruh haline etkisi

AKP’nin Gülen cemaati ile gerilimleri 15 Temmuzda zirve yaptığında Aleviler için de büyük tehditler ve tehlikeler olduğu yeniden açığa çıktı. 15 Temmuz akşamı itibariyle Türkiye’de heyecanlı ve bir o kadar da ürkütücü bir atmosfer yaşandı. Bu atmosferde darbe karşıtlığı palavraları ile milliyetçi, mukadderatçı, gerici kesim hareketlendirildi.

Tekbir ve mehteran sesleri ile ceberutluklarını hissettiren bu güruh Fethullah örgütlenmesine değil de Alevilere karşı hareketteymiş izlenimini görünür hale getirdi. Sık aralıklarla okunan ezanlar, fetih süreleri, camilerin AKP binası gibi çalıştırılması, çember sakallıların şeriat ve idam böğürtüleri önemli oranda Alevi kitlesinde “güvercin tedirginliği” oluşturdu bu süreçte. Gazi, Esenyalı, Bir Mayıs, Sarıgazi, Paşaköşkü gibi Alevi nüfusunun ağırlıkta olduğu mahallelerde taciz edici eylemler ve saldırılar “darbe” siyaseti ile, Alevi düşmanlığını yeniden yeniden alanlara taşıdı. Garip Dede, Alibeyköy, Sultanbeyli Cemevlerine yapılan saldırılar ile de Alevilere karşı tehdit sürecigiderek perçinlenmiştir.

16. asrın ilk çeyreğinde Alevilerin maruz kaldığı büyük katliamın emrini veren Yavuz Selim’in isminin katliamın beşinci yüzyılında İstanbul boğazında kurulan üçüncü köprüye verilmesi Aleviler için son derece onur kırıcı ve kabul edilemez bir durumdur.

Geçmişinde ve günümüzde ilerici, demokrat, barışçıl, hümanist felsefeleri ile Aleviler güvercin olarak görünseler de hak yememeyi, yedirmemeyi, başkaldırmayı, katliamlara ve zulme karşı amansızca mücadele etmeyi de bilirler. Bu sert atmosferde kendilerine yönelik gelen fırtınada savrulmamak için Alevi toplumu akılcı ve doğru hareket ederekkrizi atlatmayı becerecektir.

Aşk ile…

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir