Halkın Çıkış Arayışı Sürüyor – Pelin Kahiloğulları

Erdoğan, 24 Haziran seçimlerinden, muazzam güçlerle donatılmış bir yürütmenin başına geçerek çıkmış olsa da, nihai bir zafer kazanmış değil. Üstünde hareket ettiği  zemin oldukça kırılgan ve onu kuşatan krizler henüz çözülmüş değil.

İktidarın kurumsallaştırmaya çalıştığı baskıcı-otoriter rejim, kendisini halkı mülksüzleştirme ve yoksullaştırma üzerinden kuruyor. Toplumsal çürümenin ve ahlaki çöküntünün yaygınlaştığı bir toplumsallık inşa ediliyor.

Kritik kırılmalardan biri de, derinleşecek ekonomik krizin faturasının topluma yüklenmesinin yaratacağı öfkenin, iktidar tarafından şovenizme kanalize edilmesi olabilir. Şovenizmin karşısında, lokal işçi direnişlerinin yaygınlaşmasını ve bütünleşmesini örgütlemeye yoğunlaşmak gerekiyor.

Düzen içi muhalefetin sınırları

24 Haziran seçimleri bir kez daha ülkeyi yeniden kurma iddiamızı doğrulamış, düzen içi muhalefetin çıkış arayışlarının sınırlarını göstermiştir. İnce’nin mitinglerinde açığa çıkan kitlesellik, milyonların çıkış arayışının sonucudur.

Seçim gecesi, İnce’den “beklenen” açıklamanın bir türlü gelmeyişi ve  “Adam kazandı” mesajı ise, büyük bir enerji ve  moral üstünlüğü ile gecesini gündüzüne katarak çalışan milyonlarda yaşanan  “hayal kırıklığını” derinleştirdi. Ancak, 24 Haziran’a çarpan kitlelerin, şu anki  hayal kırıklığı, henüz toplumsal bir geri çekilmeye dönüşmüş değil.

HDP’nin aldığı yüzde 11,7’lik oy oranı; toplumsal güçlerin bütün zora ve baskıya rağmen inatla, direnişini sürdürmesinin sonucudur. Gezi Ayaklanmasıyla başlayan ve 7 Haziran’da da devam eden, Kürt halkıyla diğer toplumsal güçler arasındaki mesafenin giderek kapanması, 24 Haziran’da HDP’nin barajı aşması üzerinden kendini bir kez daha göstermiştir.

Kurucu irade ve demokratik program

Toplumsal güçlerin çıkış arayışını, “kurucu irade” perspektifiyle ve “gündelik yaşamın her anına müdahale etme” biçimlerini çeşitlendirerek örgütlemek zorundayız.

Haziran ayaklanmasıyla “kendiliğinden” açığa çıkan milyonların özgürlük arayışı farklı biçimlerde kendini sürdürüyor. Toplumsal güçlerin önünü açmak, sadece “direniş ve savunma” zemininde konumlanmadan, aynı zamanda kurucu bir program etrafında özneleşme zeminine sıçramakla mümkün olacak.

Kendi başına kaldığında ancak  “mağduriyetin protestosu” şeklinde kendini gösteren “kitlelerin kendiliğinden hareketleri”, aynı zamanda bulanık da olsa içinde “yeni bir yaşam” tahayyülünü de barındırıyor. Bu gizli umudu büyütmek gerekiyor.

Halkçı-devrimci özne

Sonuç olarak, seçimler sonrasında, faşizme yönelim güç kazanmış olsa da, çelişkiler  derinleşmiş ve demokratik bir cumhuriyeti kurma olasılığı da nesnel olarak kendini bir kez daha ortaya koymuştur.

Olayların karmaşıklığı, halkçı olasılığın berraklaşmasını ve örgütlenmesini zorlaştırıyor. Halkçı-devrimci bir politik özne bu zorluğun aşılmasına öncülük edebilir. Halkçı-devrimci bir gücü, ancak kitlelerin özneleşeceği yerel meclisleri, işyeri komitelerini, Alevi, kadın ve ekoloji hareketlerini örgütlemek ve birbiriyle ilişkilendirmek üzerinden doldurabiliriz.

Meclisleri örgütleme süreci ise, bir örümceğin ağlarını örmesi misali çalışacak yoğun ve özel bir emeği talep ediyor. Karanlık belirsiz günlerden çıkış, “kurtarıcı beklemeden” kendi hayatlarımızı elimize alarak  mümkün olacak.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir